
WHAT DID JACK DO?, bir tren istasyonunun kasvetli ve dumanlı sorgu odasında geçer. Kıdemli bir dedektif, masanın karşısında oturan ve bir cinayet işlediğinden şüphelenilen Jack Cruz adındaki bir kapuçin maymununu sorgulamaktadır. Ortam, 1940’ların kara filmlerini (film noir) anımsatan sert gölgeler, yoğun sigara dumanı ve ağır bir melankoli ile bezelidir. Ancak bu alışıldık suç draması estetiği, zanlının konuşan bir maymun olmasıyla tamamen gerçeküstü bir boyuta evrilir.
Sorgu boyunca dedektif ve Jack arasında, görünürde anlamsız ama derin bir felsefi alt metne sahip, tıkır tıkır işleyen bir diyalog trafiği yaşanır. Jack, sadece bir cinayet zanlısı değil, aynı zamanda aşk acısı çeken, komünist sempatizanı olmakla suçlanan ve bir tavuğa aşık olduğunu iddia eden karmaşık bir karakterdir. İkilinin arasındaki gerilim, Jack’in suçluluk duygusu ile sisteme karşı olan sivri dili arasında gidip gelir.
Kısa film, bir noktadan sonra Jack’in ayağa kalkıp dertli bir şarkı söylemesiyle doruk noktasına ulaşır. Bu an, filmin absürt yapısını bir adım öteye taşıyarak izleyiciyi rüya ile gerçeklik arasındaki o tekinsiz boşluğa hapseder. David Lynch, bu mini başyapıtında suç, ceza ve aşk kavramlarını bir maymunun ağzından çıkan bilgece ve tuhaf cümlelerle yeniden tanımlar.
David Lynch, filmde dedektif rolünü bizzat üstlenerek ekran karşısına geçer. Donuk bakışları, otoriter ama yer yer şaşkın ses tonuyla, karşısındaki absürt durumu ciddiyetle karşılayan bir karakter çizer. Lynch’in bu performansı, filmin sürreal tonunu dengeleyen en önemli unsurdur.
Jack Cruz (maymun), filmin asıl yıldızıdır. Hareketli bir ağız montajı ve insan sesiyle desteklenen Jack, bir maymuna göre oldukça sofistike ve kederli bir karaktere bürünür. Onun jestleri ve dedektifle girdiği kelime oyunları, dijital müdahalenin ötesinde, yaşayan ve acı çeken bir varlık hissi yaratır. Filmde ayrıca bir tavuk olan Toototabon, Jack’in imkansız aşkı ve dramının merkezindeki figür olarak "görünür".
Film, Lynch’in minimalizmle sürrealizmi nasıl harmanladığının en taze örneklerinden biridir. Sadece iki karakter ve tek bir mekân kullanılarak yaratılan atmosfer, izleyiciyi hipnotize etmeye yeter. Siyah-beyaz sinematografi, nostaljik bir hava katarken, dijital olarak konuşturulan maymunun yarattığı "tekinsiz vadi" (uncanny valley) etkisi, huzursuzluğu besleyen ana damardır. Tempo, sorgunun soğukkanlı doğasına uygun olarak ağır ilerler ancak diyaloglardaki absürt mizah, bu ağırlığı ilgi çekici bir akıcılığa dönüştürür.
David Lynch’in kendine has mizah anlayışını ve sürreal dokunuşlarını sevenler için bu film gerçek bir ödül niteliğindedir. Deneysel sinema ve kısa film türüne ilgi duyan, mantığın bittiği yerde başlayan anlatıları takdir eden izleyiciler bu sorgudan büyük keyif alacaktır. Eğer kara film estetiğinin modern ve aykırı yorumlarını merak ediyorsanız, bu 17 dakikalık yolculuk sizi fazlasıyla tatmin edecektir.
Bu yapım, Lynch’in hayal gücünün sınır tanımadığını ve en basit fikirden bile nasıl devasa bir atmosfer yaratabileceğini kanıtlar. Bir maymunun sorgulanması gibi komik olabilecek bir temayı, son derece ciddi ve hüzünlü bir tonda işleyerek izleyiciyi şaşırtır. Sanatsal açıdan kusursuz kurgusu ve tuhaf ama etkileyici şarkı sahnesiyle, uzun süre zihinden çıkmayacak bir kült film deneyimi sunar.
Yasak Aşk: Bir maymun ile bir tavuğun toplumsal ve türsel sınırları aşan imkansız romantizmi.
Adalet ve Sorgulama: Sistemin suçluyu bulma çabasının absürt ve bazen beyhude doğası.
Yabancılaşma: İnsani duyguların (aşk, hırs, pişmanlık) insan dışı bir canlı üzerinden yansıtılması.
Melankoli: Geçmişin yükü ve kaçışın imkansızlığı üzerine kurulu derin bir hüzün.
Lynch’in bir diğer absürt ev dekoru denemesi olan Rabbits bu filmin en yakın akrabasıdır. Siyah-beyaz ve tekinsiz bir sorgu atmosferi için Lynch’in ilk dönem kısa filmleri veya Eraserhead incelenebilir. Konuşan hayvanlar ve absürt mizahın harmanlandığı, ancak çok daha neşeli bir ton arayanlar için Wes Anderson’ın Yaman Tilki (Fantastic Mr. Fox) filmi, zıt ama ilginç bir karşılaştırma sunabilir.
Film, 2017 yılında çekilmiş olmasına rağmen gizli tutulmuş ve 2020 yılında David Lynch’in 74. yaş gününde Netflix’te sürpriz bir şekilde yayınlanmıştır.
Filmdeki maymun Jack Cruz, gerçek bir kapuçin maymunudur ve filmdeki performansıyla "Jack Cruz" ismiyle kredilendirilmiştir.
Filmin sonundaki şarkı olan "True Love’s Flame", bizzat David Lynch ve Dean Hurley tarafından bestelenmiştir.
Sorgu boyunca Jack suçlamaları reddetse de, diyaloglar aralarındaki gerilimin sadece bir cinayet değil, tutkulu bir ihanet ve kıskançlık meselesi olduğunu ima eder. Kesin bir cevap verilmez, ancak Jack’in "kirli" bir geçmişi olduğu aşikardır.
Siyah-beyaz tercih, 1940'ların suç filmlerine bir saygı duruşu niteliğindedir ve görsel olarak maymunun ağzına yapılan dijital müdahalenin daha doğal (tekinsiz bir şekilde doğal) görünmesini sağlar.
Toototabon, Jack’in kalbini çalan ve bu trajik olayların merkezinde yer alan gizemli bir tavuktur. Jack için o, sadece bir kuş değil, bir hayat arkadaşıdır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...