Oscar
Akademi Ödülleri (Oscar)

Dram
The Neighbors' Window, New York’ta yaşayan, çocuklu ve rutin hayatın yorgunluğunu omuzlarında taşıyan orta yaşlı bir çiftin hikâyesine odaklanıyor. Alli, eşi ve çocuklarıyla paylaştığı evinde günlerini ev işleri ve çocuk bakımıyla geçirirken, hemen karşı binadaki dairelerine yeni taşınan genç bir çiftin hayatını fark eder. Karşı dairedeki bu genç sevgililer, Alli’nin kaybettiğini düşündüğü tutkuya, özgürlüğe ve enerjiye sahiptir. Üstelik perdeleri asla kapatmamaktadırlar.
Alli, karşı pencereden gördüğü bu parıltılı hayatı adeta bir televizyon dizisi izler gibi takip etmeye başlar. Kendi hayatının karmaşası ve yorgunluğuyla, karşıdakilerin kaygısızlığı arasında sürekli bir kıyaslama yapar. Ancak zaman ilerledikçe, camın ardındaki o mükemmel görünen hayatın da kendi içinde trajediler ve kırılmalar barındırdığı ortaya çıkar. Film, gözetleme eyleminin sadece başkasının hayatına bakmak değil, aslında kendi hayatımıza dair bir projeksiyon tutmak olduğunu sarsıcı bir finalle gösterir.
Filmin başrolünde Alli karakterine hayat veren Maria Dizzia, bir annenin tükenmişliğini, kıskançlığını ve nihayetindeki derin şefkatini sadece bakışlarıyla izleyiciye geçirmeyi başarıyor. Eşi rolündeki Greg Keller ile olan kimyası, yıllanmış bir evliliğin getirdiği o tanıdık ama yorgun dinamiği son derece doğal bir şekilde yansıtıyor.
Genç komşular rolündeki oyuncular, hikâyenin başında Alli için birer "nesne" veya "hayal" gibidir. Ancak hikâyenin kırılma noktasında sergiledikleri performans, filmin duygusal yükünü zirveye taşıyor. Karakterlerin hiçbirinin abartılı tepkiler vermemesi, yönetmen Marshall Curry’nin gerçekçi anlatım dilini destekleyen en güçlü unsurlardan biri.
Akademi Ödülleri'nde En İyi Kısa Film Oscar'ını kazanan The Neighbors' Window, insan doğasının en temel duygularından biri olan "başkalarının hayatına özenme" temasını ustalıkla işliyor. Marshall Curry, belgesel kökenli bir yönetmen olmanın verdiği avantajla, sahneleri son derece samimi ve müdahalesiz bir atmosferde kurgulamış. Filmin görsel dili, iki pencere arasındaki mesafeyi hem bir bağ hem de aşılmaz bir duvar gibi hissettiriyor. Modern dünyanın bireylerini hapsettiği o izole apartman dairelerinde, aslında ne kadar benzer yaralara sahip olduğumuzu 20 dakikalık bir sürede anlatabilmesi takdire şayan.
Günlük hayatın sıradanlığından bunalan, "başka hayatlar daha mı güzel?" sorusunu kendine soran herkes bu filmi izlemeli. İnsan ilişkilerindeki incelikleri ve dramatik ironiyi seven dram filmleri tutkunları için bu kısa film, uzun metrajlı birçok yapımın veremediği derinliği sunuyor. Özellikle ebeveynlik yorgunluğu yaşayan veya hayatının bir aşamasında durup "nereye gidiyorum?" diyen izleyiciler Alli ile güçlü bir bağ kuracaktır.
Bu filmi izlemek için en geçerli neden, perspektifinizi değiştirecek o çarpıcı final sahnesidir. The Neighbors' Window, bize dışarıdan görünenin her zaman gerçeği yansıtmadığını ve her insanın kendi gizli savaşlarını verdiğini hatırlatıyor. Kısa süresine rağmen senaryosundaki matematik kusursuz işliyor ve izleyiciyi büyük bir vicdani hesaplaşmayla baş başa bırakıyor. Duygusal katarsisi bu kadar güçlü olan çok az kısa film bulunmaktadır.
Gözetlemecilik (Voyeurism): Başkalarının mahremiyetine bakmanın yarattığı yapay yakınlık hissi.
Kıyaslama ve Kıskançlık: Kendi eksikliklerimizi başkalarının vitrinleri üzerinden tanımlama.
Yaşam Döngüsü: Gençliğin sınırsızlığı ile yetişkinliğin sorumlulukları arasındaki zıtlık.
Empati: Pencerenin diğer tarafında ne olduğunu gerçekten anladığımızda değişen duygular.
Eğer gözetleme ve insan ilişkileri temalı bu dramı sevdiyseniz, bir klasik olan Alfred Hitchcock imzalı Rear Window (Arka Pencere) filmini mutlaka izlemelisiniz. Modern bir perspektiften benzer bir merak duygusunu işleyen The Girl on the Train de ilginizi çekebilir. Daha duygusal ve ailevi bir yerden bakmak isterseniz, evlilik ve yaşam sorgulamaları içeren Marriage Story gibi dram filmleri de bu listenin bir parçası olabilir.
Film, 92. Akademi Ödülleri'nde En İyi Canlı Aksiyon Kısa Film dalında Oscar kazanmıştır.
Yönetmen Marshall Curry, aslında belgesel projeleriyle tanınan bir isimdir; bu onun ilk kurgusal kısa film denemesidir.
Hikâye, Diane Weipert'in bir podcast yayınında anlattığı gerçek bir yaşam deneyiminden esinlenerek kaleme alınmıştır.
Film, New York City'nin Manhattan bölgesinde, gerçek bir apartman dairesinde ve sokaklarında çekilmiştir.
Filmin sonu, Alli’nin özendiği hayatın aslında bir trajedi barındırdığını ve karşı penceredeki kadının da Alli’nin "normal ve kalabalık" hayatına özendiğini göstererek, sahip olduklarımıza şükretmeyi ve yargılamadan önce empati kurmayı anlatır.
Hayır, film Diane Weipert’in başından geçen gerçek bir olaydan yola çıkılarak hazırlanan bir radyo programı (Love + Radio) anlatısından senaryolaştırılmıştır.
Akademi Ödülleri (Oscar)
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...