
Belgesel
Komünizmin çöküşünden sonra Romanya'da ortaya çıkan ağır ekonomik kriz ve devletin çocuk esirgeme politikalarındaki yetersizlik, binlerce çocuğu sokağa terk etmiştir. Film, Bükreş'in Victory Square metro istasyonunu kendilerine "ev" edinen beş temel karakterin etrafında döner: Cristina, Ana, Marian, Mihai ve Violeta.
Bu çocuklar, aile içi şiddetten veya aşırı yoksulluktan kaçarak sokaklara sığınmışlardır. Ancak sokaklardaki yaşam; açlık, hastalık, uyuşturucu (genellikle boya tineri soluma) ve çeteler arası şiddetle doludur. Yönetmen Edet Belzberg, çocukların dünyasına hiçbir yargılama yapmadan, sadece bir gözlemci olarak girer. Belgesel, bu çocukların hayatta kalma mücadelelerini, aralarında kurdukları tuhaf "aile" bağlarını ve her şeye rağmen içlerinde taşıdıkları çocuksu umut kırıntılarını tüm çıplaklığıyla ekrana taşır.
Children Underground, sinemanın "gerçeği yansıtma" görevini en sert ve en saf haliyle yerine getiren yapımlardan biridir. Belgesel, geleneksel bir anlatıcı (seslendirme) kullanmaz; bunun yerine çocukların kendi arasındaki diyalogları ve çarpıcı görüntüleri konuşturur. Bu "cinéma vérité" (gerçek sinema) tarzı, izleyiciyi bir film izliyormuş gibi değil, o soğuk metro istasyonunda çocukların yanındaymış gibi hissettirir.
2001 yılında Sundance Film Festivali'nde ödül alan ve ardından Oscar adaylığı kazanan bu yapım, sadece Romanya'nın bir dönemine ışık tutmakla kalmaz, dünya genelindeki çocuk hakları ihlallerine dair devasa bir manifesto niteliği taşır.
Toplumsal gerçekçi yapımlara ilgi duyanlar, sosyoloji ve insan hakları alanında çalışanlar ve belgesel sinemanın gücünü görmek isteyen herkes bu filmi izlemeli. Ancak uyarılmalıdır ki; film oldukça ağır sahneler, uyuşturucu kullanımı ve şiddet içerir. Duygusal açıdan sarsıcı bir deneyime hazır olan, dünyanın görünmeyen yüzüyle yüzleşmek isteyen sinemaseverler için bu bağımsız film bir zorunluluktur.
Çünkü bu film, istatistiklerin ötesine geçerek evsiz çocukların birer "sayı" değil, birer "insan" olduğunu gösteriyor. Onların hayallerini, korkularını ve birbirlerine olan acımasız ama bazen de şefkatli bağlılıklarını izlemek, modern dünyanın konforunda unuttuğumuz pek çok şeyi hatırlatıyor. Edet Belzberg’in kamerası, bu çocuklara bir ses veriyor ve onları görünür kılıyor. Sosyal adaletsizliğin en masum kurbanlarının hikâyesini dinlemek, dünyaya bakış açınızı kalıcı olarak değiştirebilir.
Hayatta Kalma Mücadelesi: En ağır koşullar altında bile insanın yaşama tutunma içgüdüsü.
Sistemsel Başarısızlık: Devletin ve toplumun en savunmasız bireyleri korumadaki yetersizliği.
Bağımlılık ve Kaçış: Gerçekliğin acısından kurtulmak için sığınılan maddelerin yıkıcı etkisi.
Yitirilen Çocukluk: Oyun oynaması gereken yaşta, bir yetişkinden daha ağır yükler taşıyan çocuklar.
Eğer bu tür etkileyici ve gerçekçi belgesellerden hoşlanıyorsanız, şu önerilerimize göz atabilirsiniz:
Streetwise (1984): Seattle sokaklarındaki evsiz çocukların yaşamını anlatan, bu türün öncüsü kabul edilen bir belgesel.
The Interrupters (2011): Şehirdeki şiddeti durdurmaya çalışan insanların mücadelesini işleyen bir yapım.
Born into Brothels (2004): Kalküta’daki seks işçilerinin çocuklarının fotoğrafçılık yoluyla hayata tutunmasını anlatan bir diğer Oscar ödüllü eser.
Film, 2002 yılında En İyi Belgesel dalında Akademi Ödülü'ne (Oscar) aday gösterilmiştir.
Çekimler boyunca yönetmen ve ekip, çocukların güvenliğini sağlamak ve onları tehlikelerden korumak ile belgeselci tarafsızlığını korumak arasında büyük etik ikilemler yaşamışlardır.
Belgesel, yayınlandığı dönemde Romanya hükümeti üzerinde uluslararası baskı oluşmasına ve çocuk koruma yasalarının gözden geçirilmesine zemin hazırlamıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...