
The Italian Machine, teknoloji ve makine hayranlığının insan psikolojisi üzerindeki derin etkilerini inceleyen, David Cronenberg’in televizyon için çektiği en özgün kısa filmlerinden biridir. Hikâye, nadir bulunan ve bir mühendislik harikası olarak kabul edilen 1976 model bir Ducati 900 Desmo Super Sport motosikletin etrafında döner. Üç motosiklet tutkunu, bu "İtalyan makinesi"nin bir sanat koleksiyoneri tarafından satın alınıp oturma odasında bir heykel gibi sergilendiğini öğrenince, onu "özgürlüğüne kavuşturmak" için bir plan yaparlar.
Film, makinenin sadece mekanik bir araç olmaktan çıkıp, karakterler için neredeyse dini veya cinsel bir arzu nesnesine dönüşmesini konu alır. Cronenberg, nesnelerin insan kimliği üzerindeki tahakkümünü ve bir makineye duyulan saplantılı aşkın sınırlarını mizahi ama bir o kadar da tekinsiz bir dille anlatır. Motosiklet, filmin sessiz ama en güçlü karakteri olarak tüm olay örgüsünü domine eder.
Filmin başrollerinde Gary Reineke, Louis Del Grande ve Frank Moore yer almaktadır. Bu üçlü, motosiklet kültürüne aşırı derecede bağlı, dış dünyadan kopuk ve kendi teknik terminolojileri içinde yaşayan karakterleri büyük bir başarıyla canlandırır. Özellikle bir nesneye duyulan hayranlığın yarattığı o garip, fanatik enerjiyi izleyiciye geçirmeyi başarırlar.
Koleksiyoner rolündeki oyuncu ise makineyi işlevinden koparıp ona sadece görsel bir değer atfeden elitist bakış açısını yansıtır. Bu zıtlık, filmin çatışma noktasını oluşturur. Cronenberg, oyuncu yönetiminde bağımsız film estetiğini koruyarak, karakterlerin makinelerle kurduğu o tuhaf fiziksel ve duygusal teması ön plana çıkarır.
David Cronenberg bu yapımda, kariyerinin ilerleyen dönemlerinde Crash gibi başyapıtlarda zirveye taşıyacağı "insan-makine birleşimi" ve "teknolojik fetişizm" temalarının provasını yapar. Yönetmen, bir motosikletin estetik hatlarını bir insan bedeniymişçesine çekerek, izleyiciye nesnelerin de bir ruhu veya cinsel çekimi olabileceğini hissettirir. Tempo, karakterlerin saplantılarına uygun olarak bazen ağır bazen de mekanik bir ritimde ilerler.
Bu film, öncelikle motosiklet tutkunları ve mühendislik estetiğine ilgi duyanlar için vazgeçilmez bir seyirliktir. David Cronenberg külliyatını tamamlamak isteyen sinefiller, yönetmenin teknolojiye olan felsefi yaklaşımını anlamak için bu dram çalışmasına mutlaka vakit ayırmalıdır. Nesnelerin insan hayatındaki yerini sorgulayan sanat filmi meraklıları da yapımdan keyif alacaktır.
The Italian Machine, bir objeye duyulan tutkunun nasıl bir yaşam biçimine ve hatta bir "kurtarma operasyonuna" dönüşebileceğini görmek için izlenmelidir. Cronenberg’in makineleri sadece metal yığınları olarak değil, arzunun nesneleri olarak resmetmesi, filmi benzerlerinden ayıran en büyük özelliktir. Ayrıca 70’lerin sonundaki o kendine has atmosferi ve tasarım anlayışını yansıtması bakımından da nostaljik bir değeri vardır.
Teknolojik Fetişizm: Makineye duyulan saplantılı ve erotize edilmiş hayranlık.
İşlevsellik vs. Estetik: Bir aracın kullanılmak için mi yoksa sergilenmek için mi var olduğu tartışması.
Tutku ve Takıntı: Bir nesneye sahip olma arzusunun mantığın önüne geçmesi.
Mühendislik Harikası: İtalyan tasarımı ve mekanik kusursuzluğun yüceltilmesi.
Eğer makine ve insan arasındaki bu tekinsiz bağ ilginizi çektiyse, Cronenberg’in otomobil kazalarını ve cinselliği harmanladığı Crash filmi bir sonraki durağınız olmalıdır. Ayrıca, bir aracın merkezde olduğu ve karakterleri dönüştürdüğü Titane gibi modern yapımlar da bu temanın çağdaş örnekleridir.
Film, CBC televizyonu için çekilen "Peep Show" adlı antoloji serisinin bir parçasıdır. Cronenberg, filmde kullanılan Ducati motosikleti bizzat seçmiş ve çekimler sırasında makinenin her bir detayının, tıpkı bir insan anatomisi gibi incelenmesini istemiştir. Film, yönetmenin daha sonraki yıllarda geliştireceği "biyomekanik" estetiğin en somut ve erken örneklerinden biridir.
Evet, filmde kullanılan 1976 model Ducati 900 Desmo, o dönem için de günümüz için de oldukça nadir ve değerli bir motosiklettir.
Hayır, film bir yol veya aksiyon filmi değil; daha çok nesne odaklı bir karakter çalışması ve psikolojik bir dramdır.
Bu filmde Cronenberg, daha sonraki filmlerine kıyasla daha mizahi ve ironik bir dil kullanmış, ancak makine takıntısı gibi temel imzalarını korumuştur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...