Animasyon
Film, yaratılışın başına bir yolculukla başlar. Tanrı (veya yaratıcı bir güç), dünyayı; bitkileri, hayvanları ve doğanın tüm renklerini mükemmel bir denge içinde yaratır. Ancak bu tablonun içine İnsan dahil olduğunda işler değişir:
Sahiplenme Tutkusu: İnsan, doğadaki güzellikleri takdir etmek yerine onlara sahip olmak ister. Kuşun kanadına, çiçeğin rengine, güneşin ışığına el koymaya çalışır.
Denge ve Kaos: İnsan her şeyi "kendi malı" yapmaya çalıştıkça, doğanın o büyüleyici bütünlüğü bozulur. İnsanın her şeyi istemesi (Tout - Hepsi), sonunda koca bir hiçliğe (Rien - Hiç) yol açma riski taşır.
Görsel Şölen: Frédéric Back, bu hikayeyi renkli kalemler ve pastel boya dokusunu andıran, sürekli akış halindeki o meşhur "yaşayan tablo" tarzıyla anlatır.
Görsel Estetik: Frédéric Back'in tarzı, animasyonu bir filmden ziyade, hareket eden bir sanat galerisine dönüştürür. Çizimlerdeki yumuşak geçişler ve ışık kullanımı benzersizdir.
Evrensel Mesaj: Hiç diyalog içermediği için dil bariyerini tamamen ortadan kaldırır. Çocuklardan yetişkinlere kadar herkesin anlayabileceği, çevreci ve felsefi bir mesaj verir.
Ders Niteliğinde: Tüketim toplumu ve insanın doğayla olan yıkıcı ilişkisi üzerine çekilmiş en zarif eleştirilerden biridir.
Sanatsal animasyon tutkunları, çevreciler ve "az aslında çoktur" felsefesine ilgi duyanlar için bu yabancı film bir başyapıttır. Frédéric Back'in daha sonra Oscar alacak olan efsanevi eseri L'homme qui plantait des arbres (Ağaç Diken Adam) filminin de estetik temellerini bu filmde görebilirsiniz.
Frédéric Back, bu filmin çizimlerini tek başına, binlerce asetat kağıdı üzerine büyük bir sabırla yapmıştır. Onun animasyonları, dijital efektlerin soğukluğundan uzak, insan ruhunun sıcaklığını taşıyan birer el emeğidir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...