
Film, genç bir Çinli yönetmenin, uzun süredir ayrı kaldığı memleketine ve annesinin yanına dönüşünü merkezine alıyor. Yönetmen, kendi cinsel kimliği ve yaşam seçimleri nedeniyle annesiyle arasında oluşan o görünmez ama aşılması güç duvarı, kamerasıyla yıkmaya çalışıyor. Ancak bu bir hesaplaşma filmi değil; aksine, birbirini seven ama birbirini anlamakta zorlanan iki insanın ortak bir dil arayışıdır.
Yönetmen, annesinin günlük rutinlerini, birlikte paylaştıkları sessiz anları ve geçmişten gelen ailevi travmaları bir araya getirerek, Çin toplumundaki aile yapısını ve kuir bir birey olarak bu yapının içindeki var olma çabasını sorguluyor. Dang Wo Wang Xiang Ni De Shi Hou, sadece bir yönetmenin kişisel hikâyesi değil, "Beni olduğum gibi görebiliyor musun?" sorusunu soran evrensel bir çığlıktır.
Belgeselin başrollerinde yönetmenin kendisi ve annesi yer alıyor. Yönetmen, kamerayı kendisine çevirdiğinde dürüstlükten ve kırılganlıktan kaçınmıyor. Annesi ise, geleneksel değerler ile oğluna duyduğu koşulsuz sevgi arasında sıkışmış, sabırlı ama hüzünlü bir figür olarak karşımıza çıkıyor.
Filmde yer alan diğer aile üyeleri ve çevresel figürler, Çin’in taşrasındaki yaşamın ve toplumsal baskıların birer yansıması olarak hikâyeye dahil oluyor. Ancak filmin kalbi, anne ve oğul arasındaki o bakışlarda ve bazen bir mektup okunurken titreyen seslerde atıyor.
Yönetmen Shuli Huang, bu kısa belgeseliyle 2022 Cannes Film Festivali'nde Queer Palm ödülünü kazanarak büyük bir başarıya imza attı. Filmin görsel dili, 8mm film dokusunu andıran nostaljik ve puslu bir estetiğe sahip. Bu tercih, hikâyeye bir anı defteri sıcaklığı katarken, anlatılanların ham gerçekliğini daha vurucu hale getiriyor. Sinematografisindeki şiirsellik ve ses tasarımındaki sadelik, izleyiciyi karakterlerin en mahrem duygularına ortak ediyor.
Aile bağları, kimlik arayışı ve kuşak çatışmaları üzerine derinlikli yapımlardan hoşlanan her izleyici bu kısa belgeseli mutlaka izlemeli. Özellikle Uzak Doğu sinemasının o naif ve melankolik atmosferini sevenler ve kuir sinemanın daha kişisel, günlük tarzındaki örneklerini merak edenler için bu film bir başyapıt niteliğinde. Belgesel filmleri kategorisinde duygusal yükü yüksek ve sanatsal değeri kuvvetli bir platform filmi arıyorsanız doğru yerdesiniz.
Bu film, sevginin her zaman "anlamak" anlamına gelmediğini, bazen sadece bir arada durabilmek ve birbirine bakabilmek olduğunu hatırlatıyor. Çin’deki LGBTQ+ bireylerin ailevi ve toplumsal konumuna dair çok içeriden ve samimi bir bakış açısı sunuyor. 2022 filmleri arasında dünya festivallerini kasıp kavuran bu yapım, sadece 20 dakikalık süresine rağmen, izleyicinin kalbinde saatlerce süren bir etki bırakıyor.
Anne-Oğul İlişkisi: Sevgi, suçluluk ve kabulleniş üçgeninde bir aile dramı.
Kuir Kimlik: Geleneksel bir toplumda cinsel kimliğini saklamadan var olma mücadelesi.
Kuşak Çatışması: Modern değerler ile muhafazakâr beklentilerin karşı karşıya gelmesi.
Görsel Hafıza: Geçmişin anılarını kamera aracılığıyla bugüne taşıma ve iyileşme çabası.
Eğer bu belgeselin samimi ve kişisel dilini sevdiyseniz, yine bir büyüme ve aile hikâyesi olan Shirkers (2018) belgeseline veya bir annenin çocuğuna olan sevgisini işleyen All About My Mother (1999) filmine göz atabilirsiniz. Ayrıca, kuir kimlik ve aile temalı Dear Ex (2018) benzer bir duygusal zemin sunabilir.
Film, Cannes Film Festivali'nde en iyi kısa film dallarında yarışmış ve prestijli ödüllerle dönmüştür.
Yönetmen Shuli Huang, filmi tamamen kendi imkanlarıyla, bir nevi "görüntülü mektup" olarak kurgulamıştır.
Filmin adı, birinin gözlerinin içine bakmanın getirdiği dürüstlüğü ve bu dürüstlükten kaynaklanan korkuyu temsil eder.
Evet, melankolik bir tona sahip olsa da, yıkıcı bir üzüntüden ziyade iyileştirici ve umut dolu bir kabulleniş hissi verir.
Film Çince (Mandarin) çekilmiştir ve yönetmenin kendi anlatımıyla (voice-over) ilerler.
Hayır, film yaklaşık 20 dakika süren bir kısa belgeseldir ancak anlatım gücü oldukça yoğundur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...