
Dram
Watu Wote: All of Us, Kenya ve Somali sınırında, dini gerilimlerin ve terör saldırılarının gölgesinde geçen gerçek bir olaydan ilham alıyor. Film, Nairobi’den Mandera’ya giden bir yolcu otobüsünde yaşananları odağına alıyor. Yolcular arasında, geçmişte ailesini terör saldırılarında kaybetmiş ve Müslümanlara karşı derin bir öfke ve güvensizlik besleyen Hristiyan bir kadın olan Jua da bulunmaktadır. Jua için bu yolculuk, sadece fiziksel bir mesafe değil, aynı zamanda içsel bir korku tünelidir.
Yolculuk sırasında otobüs, El-Şebab terör örgütü militanları tarafından durdurulur. Militanlar, yolculardan Müslümanlar ile Hristiyanları ayırmalarını isterler; amaçları sadece Hristiyanları infaz etmektir. Ancak o an, dünya tarihine geçecek bir dayanışma örneği sergilenir. Otobüsteki Müslüman yolcular, Hristiyanları ele vermeyi reddeder ve onlara kendi kıyafetlerini vererek "Ya hepimizi öldürün ya da hepimizi serbest bırakın" derler. Film, bu gerilim dolu dakikalarda insanlığın din ve etnik köken üzerindeki birleştirici gücünü gözler önüne serer.
Filmin başrolünde Jua karakterine hayat veren Adelyne Wairimu, karakterinin içindeki travmayı, nefreti ve sonrasındaki o büyük şaşkınlığı muazzam bir sessizlikle yansıtıyor. Wairimu'nun performansı, bir insanın önyargılarının yıkılış anını izleyiciye iliklerine kadar hissettiriyor.
Otobüsteki Müslüman lider rolünde izlediğimiz Abdiwali Farrah ise, inancın sadece bir ritüel değil, aynı zamanda bir ahlaki pusula olduğunu kanıtlayan vakur bir duruş sergiliyor. Oyuncu kadrosu, amatör ve profesyonel isimlerin karışımından oluşmasına rağmen, bir platform filmi başarısı göstererek olayın gerçekliğini ve ciddiyetini ekranın ötesine taşımayı başarıyor.
Watu Wote: All of Us, yönetmen Katja Benrath’ın ellerinde bir gerilim filminden çok daha fazlasına, evrensel bir barış manifestosuna dönüşüyor. El kamerası kullanımı ve doğal ışık tercihleri, izleyiciyi o tozlu otobüsün içine, terörün yarattığı o soğuk terin yanına yerleştiriyor. Bir biyografi kesiti kadar gerçekçi olan bu yapım, 2018 yılında Akademi Ödülleri'nde "En İyi Kısa Film" dalında adaylık kazanarak başarısını tescillemiştir. Filmin dili, şiddetin değil, sessiz bir direncin dilidir.
Toplumsal barış, dinler arası diyalog ve gerçek yaşam öykülerine ilgi duyan herkes bu filmi izlemeli. Eğer spor filmi gibi fiziksel mücadeleler yerine, vicdanın ve ahlakın zorlu sınavlarını konu alan yapımlardan hoşlanıyorsanız, bu film sizi derinden etkileyecektir. Önyargıların nasıl yıkılabileceğini görmek isteyen ve insanlığa dair umudunu tazelemek isteyen izleyiciler için de oldukça sarsıcı bir eser.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, nefretin hüküm sürdüğü bir coğrafyada "diğeri" için canını ortaya koymanın ne demek olduğunu anlamaktır. Sadece 22 dakikada, terörün insanları bölemeyeceğini, aksine onları birbirine nasıl daha sıkı bağlayabileceğini gösteren bu yapım, sinemanın birleştirici gücünün en iyi örneklerinden biridir. Gerçek bir kahramanlık hikâyesine tanıklık etmek ve önyargılarınızla yüzleşmek için bu şaheseri mutlaka izlemelisiniz.
Dayanışma ve Birlik: Farklı inançlara sahip insanların ortak bir düşmana karşı tek vücut olması.
Önyargı ve Dönüşüm: Korku ve nefretle beslenen bir kalbin, karşılıksız bir iyilikle şifalanması.
İnanç ve İnsanlık: Gerçek dindarlığın, mazlumu korumak ve canı pahasına adaleti savunmak olduğu.
Cesaret: Silahların gölgesinde doğru olanı söylemenin getirdiği o büyük kahramanlık.
Bu filmin temalarını ve gerçek olaylara dayanmasını sevdiyseniz, yine bir rehine krizini ve toplumsal duyarlılığı işleyen DeKalb Elementary filmini izleyebilirsiniz. Ayrıca Afrika'daki toplumsal meseleleri ele alan Hotel Rwanda gibi büyük yapımlar veya sessiz bir kahramanlığı anlatan The Silent Child da ilginizi çekebilir.
Film, 21 Aralık 2014'te Kenya'da yaşanan ve "Mandera Otobüs Saldırısı" olarak bilinen gerçek bir olaya dayanmaktadır.
Yönetmen Katja Benrath, bu filmi Hamburg Medya Okulu'ndaki mezuniyet projesi olarak çekmiştir.
Filmin çekimleri, olayın yaşandığı bölgenin atmosferini tam olarak yansıtmak amacıyla Kenya'da gerçekleştirilmiştir.
Evet, filmde anlatılan otobüs baskını ve Müslüman yolcuların Hristiyanları korumak için sergilediği o tarihi duruş tamamen gerçek bir olaya ve tanıklıklara dayanmaktadır.
"Watu Wote", Svahili dilinde "Hepimiz" veya "Tüm İnsanlar" anlamına gelmektedir ve filmin evrensel kardeşlik temasını simgeler.
İçerdiği terör ve gerilim sahneleri nedeniyle küçük çocuklar için uygun olmayabilir; ancak ortaokul çağı ve üzeri gençler için çok önemli bir toplumsal ders niteliğindedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...