

Romain

Laura

Jany

Père

Mère

Sasha

Sophie

Médecin
Bruno
Bruno enfant
Romain, otuzlu yaşlarının başında, başarılı ve çekici bir moda fotoğrafçısıdır. Hayatı lüks, partiler ve yüzeysel ilişkilerle çevriliyken, bir çekim sırasında aniden bayılmasıyla dünyası kararır. Yapılan tetkikler sonucunda Romain, vücudunu saran amansız bir kansere yakalandığını ve yaşamak için sadece birkaç ayı kaldığını öğrenir. Tedavi şansı %5 gibi çok düşük bir ihtimaldir ve o, bu kısıtlı süreyi hastane koridorlarında tüketmek yerine ölümü kendi şartlarıyla karşılamayı seçer.
Ancak Romain, bu trajik haberi ne erkek arkadaşına ne de ailesine verir. Aksine, çevresindekilere karşı bilerek kırıcı ve itici davranarak onların kendisinden uzaklaşmasını sağlar. Bu, onun yalnız ölme ve sevdiklerini acıdan koruma yöntemidir. Sadece büyükannesiyle bu sırrı paylaşan Romain, çocukluğuna, doğaya ve kendi içine doğru bir yolculuğa çıkar. Film, bir insanın kendi yok oluşuna hazırlanırken yaşamın ne kadar değerli ve aslında ne kadar geçici olduğunu sessiz bir çığlıkla anlatıyor.
Filmin başrolünde yer alan Melvil Poupaud, Romain karakterinin kibrini, korkusunu ve nihayetindeki kabullenişini muazzam bir içtenlikle canlandırıyor. Poupaud, karakterin fiziksel çöküşünü yansıtırken aynı zamanda ruhsal bir arınma sürecini de izleyiciye geçirmekte oldukça başarılı.
Sinemanın efsanevi ismi Jeanne Moreau, Romain'in sırdaşı olan büyükanne rolünde filme büyük bir ağırlık ve zarafet katıyor. İkilinin arasındaki sahneler, filmin en duygusal ve bilgece anlarını oluşturuyor. Ayrıca Valeria Bruni Tedeschi, bir garson kız rolüyle Romain'in hayatına son anda dahil olarak, ona hiç beklemediği bir "hayat bırakma" şansı sunan kilit bir performansa imza atıyor.
Ünlü yönetmen François Ozon, "yas" üçlemesinin ikinci halkası olan bu filmde, ölümü dramatize etmek yerine onu hayatın doğal bir parçası olarak kadraja alıyor. "Veda Vakti", ajitasyondan uzak, son derece sade ve mesafeli bir anlatım diline sahip. Ozon, Romain’in narsist kişiliğini değiştirmeden onunla empati kurmamızı sağlıyor. Görsel olarak, Romain’in fotoğrafçı kimliğine uygun şekilde ışık ve renk kullanımı, karakterin solgunlaşan hayatıyla paralel olarak değişiyor. Film, ölüm üzerine yapılmış en dürüst ve estetik çalışmalardan biri olarak kabul ediliyor.
Hayatın anlamını sorgulayan, varoluşçu sancılar taşıyan ve duygusal derinliği yüksek bağımsız yapımları sevenler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer François Ozon sinemasının o soğukkanlı ama sarsıcı üslubuna aşinaysanız, Veda Vakti sizi derinden etkileyecektir. Ölüm temalı filmlere farklı, daha bireysel ve psikolojik dram odaklı bir perspektiften bakmak isteyenler için kaçırılmaması gereken bir yapım.
Bu film, "Eğer öleceğinizi bilseydiniz son günlerinizi nasıl geçirirdiniz?" sorusuna klişe cevaplar vermiyor. Romain’in dünyayı gezmek ya da büyük işler başarmak yerine, sadece gün batımını izlemeyi veya çocukluk anılarına dokunmayı seçmesi, yaşamın gerçek özünü hatırlatıyor. Filmi benzerlerinden ayıran yönü, ana karakterin "mükemmel bir kurban" olmaması; aksine bencil, öfkeli ve insanı irite eden yanlarıyla çok gerçek olmasıdır. Final sahnesi, sinema tarihinin en huzurlu ve aynı zamanda en hüzünlü anlarından biri olarak hafızalara kazınıyor.
Yalnızlık: Ölümün nihayetinde tek kişilik bir eylem olduğu ve bireyin bu süreçteki yalnızlığı.
Kabulleniş: Kaçınılmaz sonla yüzleşme ve isyanın yerini dinginliğe bırakması.
Miras ve Süreklilik: Fiziksel olarak yok olurken dünyaya bir iz (veya bir hayat) bırakma arzusu.
Narsisizm ve Arınma: Kendini dünyanın merkezinde gören bir adamın, doğanın ve yaşamın sonsuzluğu karşısında küçülmesi.
Ölümle yüzleşen bir adamın hikayesini çok daha renkli ve hayalperest bir dille anlatan Big Fish (Büyük Balık) veya bir kadının ölümden önceki son arzularını listeleyen My Life Without Me (Bensiz Hayatım) bu filmle benzer temaları paylaşır. Ozon’un yas temasını bir kadının gözünden işlediği Sous le sable (Kumun Altında) filmi de bu yapımla birlikte değerlendirilmesi gereken güçlü bir dramdır.
François Ozon, bu filmi "Ölüm Üçlemesi" olarak adlandırdığı serinin bir parçası olarak kurgulamıştır.
Melvil Poupaud, hastalıklı görünümü elde etmek için çekimler süresince sıkı bir diyet uygulamış ve fiziksel değişimini gerçek zamanlı olarak filme yansıtmıştır.
Filmdeki çocukluk sahneleri, Romain’in geçmişiyle olan bağını ve aslında içindeki o kırılgan çocuğu hiç kaybetmediğini simgeler.
Romain, insanların ona acıyan gözlerle bakmasını istemiyor ve sevdiklerinin zihninde zayıf bir hasta olarak değil, kendi bildikleri haliyle kalmayı tercih ediyor.
Film, Romain'in tek başına, huzurlu bir kumsalda, gün batımı eşliğinde ölümü karşıladığı son derece dingin bir sahneyle son bulur.
Moreau, hikayenin kilit noktasında yer alıyor; Romain'in tek başına taşıyamadığı yükü paylaştığı ve ona hayatın sonuna dair bilgece öğütler veren tek karakterdir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...