

Hector

Irwin

Dakin

Posner

Timms

Rudge

Crowther

Scripps

Lockwood

Akhtar
1980'lerin Sheffield şehrinde, bir devlet lisesindeki sekiz üstün zekâlı genç, ülkenin en prestijli üniversiteleri olan Oxford ve Cambridge’in giriş sınavlarına hazırlanmaktadır. Ancak bu hazırlık süreci, sadece akademik bir yarış değil, aynı zamanda birbirine tamamen zıt eğitim felsefelerinin savaşıdır. Geleneksel ve eksantrik bir öğretmen olan Hector, eğitimi hayatın kendisi olarak görür; ona göre şiir, sanat ve edebiyat sadece ruhu beslemek içindir. Diğer tarafta ise okulun başarısını artırmak için işe alınan hırslı Irwin yer alır; o, tarihin ve bilginin sadece sınav kazanmak için kurgulanan birer pazarlama aracı olduğunu savunur.
Bu sekiz genç, bir yandan ergenliğin getirdiği kimlik arayışları, cinsel keşifler ve gelecek kaygılarıyla boğuşurken, diğer yandan bu iki öğretmenin dünya görüşü arasında kendi yollarını bulmaya çalışırlar. Bilginin ne olduğu, tarihin nasıl yorumlanması gerektiği ve eğitimin gerçek amacı üzerine dönen bu zekice kurgulanmış hikâye, izleyiciyi hem güldüren hem de melankolik bir derinliğe sürükleyen bir büyüme serüvenine dönüşüyor.
Richard Griffiths, hayat dolu ve aykırı öğretmen Hector rolünde sergilediği muazzam performansla filmin ruhunu oluşturuyor. Griffiths, karakterin hem sevecen hem de trajik yönlerini o kadar ustalıkla harmanlıyor ki, sahneleri gerçek bir editoryal derinlik kazanıyor. Karşısında ise Stephen Campbell Moore, pragmatik ve modern Irwin rolünde soğukkanlı bir zekâ sergiliyor.
Sekiz öğrenciden oluşan genç kadro ise bugün her biri yıldızlaşmış isimlerden kuruludur. Dominic Cooper, karizmatik Dakin rolünde; James Corden, neşeli Timms rolünde ve özellikle Samuel Barnett, duygusal Posner karakterinde harikalar yaratıyor. Frances de la Tour ise kadın bir tarihçi olarak erkek egemen bu ortamda rasyonel sesin temsilcisi olarak kadroyu tamamlıyor.
Yönetmen Nicholas Hytner, Alan Bennett’in çok ödüllü tiyatro oyununu sinemaya uyarlarken, eserin o keskin zekâsını ve hızlı diyalog yapısını korumayı başarıyor. The History Boys, sıradan bir okul draması değil; tarihin, edebiyatın ve cinselliğin entelektüel bir seviyede tartışıldığı bir yapım. Film, İngiliz eğitim sistemine ve Thatcher dönemi toplum yapısına ince ama sert eleştiriler getiriyor. Karakterlerin arasındaki kimya ve sınıf ortamındaki o dinamik enerji, izleyiciyi adeta o sıraların bir parçası haline getiriyor.
Edebiyata, tarihe ve İngiliz kültürüne ilgi duyan, kelimelerin gücünü seven her sinemasever bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer "Ölü Ozanlar Derneği" gibi öğretmen-öğrenci ilişkisini merkezine alan yapımları seviyorsanız, bu yapım size çok daha hınzır ve gerçekçi bir gençlik draması sunacaktır. Kaliteli senaryo ve güçlü oyunculuk arayanlar için ideal bir platform filmi seçeneği olarak öne çıkıyor.
Film, bilginin sadece "kullanışlı" olduğu sürece değerli sayıldığı modern dünyaya karşı bir başkaldırı niteliğinde. Şiirlerin ezberlenmesinin, tarihin sadece bir sınav sorusu değil, yaşanan bir an olduğunun altını çiziyor. Zekice yazılmış esprileri, hüzünlü alt metni ve genç yeteneklerin bir araya geldiği o eşsiz kadrosuyla, izleyiciye hem entelektüel bir haz hem de duygusal bir tatmin vadediyor.
Eğitim Felsefesi: Bilginin sınav için mi yoksa hayatın kendisi için mi öğrenildiği tartışması.
Tarih Yazımı: Gerçeklerin mi yoksa etkileyici anlatıların mı tarihi oluşturduğu.
Büyüme ve Kimlik: Ergenlik dönemindeki gençlerin kendilerini ve arzularını keşfetme süreci.
Vefa ve Hayal Kırıklığı: İdealist öğretmenlerin sistem içerisindeki yalnızlığı.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...