
Geleceğin dünyasında, radyasyonla kavrulmuş çorak toprakların ortasında yükselen Mega-City One, kaosun ve suçun başkentidir. 800 milyon insanın sıkıştığı bu devasa metropolde düzeni sağlamaya çalışan tek güç "Yargıçlar"dır. Dredd, bu acımasız sistemin en korkulan ve tavizsiz ismidir. Hem polis, hem jüri hem de cellat olan kahramanımız, yasayı sokaklara kanla yazmaya kararlıdır.
Hikaye, efsanevi Yargıç Dredd’in yanına stajyer olarak atanan medyum yeteneklerine sahip çaylak Cassandra Anderson ile başlar. Sıradan bir görev gibi görünen bir cinayet soruşturması, ikiliyi şehrin en tehlikeli bölgesi olan 200 katlı bir gökdelen kompleksine sürükler. Dredd için bu görev, sadece bir suçluyu yakalamak değil, aynı zamanda yeni ortağının bu vahşi dünyaya hazır olup olmadığını test etmektir.
Gökdelenin en tepesinde, şehre yeni yayılan ve zaman algısını yavaşlatan "Slo-Mo" adlı uyuşturucunun baronesi Ma-Ma hüküm sürmektedir. Kapılar kilitlendiğinde ve tüm bina onlara düşman kesildiğinde, Dredd ve Anderson için hayatta kalma mücadelesi başlar. Kaçacak hiçbir yerin olmadığı bu dikey savaş alanında, her kat yeni bir çatışma ve her köşe başı yeni bir infaz demektir.
Özellikle "Slo-Mo" sahnelerindeki büyüleyici görsel efektleriyle sinematografik bir başarı sunan Dredd, izleyiciye yavaşlatılmış bir şiddet estetiği vaat ediyor. Gereksiz diyaloglardan arınmış, doğrudan hedefe odaklanan senaryosuyla film, modern aksiyon sinemasının en saf örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Eğer adaletin en sert halini izlemek istiyorsanız, Dredd sizi o karanlık ve dumanlı sokaklara bekliyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...