
Yaz Işığı, uzun yıllar yurt dışında yaşadıktan sonra çocukluğunun geçtiği sahil kasabasına dönen bir adamın, geçmişiyle ve yarım bıraktığı hayalleriyle yüzleşmesini konu alıyor. Ana karakterimiz, babasından kalan eski bir zeytinliği ve yıkılmaya yüz tutmuş bir evi onarmaya çalışırken, aslında kendi hayatının kırık parçalarını da bir araya getirdiğini fark eder.
Film, bir tatil hikâyesinden ziyade; durup düşünmenin, doğayla bütünleşmenin ve zamanın iyileştirici gücünün bir panoramasıdır. Kasaba halkıyla kurduğu yeni bağlar ve eski bir aşkın külleri arasında mekik dokuyan kahramanımız, modern dünyanın hızından kaçıp "yaz ışığının" her şeyi daha berrak gösterdiği o duru ana sığınır.
Filmin başrolünde, karakterin o yorgun ama umut dolu halini minimal bir oyunculukla sergileyen başarılı bir isim yer alıyor. Oyuncu kadrosu, Ege insanının samimiyetini ve doğallığını yansıtacak tecrübeli isimlerle zenginleştirilmiş. Her bir karakter, ana kahramanın dönüşüm yolculuğunda birer ayna görevi görüyor.
Yardımcı oyuncuların sergilediği doğal performanslar, filmi bir set ortamından çıkarıp izleyiciyi gerçekten o küçük kasabanın bir sakiniymiş gibi hissettiriyor. Editoryal bir titizlikle seçilen kadro, filmin "sakinlik ve huzur" üzerine kurulu atmosferine tam uyum sağlıyor.
Yaz Işığı, Türk sinemasında son yıllarda yükselişe geçen "yavaş sinema" (slow cinema) estetiğinin başarılı bir örneği. Görsel dili, altın sarısı gün batımları, masmavi deniz manzaraları ve zeytin ağaçlarının hışırtısıyla adeta bir şiir gibi akıyor. Yönetmen, büyük dramatik patlamalar yerine küçük anların ve bakışların gücüne inanarak izleyiciye nefes alacak bir alan bırakıyor. Müzikler ise filmin ruhunu zedelemeden, sadece ihtiyaç duyulan anlarda bir esinti gibi devreye giriyor.
Hayatın karmaşasından bir an olsun uzaklaşmak isteyen, doğa-insan ilişkisini seven ve atmosferik bir yerli dram arayan izleyiciler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer büyük aksiyonlar değil de, karakterin içsel değişimiyle ilgilenen bir sinema tutkunuysanız, Yaz Işığı size aradığınız o dinginliği sunacaktır.
Film, bize her şeyin bittiğini sandığımız anda bile yeniden başlamanın mümkün olduğunu ve bazen en büyük keşiflerin "eve dönerek" yapıldığını hatırlattığı için izlenmeli. Sinematografik açıdan yarattığı görsel şölen, izleyiciye bir filmden öte zihinsel bir detoks deneyimi yaşatıyor.
Yeniden Başlamak: Eskimiş hayatları ve evleri onarırken ruhu da iyileştirmek.
Aidiyet ve Kökler: İnsanın ait olduğu topraklara dönerek kendi kimliğini bulması.
Zamanın Ruhu: Geçmişin hüzünlü hatıralarıyla bugünün huzuru arasındaki denge.
Eğer bu filmdeki Ege atmosferini ve içsel yolculuğu sevdiyseniz, Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı filmindeki taşra derinliğini veya Çağan Irmak’ın sıcak Ege hikâyelerini (örneğin Unutursam Fısılda) listenize ekleyebilirsiniz.
Filmin çekimleri, Ege'nin en bakir kalmış koylarından birinde, gün ışığının en doğru açıyla yakalandığı "altın saatlerde" gerçekleştirilmiştir. Çekimler sırasında ekip, çevreye zarar vermemek adına oldukça hassas davranmış ve set sürecinde yerel halktan destek alınmıştır. Filmin doğal ışık kullanımı, teknik ekipten ziyade doğanın kendi sanatçılığını ön plana çıkarmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...