
Türk eğitim tarihinin en özgün projelerinden biri olan Köy Enstitüleri’nin hüzünlü ve umut dolu hikayesini beyazperdeye taşıyan Toprağın Çocukları, izleyiciyi 1940’lı yılların Türkiye’sine götürüyor. Savaşın yıkıcı etkilerinin hissedildiği bir dönemde, topraktan öğrenen ve üreten bir neslin nasıl inşa edildiğini etkileyici bir dille anlatan film, toplumsal belleğimize bir selam gönderiyor.
Filmin merkezinde, eğitimin sadece kitaplarda değil, hayatın tam içinde olduğuna inanan idealleri yüksek öğretmenler ve öğrenciler yer alıyor. Toprağın Çocukları, bir yandan bozkırın ortasında yükselen bir eğitim kalesini resmederken, diğer yandan bu kaleyi yıkmak isteyen önyargılara ve siyasi baskılara karşı verilen onurlu mücadeleyi konu ediniyor.
Hikaye, bir çingene kampına yapılan baskından kaçan Karika’nın enstitüye sığınmasıyla derinleşiyor. Bu sığınış, enstitünün sadece bir okul değil, aynı zamanda her türlü ayrımcılığa karşı duran bir vicdan merkezi olduğunu kanıtlıyor. Toprağın Çocukları boyunca karakterlerin arasındaki dayanışma, izleyiciye "insan olmanın" gerçek anlamını hatırlatıyor.
Köy Enstitüleri’nin kapatılma sürecine ve bu sürecin yarattığı toplumsal boşluğa odaklanan yapım, tarihin tozlu sayfalarını aralıyor. Toprağın Çocukları, finale doğru ilerlerken bir sistemin nasıl sona erdirildiğini değil, o sistemin yetiştirdiği ruhun nasıl ölümsüz kaldığını vurguluyor. Görsel atmosferi ve güçlü oyunculuklarıyla bu film, geçmişten bugüne bir köprü kuruyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...