
Belgesel
2008 yılının Noel arifesinde, Ohio eyaletinin Moraine kentindeki General Motors montaj fabrikası son kamyonunu banttan indirerek kapılarını sonsuza dek kapatır. Bu olay, sadece bir üretim tesisinin durması değil, nesiller boyu bu fabrikada çalışan 2.500 işçi ve aileleri için bir devrin sonu anlamına gelmektedir. Belgesel, fabrikanın kapanmasına giden son birkaç ayı ve işçilerin bu süreçte yaşadığı duygusal, ekonomik ve psikolojik çöküşü mercek altına alıyor.
Kameranın odağında, fabrikada on yıllarını geçirmiş, orayı sadece bir iş yeri değil, bir topluluk ve kimlik kaynağı olarak görmüş insanlar vardır. Fabrikanın devasa koridorlarındaki gürültünün yerini alan o tekinsiz sessizlik, Amerikan rüyasının sanayi bölgelerindeki yıkımını temsil eder. İşçilerin bir yandan son araçları gururla üretmeye çalışmaları, diğer yandan belirsiz bir geleceğe karşı duydukları korku, filmin dramatik yapısını oluşturur. Bu, modern sanayinin bitişine dair çekilmiş en çıplak ve samimi ağıtlardan biridir.
Bu yapım bir belgesel olduğu için başrollerde General Motors fabrikasının gerçek çalışanları yer alıyor. Yönetmenler Steven Bognar ve Julia Reichert, anlatıyı dışarıdan bir sesle kurgulamak yerine, mikrofonu tamamen işçilere bırakıyorlar. Kendi aralarındaki telsiz konuşmaları ve iş çıkışı yaptıkları hüzünlü sohbetler, filmin editoryal gücünü artırarak izleyiciyi bu trajedinin tam kalbine yerleştiriyor.
İşçilerin her biri, kaybolmakta olan bir orta sınıfın yüzü haline geliyor. Onların ellerindeki nasırlar, yüzlerindeki çizgiler ve son kamyon banttan çıkarken döktükleri gözyaşları, profesyonel bir oyuncunun taklit edemeyeceği kadar sarsıcı bir gerçeklik sunuyor. Bu "oyuncu kadrosu", emek ve sadakat kavramlarının küresel sermaye karşısındaki çaresizliğini temsil eden birer sembole dönüşüyor.
HBO yapımı olan bu eser, 2010 yılında "En İyi Kısa Belgesel" dalında Oscar adaylığı elde ederek sanayi sonrası Amerika’nın toplumsal yaralarını dünya gündemine taşımıştır. Yönetmenlik, fabrikanın içindeki devasa makinelerin mekanik güzelliği ile işçilerin insani kırılganlığı arasında harika bir denge kuruyor. Sinematografik açıdan, fabrikanın kapanışıyla birlikte solan renkler ve artan loş ışık kullanımı, bir yas atmosferini başarıyla yaratıyor. Sadece 40 dakikada, bir topluluğun kimliğini nasıl kaybettiğini anlatan bu belgesel film, ekonomik krizin kağıt üzerindeki rakamlardan çok daha fazlası olduğunu kanıtlıyor.
Ekonomi, işçi hakları ve toplumsal değişimlerle ilgilenen herkes bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer Amerikan işçi sınıfının yaşamına ve sanayi kentlerinin dönüşümüne dair gerçekçi bir dram filmi arıyorsanız, bu belgesel size aradığınız derinliği sunacaktır. Ayrıca, bir kurumun kapanışının bireysel hayatlar üzerindeki domino etkisini gözlemlemek isteyen sosyoloji ve işletme öğrencileri için de ders niteliğinde bir yapımdır.
Bu belgeseli izlemek için en önemli sebep, küreselleşmenin ve ekonomik kararların insani maliyetini tüm çıplaklığıyla görebilmektir. "Son Kamyon"un banttan iniş anı, sadece bir makinenin tamamlanması değil, bir yaşam biçiminin cenaze töreni gibidir. İnsanın emeğine duyduğu saygıyı ve iş arkadaşları arasındaki o sarsılmaz bağı görmek, izleyiciye aidiyet kavramı üzerine yeniden düşündürtüyor. Duygusal yoğunluğu oldukça yüksek olan bu yapım, izleyiciyi modern dünyanın acımasız gerçekleriyle yüzleştiriyor.
Emeğin Değeri: On yıllarca aynı fabrikaya hizmet etmiş insanların işlerine duydukları tutku ve bağlılık.
Ekonomik Yıkım: Küresel krizin küçük bir kasabanın sosyal dokusunu nasıl kökten değiştirdiği.
Belirsizlik ve Yas: İşini kaybetmenin sadece maddi bir kayıp değil, aynı zamanda bir kimlik kaybı olarak işlenmesi.
Eğer bu belgeselin işçi sınıfı temalı anlatımını sevdiyseniz, aynı yönetmenlerin bu hikayenin devamı niteliğindeki Oscar ödüllü American Factory belgeselini kesinlikle izlemelisiniz. Benzer bir sanayi yıkımını ve ekonomik mücadeleyi konu alan Roger & Me veya kurgusal bir dille işçi haklarını savunan Norma Rae da ilginizi çekebilecek güçlü alternatiflerdir.
Yönetmenler Bognar ve Reichert, çekimleri yapabilmek için fabrika yönetimine girmeden önce işçilere gizlice küçük el kameraları vererek fabrika içinden nadir görüntüler elde etmişlerdir.
Filmde bahsi geçen Moraine tesisi, kapandıktan yıllar sonra bir Çinli cam şirketi (Fuyao) tarafından satın alınmış ve bu süreç "American Factory" belgeseline konu olmuştur.
Belgesel prömiyerini yaptığı dönemde, General Motors'un iflasın eşiğinden dönüşü Amerikan medyasında en çok konuşulan konulardan biriydi.
2008 yılındaki ekonomik kriz sırasında akaryakıt fiyatlarının artması ve büyük araçlara (SUV) olan talebin düşmesi sonucu General Motors, maliyetleri düşürmek amacıyla bu fabrikayı kapatma kararı almıştır.
Filmde, işçilerin bir kısmının emeklilik haklarını alabildiği ancak çoğunun çok daha düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda kaldığı veya uzun süre işsiz kaldığı vurgulanmaktadır.
Evet, film genel olarak bir veda ve yas atmosferine sahiptir ancak işçilerin birbirine olan desteği ve dayanışması hikayeye umut verici bir insani sıcaklık katar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...