
Leon Fleisher, 1950’lerin ve 60’ların başında dünyanın en büyük piyanistlerinden biri olarak görülüyordu. Ancak 30’lu yaşlarının ortasında, sağ elindeki iki parmağı istemsizce bükülmeye başladı. Bu durum, bir müzisyen için kariyerinin ve kimliğinin ölümü demekti.
Belgesel; Fleisher'ın intiharın eşiğine gelişini, pes etmeyerek sadece sol eli için yazılmış eserleri çalmaya ve orkestra yönetmeye yönelişini anlatır. Ancak asıl mucize, on yıllar sonra gelen botoks tedavisi ve terapi seanslarıyla başlar. Fleisher'ın 2000'li yıllarda, 40 yıl aradan sonra piyanonun başına geçip sağ elini tekrar tuşlara koyduğu o an, belgeselin en yüksek duygusal noktasıdır.
Kayıp ve Kabulleniş: Film, bir sanatçının en büyük aracını kaybetmesiyle yaşadığı yas sürecini ve bu engeli nasıl bir "öğretmen" olarak kabul ettiğini çok samimi bir dille aktarır.
Müzikal Deha: Fleisher’ın sadece bir icracı değil, bir müzik felsefecisi olduğunu; öğrencilerine ders verirken müziği nasıl bir yaşam biçimi olarak anlattığını görürüz.
Görsel ve İşitsel Şölen: Yönetmen Nathaniel Kahn, Fleisher'ın çaldığı eserleri (özellikle Brahms ve Bach) hikâyenin ruhuna öyle bir işler ki, belgesel adeta bir senfoniye dönüşür.
Oscar Adaylığı: 79. Akademi Ödülleri'nde (2007) "En İyi Kısa Belgesel" dalında aday gösterilmiştir.
Eleştirmen Notu: Film, sadece bir başarı hikâyesi olduğu için değil, trajediyi büyük bir zarafetle ve haysiyetle işlediği için büyük övgü almıştır.
Asla Pes Etmemek Üzerine: Hayatta karşınıza çıkan en büyük engellerin bile, tutkunuzun önüne geçemeyeceğini kanıtlayan bir örnek görmek için.
Klasik Müzik Tutkunları İçin: Piyano dünyasının en büyük efsanelerinden birini yakından tanımak ve bir sanatçının elleriyle olan o kutsal bağını anlamak için.
İlham Almak İçin: 40 yıllık bir bekleyişin ardından gelen o büyük zaferin tadına ortak olmak için.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...