
Dram

Mario
Ernesto

Hans

Ana

Nelda

Andrada

Zamora

Silvia
Luciana

Juan
Film, Madrid'de yaşayan Ernesto'nun, çocukluğunun geçtiği Arjantin'in ücra bir vadisine geri dönmesiyle başlar. Ernesto'nun zihninde canlanan anılar bizi 1970'lere, askeri diktatörlük sonrası döneme götürür. Ernesto'nun babası Mario, idealist bir öğretmendir ve eşi Ana ile birlikte köylüleri bir kooperatif çatısı altında birleşmeye, haklarını aramaya teşvik etmektedirler.
Bu sakin vadideki yaşam, bölgeye bir baraj yapımı için gelen jeolog Hans'ın ziyaretiyle sarsılır. Hans, modern dünyayı ve pragmatizmi temsil ederken; Mario, toprağa ve adalete olan inancın sembolüdür. Film, bir yandan Ernesto'nun ergenliğe girişini ve dünyayı tanıma sürecini anlatırken, diğer yandan "bir yerin" sadece coğrafi bir nokta mı yoksa uğruna savaşılan değerler bütünü mü olduğunu sorgular.
José Sacristán, İspanyol jeolog Hans rolünde soğukkanlı ve etkileyici bir performans sergiliyor. Ancak filmin asıl kalbi, idealist baba Mario'yu canlandıran Federico Luppi ve onun güçlü, bilge eşi Ana rolündeki Leonor Benedetto'dur. Genç Ernesto rolündeki Gaston Batyi, büyüme sancılarını ve babasına duyduğu hayranlığı büyük bir doğallıkla yansıtır. Bu oyuncu grubu, siyasi bir alt metni insani bir sıcaklıkla birleştirmeyi başarır.
Adolfo Aristarain’in yönettiği yapım, Latin Amerika sinemasının en önemli eserlerinden biri kabul edilir. Film, 1992 yılında San Sebastián Film Festivali’nde Altın İstiridye (En İyi Film) ödülünü kazanmış ve 1993'te Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar'a aday gösterilmiştir. Aristarain, ideolojik tartışmaları didaktik bir dille değil, karakterlerin günlük yaşamlarındaki tercihler ve fedakarlıklar üzerinden zarifçe işler.
Politik dramları, sürgün hikayelerini ve baba-oğul ilişkisini konu alan yapımları sevenler için bu film bir başyapıttır. Eğer "insan nerede mutlu olur?" veya "idealler uğruna nelerden vazgeçilir?" gibi sorular üzerine düşünmeyi seviyorsanız, Un Lugar en el Mundo sizi derinden etkileyecektir. Arjantin kırsalının huzurlu atmosferini ve samimi insan hikayelerini sevenler için de kaçırılmaz bir tercihtir.
Bu film, bir "yerin" aslında bir ev veya şehir değil, insanın kendi iç dünyasında bulduğu dürüstlük ve huzur olduğunu anlattığı için izlenmelidir. Federico Luppi’nin o unutulmaz tiradları ve filmin finalindeki hüzünlü ama umutlu hava, izleyiciye uzun süre unutamayacağı bir deneyim sunar. Sadece siyasi bir film değil, aynı zamanda hayata dair çok güçlü bir bilgelik dersidir.
İdealizm vs. Gerçekçilik: Dünyayı değiştirme arzusu ile hayatın katı gerçekleri arasındaki çatışma.
Aidiyet ve Sürgün: İnsanın ait olduğu yeri seçme özgürlüğü ve geçmişin özlemi.
Eğitim ve Dayanışma: Bilginin ve birlikte hareket etmenin (kooperatifçilik) sömürüye karşı tek silah olması.
Film, 1993 Oscar törenlerinde Arjantin yerine Uruguay adına aday gösterilmiş ancak yapımın neredeyse tamamen Arjantinli olması ve Uruguay ile sanatsal bağının zayıf bulunması nedeniyle Akademi tarafından yarışmadan çıkarılmıştır. Bu durum sinema tarihinde nadir görülen teknik bir skandal olarak kalmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...