
Uçak mühendisi Kyle Pratt (Jodie Foster), eşinin ani ölümünün ardından cenazesini ve 6 yaşındaki kızı Julia'yı yanına alarak Berlin'den New York'a gitmek üzere son derece gelişmiş bir yolcu uçağına biner. Kyle, uçuş sırasında kısa bir süre uyuyakalır ve uyandığında kızının yanında olmadığını fark eder.
Ancak asıl kabus şimdi başlamaktadır:
Uçaktaki hiçbir yolcu Julia'yı gördüğünü hatırlamamaktadır.
Mürettebatın elindeki yolcu listesinde Julia'nın adı kayıtlı değildir.
Hatta Julia'nın uçağa bindiğine dair hiçbir güvenlik kamerası kaydı bulunamamaktadır.
Kyle, kederden dolayı aklını mı yitirmiştir yoksa uçağın içinde dahice planlanmış bir komplo mu dönmektedir? 30 bin feet yükseklikte, kaçacak hiçbir yer yokken Kyle, kızını bulmak için hem mürettebata hem de kendi zihnine karşı savaşmak zorundadır.
Jodie Foster (Kyle Pratt): Panik ve kararlılık arasındaki ince çizgide muazzam bir performans sergiliyor. Foster'ın zekası ve fiziksel enerjisi filmi sürüklüyor.
Peter Sarsgaard (Gene Carson): Uçaktaki hava polisi rolünde. Kyle'a yardım etmeye çalışan ama bir yandan da onun akıl sağlığından şüphe eden karakteriyle gizemli bir hava katıyor.
Sean Bean (Kaptan Rich): Uçağın kaptan pilotu olarak disiplinli ama vicdanlı bir duruş sergiliyor (Ve şaşırtıcı bir şekilde, Sean Bean bu filmde ölmüyor!).
Matt Bomer: Kariyerinin başlarındaki aktör, uçuş görevlilerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Klostrofobi ve Gerilim: Uçağın devasa ama bir o kadar da sıkışık iç yapısı, bir labirent gibi kullanılıyor. James Horner’ın gerilim dolu müzikleri bu atmosferi körüklüyor.
Psikolojik Oyun: Film, ilk yarısında izleyiciyi ana karakterin gerçekten delirdiğine ikna etmeye o kadar yaklaşıyor ki, gizem çözülene kadar nefesinizi tutuyorsunuz.
Hitchcock Esintileri: Film, Alfred Hitchcock’un "The Lady Vanishes" (Kaybolan Kadın) temasına modern ve teknolojik bir selam duruyor.
Uçak Mühendisliği: Başkarakterin bir mühendis olması, uçağın gizli bölmelerini ve teknik detaylarını olay örgüsüne dahil ederek filmi standart aksiyonlardan ayırıyor.
Yas ve Gerçeklik: Ağır bir kayıp yaşayan bir insanın algılarının ne kadar güvenilir olduğu.
Güven ve Otorite: Kalabalıklar içinde yalnız kalmak ve sistem size "yanılıyorsun" dediğinde kendi doğruna tutunmak.
Anne İçgüdüsü: Bir annenin evladını korumak için dünyayı (veya koca bir uçağı) karşısına alma gücü.
Filmdeki kurgusal uçak E-474, devasa boyutlarıyla o dönem henüz hizmete girmemiş olan Airbus A380'den ilham alınarak tasarlanmıştır. Uçağın iç tasarımı, hikâyedeki saklambaç oyununa hizmet edecek şekilde özel olarak inşa edilmiştir.
Toplam 1 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...