
Film, iki ana karakterin yollarının kesişmesiyle başlar: Biri hayatının baharında ama amansız bir hastalıkla mücadele eden genç bir kadın, diğeri ise hayattan umudunu kesmiş, geçmişin yüklerini taşıyan bir adamdır. Karakterler, bir hastane odasında veya bir tedavi sürecinde değil, adeta kaderin bir cilvesi olarak hayatın tam "kıyısında" bir araya gelirler.
Hikâye, ölüme bu kadar yakınken birbirlerine nasıl tutunduklarını ve birbirlerinin dünyasını nasıl değiştirdiklerini işler. Film boyunca karakterlerin içsel yolculuklarına, geçmişteki pişmanlıklarına ve geleceğe dair (kısa da olsa) besledikleri hayallere tanık oluruz. Umudun Kıyısında, sadece bir hastalık dramı değil, aynı zamanda insanın en karanlık anında bile bir ışık bulabileceğine dair umut dolu bir mesaj taşır.
Filmin başrollerinde Levent Sülün, Gülşah Çomoğlu, Ümit Acar ve Burçin Abdullah yer alıyor. Oyuncu kadrosu, dramın gerektirdiği o ağır ve duygusal atmosferi başarıyla sırtlanıyor.
Özellikle başrol oyuncularının arasındaki kimya, filmin inandırıcılığını artıran en önemli unsurlardan biri. Karakterlerin acılarını abartıya kaçmadan, samimi bir dille yansıtmaları, izleyicinin karakterlerle empati kurmasını kolaylaştırıyor. Ümit Acar gibi deneyimli isimlerin varlığı ise filme oyunculuk açısından bir ağırlık ve derinlik katıyor.
Yönetmenliğini Haydar Işık’ın üstlendiği yapım, görsel dil olarak sakin ve melankolik bir yapı benimsemiş. 2017 yapımı bu film, Türk sinemasındaki klasik "hastalık ve gözyaşı" temasını, karakterlerin birbirine verdiği manevi destek üzerinden daha naif bir yerden işlemeye çalışıyor. Müzikleri ve doğa manzaralarıyla desteklenen atmosfer, izleyiciye hüzünlü ama bir o kadar da huzurlu bir seyir deneyimi sunuyor.
Hayatın anlamını sorgulayan ve "ikinci şans" temalı hikâyeleri sevenler.
Duygusal yoğunluğu yüksek, mendil ıslatan dramlardan hoşlananlar.
İnsan ilişkilerinin iyileştirici gücüne inanan sinemaseverler.
Filmi izlemek için en büyük sebep, sunduğu samimiyettir. Büyük prodüksiyonlardan ziyade, insanın iç dünyasına dokunan küçük ama anlamlı bir hikâye vaat ediyor. Kaybetmek üzereyken kazanılan dostlukların ve son ana kadar süren yaşam mücadelesinin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatması açısından değerli bir yapım.
Yaşam ve Ölüm: Hayatın kısalığı ve her anın değeri.
Yalnızlık ve Paylaşım: İnsanın en zor anında bir "yoldaş" arayışı.
Affetmek: Geçmişle barışmanın verdiği huzur.
Bu filmin yarattığı duygusal atmosferi sevdiyseniz; Aynı Yıldızın Altında (The Fault in Our Stars) veya yerli sinemadan Hadi Be Oğlum gibi baba-evlat ya da hastalık eksenli dramlara göz atabilirsiniz.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...