
Animasyon, Vahşi Batı, Fantastik
Wild Life, 1909 yılında İngiltere’deki konforlu hayatını geride bırakıp Alberta, Kanada’nın vahşi bozkırlarında bir sığır yetiştiricisi olma hayaliyle yola çıkan genç bir adamın hikâyesini anlatır. Ancak bu hevesli aristokratın ne sert iklim şartlarına ne de çiftçiliğin fiziksel zorluklarına dair en ufak bir fikri vardır. Film, ana karakterin ailesine yazdığı iyimser mektuplar ile gerçekte yaşadığı sefalet ve izolasyon arasındaki derin uçurumu gözler önüne serer.
Gurbetteki bu genç adam, piyanosu ve şık kıyafetleriyle doğanın acımasızlığı karşısında adeta bir yabancı gibidir. Kış bastırdığında ve yalnızlık ağırlaşmaya başladığında, hayaller yerini hayatta kalma mücadelesine bırakır. Hikâye, sadece bir göçmenlik dramı değil, aynı zamanda insanın doğa karşısındaki kibrini ve hazırlıksız yakalandığı yalnızlığı ele alan psikolojik bir portredir.
Filmde karakterler, mektup okumaları ve dış sesler aracılığıyla hayat bulur. Başkarakterin seslendirmesi, onun naifliğini ve içinde bulunduğu duruma olan yabancılaşmasını başarıyla yansıtır. Seslendirme sanatçıları, karakterin İngiliz aksanıyla vahşi batının sertliği arasındaki zıtlığı ses tonlarıyla güçlendirirler.
Animasyonun kendisi aslında en büyük oyuncudur. Amanda Forbis ve Wendy Tilby’nin elinden çıkan fırça darbeleri, karakterlerin ruh halini yansıtan canlı birer performans sergiler. Karakterin mektuplarındaki neşeli ton ile yüzündeki donuk ifade arasındaki çelişki, oyuncu yönetiminin ne kadar hassas işlendiğini gösterir.
Wild Life, teknik açıdan bir "tablonun canlanması" olarak nitelendirilebilir. Her bir karesi titizlikle boyanmış olan film, görsel dokusuyla izleyiciye benzersiz bir sanatsal deneyim sunar. Yönetmenler Tilby ve Forbis, geleneksel animasyonun sınırlarını zorlayarak, karakterin iç dünyasındaki karmaşayı renk paletleriyle anlatmayı seçmişlerdir. Filmin temposu, bir pazar gününün yavaşlığı ile yaklaşan bir felaketin gerginliği arasında ustaca gidip gelir. 2012 yılında Oscar adaylığı kazanan bu yapım, duygusal etkisi yüksek bir başyapıttır.
Sanatsal derinliği olan ve görsel diliyle fark yaratan animasyon filmleri tutkunları için bu film kaçırılmaması gereken bir eserdir. Tarihi dokuları, göçmenlik hikâyelerini ve insanın doğayla olan trajik çatışmasını seven izleyiciler filmde kendilerinden çok şey bulacaktır. Aynı zamanda, klasik anlatı yapısının dışına çıkan nitelikli kısa filmler arayanlar için de ideal bir tercihtir.
Bu kısa film, "başarısızlık" temasını bu kadar estetik ve dürüst bir şekilde işleyen nadir yapımlardan biridir. Parlak hayallerin gri gerçeklere dönüşme sürecini, didaktik olmadan sadece hissettirerek anlatır. Kullanılan el boyaması tekniği, günümüzün pürüzsüz dijital animasyonları arasında parlayan, organik ve ruhu olan bir görsel dil sunar.
Beklentiler ve Gerçekler: İnsanın kendi yetenekleri ve hayalleri hakkındaki yanılsaması.
İzolasyon ve Yalnızlık: Yabancı bir coğrafyada fiziksel ve ruhsal olarak tek başına kalmanın ağırlığı.
Doğanın Gücü: İnsan yapımı kültürün ve kibirin, vahşi doğanın sert kanunları karşısındaki çaresizliği.
Nostalji ve Hasret: Geride bırakılan hayata duyulan özlem ile yeni hayatın getirdiği hayal kırıklığı.
Eğer Wild Life'ın melankolik dokusunu ve sanatsal fırça darbelerini sevdiyseniz, yönetmen ikilisinin bir diğer efsanevi işi olan When the Day Breaks (1999) mutlaka listenizde olmalı. Ayrıca, insanın doğadaki yerini sorgulayan ve atmosferik anlatımıyla dikkat çeken animasyon filmleri arasındaki The Old Man and the Sea (1999) benzer bir görsel tat sunacaktır.
Film, 1900'lerin başındaki Kanada göçmenlik broşürlerinden ve o dönemde "Remittance Men" (aileleri tarafından yurt dışına gönderilen soylu gençler) olarak bilinen toplumsal sınıftan esinlenmiştir.
Hazırlık ve yapım süreci tam 7 yıl sürmüştür; çünkü her bir kare gerçek boyalarla elde hazırlanmıştır.
Film, Kanada Ulusal Film Kurulu (NFB) desteğiyle üretilmiş ve dünya çapında birçok prestijli festivalden ödülle dönmüştür.
Birebir tek bir kişiyi anlatmasa da, 20. yüzyılın başında Avrupa'dan Kanada'ya büyük umutlarla gelip doğa şartlarına dayanamayan binlerce "hazırlıksız" göçmenin ortak kaderinden esinlenilmiştir.
Yönetmenler, her bir kareyi kağıt üzerine guaj ve yağlı boya kullanarak boyamış, ardından bu çizimleri dijital ortamda birleştirerek akıcı bir animasyon haline getirmişlerdir.
Karakterin başarısızlığının temel sebebi, fiziksel emekten uzak yetişmesi ve romantize ettiği çiftlik hayatının gerçek zorluklarını (soğuk, yalnızlık, bilgi eksikliği) küçümsemesidir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...