
Komedi, Dram

Mary Jo Walker

Ava Walker

Dan Miller

Jack Ranson

Laurie Pendleton

Ginger

Mr. Cummings

Mrs. Boman

Zoe Broussard

Adam Riley
Mary Jo Walker, aşk hayatında dikiş tutturamayan, her ayrılık sonrası eşyalarını arabasına yükleyip kızıyla birlikte başka bir şehre taşınan "göçebe" ruhlu bir annedir. Hayatı boyunca kötü erkek seçimleri yapmış olan Mary Jo, son ilişkisi de şiddetle sona erince, 12 yaşındaki kızı Jackee’yi yanına alarak bir kez daha yollara düşer. Bu kez durakları, California’nın güneşli ve yeni başlangıçlar vaat eden sahil kasabalarından biridir.
Mary Jo, yerleştiği bu yeni yerde bir yandan düzgün bir iş bulmaya çalışırken, diğer yandan her zaman yaptığı hatayı tekrarlayıp kendini yeni bir aşkın kollarında bulur. Ancak bu sefer kızı Jackee, annesinin bu bitmek bilmeyen kaçış ve yeniden başlama döngüsünden yorulmuştur. Küçük yaşta yetişkin bir kadının olgunluğuna erişen Jackee, annesinin hatalarıyla yüzleşmesini sağlarken, ikili arasındaki bağ hem sarsılır hem de güçlenir.
Film, Amerikan taşrasının tozlu yollarında geçen bir büyüme hikayesidir. Sadece Jackee’nin çocukluktan genç kızlığa geçişini değil, Mary Jo’nun da annelik ve birey olma arasındaki dengeyi bulma mücadelesini samimi bir dille işler. Bu dram yüklü yol hikayesi, kök salmaya çalışan ama rüzgarın önündeki çalılar (tumbleweeds) gibi savrulan iki kadının portresini çizer.
Janet McTeer, Mary Jo rolündeki enerjik, fevri ve son derece insani performansıyla filmi sırtlıyor. McTeer, karakterinin hem sinir bozucu hatalarını hem de derin şefkatini o kadar dengeli yansıtıyor ki, bu rolüyle En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar adaylığı ve Altın Küre ödülü kazanmıştır. Aktris, Güney aksanı ve kendine has tavırlarıyla karaktere eşsiz bir otantiklik katıyor.
Jackee rolünde karşımıza çıkan Kimberly J. Brown ise, annesinin aksine ayakları yere basan ve erken büyümek zorunda kalan çocuk karakterinde harikalar yaratıyor. Annesiyle girdiği çatışmalar ve sessiz kabullenişleri, filmin duygusal omurgasını oluşturuyor. Yardımcı rollerde ise Gavin O'Connor, sadece yönetmen koltuğunda oturmakla kalmayıp Mary Jo'nun hayatındaki "yeni adam" olarak hikayeye gerilim ve gerçekçilik katıyor.
Yönetmen Gavin O'Connor, bu bağımsız yapımda izleyiciye cilasız ve dürüst bir hayat dilimi sunuyor. Film, Hollywood’un parıltılı anne-kız hikayelerinden ziyade, mutfaktaki faturalardan ve kirli çamaşırlardan beslenen bir gerçekliğe sahip. El kamerası kullanımı ve doğal ışık tercihleri, izleyiciyi bu yolculuğun bir parçası haline getiriyor. Filmin temposu, yolun ve yaşamın akışı gibi bazen hızlanıp bazen yavaşlayarak seyirciyi karakterlerin ruh haline ortak ediyor.
Anne-kız ilişkilerinin karmaşıklığını sevenler, güçlü kadın karakterlerin yer aldığı bağımsız sinema örneklerinden hoşlananlar bu filmi kaçırmamalıdır. Hayata sıfırdan başlamanın zorluklarını ve aile bağlarının test edildiği süreçleri merak eden izleyiciler için bu aile filmi oldukça etkileyici bir deneyim sunacaktır. Ayrıca Janet McTeer'in ödüllü performansını merak eden sinemaseverler için de gerçek bir oyunculuk dersi niteliğindedir.
Tumbleweeds, mükemmel olmayan insanların hikayesini anlattığı için izlenmelidir. Mary Jo, bir kahraman değil; hataları, korkuları ve yanlış tercihleri olan biridir. Filmin, karakterlerini yargılamadan sadece oldukları gibi sunması onu çok daha samimi kılıyor. 90’lı yılların sonunda bağımsız sinemanın en samimi örneklerinden biri olması ve insanı hem güldürüp hem de hüzünlendiren yapısı nedeniyle izlenmeye değer.
Kaçış ve Yeni Başlangıçlar: Sorunlardan uzaklaşmak için sürekli yer değiştirmenin bir çözüm olup olmadığı.
Anne-Kız Dinamiği: Rollerin bazen değiştiği, annenin çocuklaştığı kızın ise yetişkinleştiği bir ilişki biçimi.
Bağımsızlık: Bir kadının erkek figürlerinden bağımsız olarak kendi kimliğini inşa etme çabası.
Kök Salma Arzusu: Sürekli hareket halinde olan bir ruhun, bir yere ait olma ihtiyacıyla çatışması.
Bu dokunaklı yol ve büyüme hikayesini beğendiyseniz, şu filmleri de sevebilirsiniz:
Anywhere But Here (Buradan Çok Uzakta): Benzer bir anne-kız çatışmasını ve büyük şehre göç hikayesini işleyen bir dram filmi.
Lady Bird: Anne ve kız arasındaki çatışmalı ama sevgi dolu bağı modern bir dille anlatan bir başyapıt.
Mermaids: Özgür ruhlu bir anne ve onun hayatına ayak uydurmaya çalışan kızlarının 60’lı yıllarda geçen öyküsü.
Film, yönetmen Gavin O'Connor'ın eski eşi Angela Shelton'ın kendi çocukluk anılarından esinlenerek yazdığı bir hikayeye dayanmaktadır. Janet McTeer, rolü için çekimlerden önce haftalarca Amerika'nın güney eyaletlerinde vakit geçirmiş ve yerel halkın konuşma biçimlerini incelemiştir. Film, Sundance Film Festivali'nde gösterildiğinde büyük övgü almış ve bağımsız sinemanın o yılki en parlak işlerinden biri olarak kabul edilmiştir.
Evet, film Angela Shelton’ın kendi yaşam öyküsünden ve annesiyle olan anılarından yola çıkılarak senaryolaştırılmıştır.
Mary Jo, biten ilişkilerinin yarattığı duygusal yıkımla başa çıkamadığı için fiziksel olarak uzaklaşmanın ona iyi geleceğine ve her yeni şehrin yeni bir umut olduğuna inanmaktadır.
"Tumbleweeds", rüzgarın etkisiyle kopup yollarda yuvarlanan çalı toplarıdır; bu, filmde kökü olmayan ve rüzgarın (hayatın) peşinde oradan oraya savrulan karakterleri simgeler.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...