
Yeni Dünya, Down sendromlu çocukları Soner ile birlikte köylerinden İstanbul’a göç eden bir ailenin yaşam mücadelesini odağına alıyor. Devletin engelli çocuklar için verdiği maaş desteğinden yararlanmak ve çocuklarına daha iyi bir gelecek sunmak hayaliyle büyükşehre gelen aile, kısa sürede İstanbul’un parıltılı görünen ama bir o kadar da karanlık ve soğuk yüzüyle karşılaşır. Köydeki saf ve samimi hayatlarının yerini, beton yığınları arasında verilen bir hayatta kalma savaşı alır.
Film, sadece bir göç hikayesi değil, aynı zamanda toplumun "öteki" olarak gördüğü bireylere karşı takındığı tavrı da editoryal bir dille eleştiriyor. Baba karakterinin iş bulma çabaları ve annenin şehre uyum sağlama süreci, Soner’in dünyasındaki saflıkla tezat oluşturuyor. Bu dram türündeki yapım, izleyiciye büyük şehirlerin sunduğu "yeni dünya" vaadinin, aslında ne kadar büyük fedakarlıklar ve kayıplar gerektirdiğini sarsıcı bir dille anlatıyor.
Filmin başrollerinde Erkan Petekkaya ve Şükran Ovalı yer alıyor. Erkan Petekkaya, ailesini ayakta tutmaya çalışan ancak çaresizliğin ağırlığı altında ezilen baba figürünü oldukça gerçekçi bir performansla sergiliyor. Şükran Ovalı ise, annelik içgüdüsü ile şehrin yabancılığı arasında sıkışan karakterine derinlikli bir yorum katarak filmin duygusal merkezini güçlendiriyor.
Filmin en dikkat çekici performansı ise Soner karakterine hayat veren genç oyuncudan geliyor. Down sendromlu bir bireyin dünyasını tüm içtenliğiyle yansıtan bu performans, filmin ajitasyondan uzak durarak gerçek bir bağ kurmasını sağlıyor. Oyuncu kadrosunun bu uyumlu ve samimi birlikteliği, yapımı standart bir yerli sinema örneği olmaktan çıkarıp toplumsal bir belge niteliğine büründürüyor.
Yönetmen Caner Erzincan, göç ve engellilik gibi hassas konuları ajitasyona kaçmadan, hayatın içinden bir sadelikle anlatmayı başarıyor. Filmin görsel dili, İstanbul’un kenar mahallelerindeki kasveti ve köyün özlem duyulan ferahlığını başarılı bir şekilde karşılaştırıyor. Tempo, hikayenin trajedisine uygun olarak ağır ama etkileyici bir akışta ilerliyor. Sinema tekniği açısından karakterlerin iç dünyasına odaklanan yakın planlar, izleyicinin karakterlerle empati kurmasını kolaylaştırıyor.
Toplumsal gerçekçi hikayelerden hoşlananlar, göç olgusunun birey üzerindeki etkilerini merak edenler ve engelli bireylerin dünyasına dair samimi bir bakış arayanlar bu filmi mutlaka izlemeli. Özellikle aile değerlerini ve fedakarlık temasını ön plana çıkaran yapımları seven izleyiciler için Yeni Dünya, kalbe dokunan bir seyir zevki sunuyor.
Bu yapım, büyük şehirlerin aslında ne kadar yalnızlaştırıcı olabileceğini ve "umut" denen kavramın bazen ne kadar ağır bedellerle ödendiğini gösterdiği için izlenmeli. Down sendromlu bir çocuğun etrafında şekillenen bu saf sevgi hikayesi, günümüz dünyasının unuttuğu vicdan ve merhamet duygularını yeniden hatırlatıyor.
Göç ve Uyum: Büyükşehrin karmaşasında köklerinden kopan bir ailenin yaşadığı yabancılaşma.
Engelli Hakları ve Toplum: Farklı olan bireylerin toplumsal kabul görme mücadelesi.
Geçim Derdi: Ekonomik zorlukların aile bağları üzerindeki sarsıcı etkisi.
Eğer bu filmin yarattığı toplumsal duyarlılığı sevdiyseniz, yine engelli bir karakterin hayatına odaklanan Babam ve Oğlum veya göçün yarattığı yıkımı işleyen Umut gibi Türk sinemasının kült yapımlarına göz atabilirsiniz. Ayrıca benzer bir samimiyete sahip olan Canım Kardeşim de bu dram türündeki arayışınız için uygun bir alternatif olabilir.
Filmin çekimleri hem köy sahneleri hem de İstanbul'un çeşitli mahallelerinde eş zamanlı olarak yürütülmüştür. Yönetmen Caner Erzincan, hikayenin gerçekçiliğini artırmak adına Down sendromlu bireylerle uzun süreli gözlemler yapmış ve bu deneyimleri senaryoya yansıtmıştır. Yapım, Türkiye'deki sosyal sorumluluk bilincini sinema diliyle birleştiren önemli projelerden biri olarak kabul edilmektedir.
Film, doğrudan tek bir kişinin hayatı olmasa da, Türkiye'de göç eden binlerce ailenin ve engelli yakını olan bireylerin yaşadığı ortak zorluklardan esinlenilerek kurgulanmıştır.
Evet, Petekkaya canlandırdığı karakterin içinde bulunduğu çaresizlik ve babalık duygusunu yansıtabilmek için benzer hayatlar yaşayan ailelerle vakit geçirmiştir.
Film, hayatın tüm sertliğine rağmen ailenin birbirine olan bağlılığını ve sevginin iyileştirici gücünü finalinde hissettirmeyi tercih ediyor.
Toplam 1 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...