
And Dağları'nın kurak ve yüksek yaylalarında geçen hikaye, on yıllardır aynı rutini paylaşan Quechua kökenli yaşlı çift Virginio ve Sisa’yı merkezine alıyor. Uzun süredir yağmur yağmayan bu coğrafyada, su kaynakları kurumakta ve yaşam her geçen gün zorlaşmaktadır. Virginio, ağır bir hastalığa yakalandığını fark etse de bunu karısından gizler ve kutsal saydığı topraklarını terk etmemek için direnmeye devam eder.
Şehirde yaşayan torunları Clever’ın gelişiyle aile içindeki kuşak çatışması ve hayatta kalma mücadelesi yeni bir boyut kazanır. Clever, büyük anne ve babasını şehre taşınmaya ikna etmeye çalışırken, Virginio doğanın bu sessiz çığlığını bir kader olarak kabul eder. Film, bir yandan iklim krizinin yerel topluluklar üzerindeki yıkıcı etkisini gösterirken, diğer yandan bir ömrü paylaşan iki insanın veda sürecini mistik bir atmosferde işliyor.
Filmin en güçlü yanı, profesyonel olmayan yerel oyuncuların sergilediği sarsıcı doğallıktır. Virginio rolündeki José Calcina ve karısı Sisa’yı canlandıran Luisa Quispe, gerçek hayatta da evli olan bir çifttir. Bu durum, aralarındaki derin sessizliği, bakışlarla kurulan bağı ve yılların biriktirdiği alışkanlıkları ekrana muazzam bir inandırıcılıkla taşımaktadır.
Torun Clever rolünde izlediğimiz Santos Choque ise, modern dünya ile kadim gelenekler arasındaki köprüyü kuran, ailenin duygusal çatışmasını tetikleyen performansıyl dükkat çekiyor. Oyuncuların yüzlerindeki her bir çizgi, Altiplano’nun sert rüzgarları ve güneşinin izlerini taşıyarak hikayeyi bir kurgudan çok bir tanıklığa dönüştürüyor.
Yönetmen Alejandro Loayza Grisi, ilk uzun metrajlı filminde görsel olarak büyüleyici ve ruhsal olarak ağır bir yapıta imza atıyor. Görüntü yönetimi, Bolivya yaylalarının kızıl topraklarını ve sonsuz gökyüzünü bir tablo estetiğiyle sunarken, suyun eksikliğini izleyicinin genzinde hissettirecek kadar gerçekçi kılıyor. Film, minimal diyalog tercih ederek anlatım gücünü doğanın seslerine ve karakterlerin duruşlarına bırakıyor.
Temponun yavaşlığı, karakterlerin yaşam ritmiyle ve doğanın ağır ilerleyen yıkımıyla kusursuz bir uyum içerisinde. Bu bağımsız sinema örneği, Sundance Film Festivali'nde Dünya Sineması Dramatik Yarışması Büyük Jüri Ödülü'nü kazanarak başarısını uluslararası alanda kanıtlamış, estetik ve etiği birleştiren nadir yapımlardan biridir.
Görsel hikaye anlatımına önem veren, antropolojik dokusu güçlü ve iklim krizi gibi küresel meselelere bireysel bir perspektiften bakmak isteyen izleyiciler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer sanat filmi estetiğinden hoşlanıyor ve "yavaş sinema"nın (slow cinema) sunduğu derin tefekkür halini seviyorsanız, Utama size unutulmaz bir deneyim sunacaktır. Latin Amerika'nın yerel kültürlerine ve mistisizmine ilgi duyanlar için de eşsiz bir kaynak.
Utama, sadece çevresel bir felaketi anlatmıyor; bir kültürün, bir dilin ve bir yaşam biçiminin sessizce yok oluşuna dair bir ağıt niteliği taşıyor. İnsanın doğayla olan kopmaz bağını ve onuruyla veda etme arzusunu bu kadar yalın ama sarsıcı anlatan çok az film var. Bolivya'nın eşsiz manzaraları eşliğinde, zamanın durduğu bu coğrafyada geçen hikaye, izleyiciyi kendi kökleri ve dünyanın geleceği hakkında düşünmeye davet ediyor.
İklim Krizi ve Kuraklık: Doğanın dengesinin bozulmasının yerel yaşamlar üzerindeki doğrudan etkisi.
Gelenek vs. Modernite: Genç neslin şehirleşme arzusu ile yaşlıların toprağa bağlılığı arasındaki çatışma.
Kabulleniş ve Ölüm: Yaşamın sonuna yaklaşırken gösterilen metanet ve onurlu duruş.
Sessiz Aşk: Sözlere dökülmeyen ama her eylemde hissedilen derin sadakat.
Bu filmin görsel dilini ve toprağa bağlılık temasını sevdiyseniz, Kolombiya Amazonları'nda geçen El abrazo de la serpiente (Yılanın Kucağında) filmini de listenize eklemelisiniz. Benzer şekilde, doğanın sertliğiyle mücadele eden bir aileyi konu alan Minari veya bir kültürün yok oluşunu mistik bir dille anlatan Birds of Passage (Göç Mevsimi) de Utama ile benzer duygusal frekanslarda seyreden yapımlardır.
Film, Bolivya'nın 2023 yılı Oscar aday adayı olarak seçilmiştir.
Yönetmen Alejandro Loayza Grisi aslında bir fotoğrafçıdır ve bu profesyonelliği filmin her karesindeki kompozisyon başarısında hissedilmektedir.
Başrol oyuncuları olan yaşlı çift, çekimler boyunca kendi yaşam alanlarında, gerçek kıyafetleri ve alışkanlıklarıyla yer alarak filmin gerçekçilik dozunu artırmışlardır.
Birebir biyografik bir hikaye olmasa da, Bolivya'nın Altiplano bölgesindeki Quechua topluluklarının iklim değişikliği nedeniyle yaşadığı gerçek göç ve kuraklık krizlerinden esinlenilerek kurgulanmıştır.
Filmde ağırlıklı olarak yerel bir dil olan Quechua konuşulmakta, Clever ile olan diyaloglarda ise İspanyolca kullanılmaktadır; bu da kuşak çatışmasını dil üzerinden de vurgular.
Filmin adı olan "Utama", Quechua dilinde "Bizim Evimiz" anlamına gelmektedir ve hem çiftin kerpiç evini hem de paylaştıkları dünyayı simgeler.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...