
Belgesel
Genç ve yetenekli bir fotoğrafçı olan Chris Washington, beyaz kız arkadaşı Rose Armitage ile ilişkisinde önemli bir eşiğe gelmiştir: Hafta sonunu Rose’un ailesinin malikanesinde geçirecektir. Chris, Rose’un ailesinin onun siyahi olmasından rahatsızlık duyabileceği konusunda endişelidir; ancak Rose, ailesinin "obama yanlısı, ilerici" insanlar olduğunu söyleyerek onu rahatlatır. Malikaneye vardıklarında, Rose’un anne ve babası olan Missy ve Dean tarafından aşırı bir misafirperverlikle karşılanır. Ancak bu aşırı sıcaklığın altında, Chris’in tarif edemediği bir gariplik yatmaktadır.
Evin siyahi çalışanlarının robotik tavırları, Missy’nin Chris’i hipnoz ederek sigarayı bıraktırma konusundaki ısrarcı tutumu ve bölgedeki diğer beyazların Chris’e yönelik tuhaf ilgisi, basit bir aile tanışmasını psikolojik bir kabusa dönüştürür. Chris, gerçeklerin göründüğünden çok daha karanlık ve kan dondurucu olduğunu fark ettiğinde, kendisini sadece bir misafir olarak değil, korkunç bir planın parçası olarak bulacaktır. Jordan Peele, izleyiciyi her sahnede "burada bir şeyler yanlış" dedirten klostrofobik bir atmosfere hapsediyor.
Daniel Kaluuya (Chris Washington): Kaluuya, sadece gözleriyle korkuyu, şüpheyi ve kederi anlatabilen muazzam bir performans sergiliyor. Özellikle hipnoz altındaki "Sunk Place" (Batık Yer) sahnesindeki ifadesi, sinema tarihinin en ikonik anlarından biri haline gelmiştir. Karakterin yaşadığı yabancılaşmayı izleyiciye en saf haliyle geçiriyor.
Allison Williams (Rose Armitage): Rose karakterinde Williams, filmin en kilit dönüşümlerinden birine imza atıyor. Masumiyet ve sadakat ile başlayan performansı, hikaye ilerledikçe izleyiciyi dehşete düşüren bir soğukkanlılığa evriliyor.
Catherine Keener ve Bradley Whitford (Missy ve Dean Armitage): Armitage çifti, "tehlikeli derecede nazik" beyaz üst sınıf profilini mükemmel yansıtıyor. Keener’ın hipnoz sahnelerindeki buz gibi tavrı ile Whitford’un rahatsız edici neşesi, filmin gerilim dozunu sürekli yukarıda tutuyor.
Jordan Peele, ilk yönetmenlik denemesinde korku türünü toplumsal bir eleştiri silahı olarak kullanma konusundaki ustalığını kanıtlıyor. Get Out, geleneksel "jump-scare" ögelerine yaslanmak yerine, gerilimini sosyopolitik gerçekliklerden ve psikolojik baskıdan besliyor. Senaryonun her bir detayı, ikinci kez izlendiğinde farklı anlamlar kazanan sembollerle dolu. Filmin temposu, bir saatin tıkırtısı gibi düzenli ve kaçınılmaz bir sona doğru ilerliyor. Anlatım dili, hem bir korku filminin gerekliliklerini yerine getiriyor hem de modern dünyadaki "örtük ırkçılığı" cerrahi bir titizlikle deşifre ediyor.
Sadece "korkmak" değil, izlediği film üzerine düşünmek ve sembolleri çözmek isteyen sinemaseverler için biçilmiş kaftan. Sosyolojik alt metni güçlü gerilim filmlerinden hoşlananlar, Alfred Hitchcock vari bir gizem yapısı arayanlar ve türler arası (korku, komedi, hiciv) geçişleri seven izleyiciler bu filme bayılacaktır.
Get Out, ırkçılığı sadece nefret söylemi üzerinden değil, mülkiyet ve "hayranlık" kisvesi altındaki sömürü üzerinden ele aldığı için türdeşlerinden ayrılıyor. Orijinal fikri, kusursuz senaryo matematiği ve Oscar ödüllü özgünlüğü ile son on yılın en önemli kültürel fenomenlerinden biri. İzleyiciyi sadece yerinden sıçratmıyor, aynı zamanda zihninde kalıcı ve rahatsız edici sorular bırakıyor.
Örtük Irkçılık: Modern toplumlarda ilerici görünen bireylerin alt metindeki ötekileştirici tavırları.
Mülkiyet ve Beden: Siyahi bedenlerin birer nesne veya meta olarak görülmesi.
Hipnoz ve İrade Kaybı: Kişinin kendi bilincine hapsolması ve sesini duyuramama hali (The Sunken Place).
Güven ve İhanet: En yakınındakilerin en büyük tehdit haline gelmesi.
Us (Biz): Jordan Peele’in bir sonraki filmi; yine toplumsal metaforlar ve yüksek gerilim barındırıyor.
The Stepford Wives: Yapay bir mükemmelliğin altındaki dehşeti anlatan klasik bir gerilim.
Parasite: Sınıf farklarını ve istilayı bir gerilim unsuru olarak kullanma biçimiyle benzerlik taşıyor.
Film, 4,5 milyon dolarlık mütevazı bütçesine karşın dünya çapında 255 milyon dolar hasılat elde ederek büyük bir ticari başarı yakaladı.
Jordan Peele, bu filmle "En İyi Özgün Senaryo" Oscar'ını kazanan ilk siyahi senarist oldu.
Filmin orijinalinde çok daha karanlık bir son planlanmıştı ancak test gösterimlerindeki izleyici tepkileri üzerine mevcut son tercih edildi.
Hayır, Get Out tamamen Jordan Peele tarafından kaleme alınmış özgün bir senaryoya sahiptir.
Peele’e göre Batık Yer, siyahi bireylerin sistem içerisinde susturulmasını, seslerinin duyulmamasını ve marjinalleştirilmesini temsil eden bir metafordur.
Filmin çekimleri Amerika Birleşik Devletleri'nin Alabama eyaletindeki Fairhope şehrinde gerçekleştirilmiştir.
Film, lisans durumuna göre Netflix, Prime Video veya BluTV gibi platformlarda yer alabilmektedir; ayrıca dijital mağazalardan kiralanabilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...