
Komedi

Rıfkı

Satılmış Ağa

Armutlulu Hasan

Nuriye

Kahveci Rıza

Kötürüm Ahmet

Sabri

Hamza

Mustafa

Ahmet Efendi
Üç Kağıtçı, ölen babasından kalan mirası almak için Almanya’dan köyüne dönen Rıza’nın, köylülerin saflığı ve kendi hınzır zekasıyla birleşen olaylar silsilesini anlatır. Köye adım attığı andan itibaren başına gelen ilginç tesadüfler, köylüler tarafından Rıza’nın "keramet sahibi" biri olduğu şeklinde yorumlanır. Yağmur duasına çıktıklarında yağmurun yağması, felçli bir adamın aniden ayağa kalkması gibi olaylar, Rıza’yı bir anda köyün en hürmet edilen figürü haline getirir.
Ancak Rıza, bu durumu kendi lehine kullanmaya karar verdiğinde işler daha da karmaşık bir hal alır. Köyün düzenbaz belediye başkanı ve çıkarcı zenginleriyle karşı karşıya gelen Rıza, onların oyunlarını kendi yöntemleriyle bozmaya başlar. Film, inanç sömürüsünü, cehaleti ve siyasi yozlaşmayı merkezine alırken, izleyiciye adaletin bazen en beklenmedik yollarla tecelli edebileceğini gösterir. Rıza’nın "üç kağıtçı" yaftasından kurtulup halkın sevgilisi olma süreci, Türk sinemasının en eğlenceli yolculuklarından biridir.
Kemal Sunal, Rıza (veya köylülerin deyimiyle Rıza Efendi) rolünde, kurnazlık ve saflık arasındaki o ince çizgide yine harikalar yaratıyor. Sunal’ın, insanların kendisine yüklediği kutsallık karşısındaki şaşkınlığı ve sonrasında bu durumu ustalıkla yönetmesi, onun oyunculuk yeteneğinin ne kadar geniş bir yelpazeye sahip olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Filmin kadrosunda yer alan Ünal Gürel, canlandırdığı "Karbonat Erol" karakteriyle kabadayı parodilerinde zirve yaparken; Nizam Ergüden ve Reha Yurdakul gibi usta isimler, taşra bürokrasisinin ve yerel güç odaklarının karikatürize edilmiş hallerini başarıyla sunuyor. Kadın başrolde Rıza'nın gönlünü kaptırdığı karakteri canlandıran oyuncular da hikayenin romantik ve insani yönünü tamamlıyor.
Natuk Baytan’ın yönettiği bu yapım, Türk sinemasında toplumsal hiciv ve absürt komedinin en yetkin örneklerinden biridir. Baytan’ın hızlı anlatımı ve Kemal Sunal’ın halkın içinden gelen enerjisi, filmi sadece bir güldürü olmaktan çıkarıp derin bir sistem eleştirisine dönüştürür. Üç Kağıtçı, insanların mucizelere olan ihtiyacını ve bu ihtiyacın nasıl suistimal edilebileceğini, izleyiciyi hiç sıkmadan ve sürekli güldürerek anlatmayı başarır.
Köy hayatının samimiyetini, Kemal Sunal’ın zekice kurgulanmış esprilerini ve toplumsal ironileri seven herkes bu filmi mutlaka izlemeli. Özellikle inanç ve otorite kavramlarının mizahi bir dille nasıl ele alındığını merak edenler için bu yapım bir kült film niteliğindedir. Nostaljik bir Türkiye tablosu görmek isteyenler için de görsel bir arşiv gibidir.
Film, izleyiciye "insanların neye inanmak istiyorlarsa onu gördükleri" gerçeğini çok eğlenceli bir yoldan anlatır. Rıza'nın hiçbir çabası yokken "ermiş" ilan edilmesi, toplum psikolojisi üzerine yapılmış en iyi sinematik gözlemlerden biridir. Ayrıca Natuk Baytan’ın o meşhur aksiyonlu ve bol koşturmalı sahneleri, filmin temposunu bir an bile düşürmez.
İnanç İstismarı: Halkın saflığının çıkarcılar tarafından nasıl kullanıldığı.
Tesadüflerin Gücü: Hayatın akışını değiştiren beklenmedik olaylar.
Siyasi Yozlaşma: Yerel yönetimlerdeki çıkar çatışmaları ve rüşvet çarkı.
Kurnazlık vs. Dürüstlük: Rıza’nın zekasının köylülerin saflığıyla çarpışması.
Bu filmin sunduğu taşra mizahını ve inanç eleştirisini beğendiyseniz, yine bir Kemal Sunal klasiği olan Zübük veya sahte şeyhlik konusunu işleyen Şendul Şaban gibi yapımları izleyebilirsiniz. Ayrıca Natuk Baytan yönetmenliğindeki Sakar Şakir, benzer bir "bahtsız kahraman" ve absürt olaylar zinciri sunar.
Filmin çekimleri İstanbul'un çeşitli köylerinde gerçekleştirilmiş ve köylülerin birçoğu figüran olarak sahnelerde yer almıştır. "Karbonat Erol" karakterinin sahneleri, o dönem sinemada çok popüler olan kabadayı tiplemelerine bir gönderme olarak kurgulanmıştır. Film, yayınlandığı dönemde olduğu gibi bugün de her televizyonda gösterildiğinde yüksek reyting almaya devam eden nadir yapımlardan biridir.
Hayır, Rıza sadece mirasını almaya gelen sıradan biridir; yaşadığı tüm "mucizeler" tamamen tesadüflerden ve şanslı zamanlamalardan ibarettir.
Ünal Gürel tarafından canlandırılan Karbonat Erol, kabadayı görünümlü ama aslında Rıza karşısında çaresiz kalan, filmin en ikonik komedi unsurlarından biridir.
Film, 1980'lerin başındaki Türkiye’nin köy yaşantısını, geçim sıkıntısını ve insanların kurtarıcı bekleme psikolojisini yansıtmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...