
A Million Ways to Die in the West, bizi 1882 yılının Arizona’sına, her köşesinde ölümün kol gezdiği tehlikeli ama bir o kadar da gülünç bir dünyaya davet ediyor. Klasik kovboy filmlerinin o ağırbaşlı havasını bir kenara bırakan film, dönemin zorluklarını modern bir mizah anlayışıyla harmanlıyor. Eğer Vahşi Batı'nın tozlu yollarında hem aksiyon hem de bolca kahkaha arıyorsanız, bu yapım tam size göre.
Filmin merkezinde, şiddetten nefret eden ve bir düelloda hayatta kalma şansı neredeyse sıfır olan koyun çiftçisi Albert yer alıyor. A Million Ways to Die in the West, Albert’ın kasabaya yeni gelen gizemli ve güzel bir kadınla tanışmasıyla bambaşka bir boyuta evriliyor. Bu dostluk, kahramanımıza sadece cesaret aşılamakla kalmıyor, aynı zamanda onu bölgenin en azılı haydutlarından birine karşı hazırlıyor.
A Million Ways to Die in the West, sadece senaryosuyla değil, dev oyuncu kadrosuyla da göz dolduruyor. Seth MacFarlane’e Charlize Theron, Liam Neeson ve Neil Patrick Harris gibi dev isimler eşlik ediyor. Film, türün klişeleriyle ustaca dalga geçerken, izleyiciyi beklenmedik sürprizlerle ve absürt durumlarla sürekli diri tutuyor. Western atmosferini hicivle birleştiren yapım, türün hayranları için taze bir nefes niteliğinde.
Görsel kalitesi ve prodüksiyon başarısıyla klasik bir Western filmini aratmayan A Million Ways to Die in the West, aslında tam bir sistem ve dönem eleştirisi. Film, "Eskiden her şey daha güzeldi" diyenlere, o dönemin ne kadar kirli, tehlikeli ve aslında "ölümcül" olduğunu kahkahalar eşliğinde hatırlatıyor. Eğer günlük stresinizden uzaklaşıp biraz kafa dağıtmak istiyorsanız, bu macera sizi bekliyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...