
Komedi, Romantik

Barbara Darling

Margery Chanticleer

Bernard Chanticleer

I.H. Chanticleer

Richard Mudd

Amy Partlett

Raef del Grado

Miss Nora Thing

Patrolman Francis Graf

Kurt Dougherty
Bernard Chanticleer, aşırı korumacı ve baskıcı ebeveynlerinin gölgesinde yaşayan, saf ve utangaç bir gençtir. Babasının kütüphaneci olarak çalıştığı saygın bir kurumda ayak işleri yapan Bernard, artık kendi ayakları üzerinde durmak ve "erkekliğe adım atmak" istediğine karar verir. Bu amaçla evden ayrılıp New York'un göbeğinde, kuralları olan tuhaf bir pansiyona taşınır.
Bernard’ın hayatı, gece kulüplerinde performans sergileyen büyüleyici ve bir o kadar da dengesiz bir kadın olan Barbara Darling’e aşık olmasıyla tamamen karışır. Bir yanda kalbini çalan bu "tehlikeli" kadın, diğer yanda ona gerçekten değer veren tatlı Amy ve arkasından ayrılmayan köpekli bir takipçi... Bernard, büyük şehrin karmaşasında hem aşkı hem de kendi kimliğini bulmaya çalışırken, çocukluktan yetişkinliğe geçişin aslında ne kadar absürt bir yolculuk olduğunu keşfedecektir.
Peter Kastner, Bernard rolünde o dönemin "şaşkın ve masum genç" prototipini başarıyla yansıtıyor. Ona eşlik eden Elizabeth Hartman ise Barbara Darling karakteriyle büyüleyici ama bir o kadar da yıkıcı bir kadın figürü çiziyor.
Ancak filmin asıl gücü yan kadrosunda gizli: Bernard'ın annesi rolündeki Geraldine Page ve babası rolündeki Rip Torn, aşırı kontrolcü ebeveyn tiplemeleriyle filme harika bir kara mizah katıyorlar. Geraldine Page, bu performansıyla Oscar adaylığı kazanarak filmin editoryal kalitesini tescillemiştir. Ayrıca, efsanevi Karen Black'i de kariyerinin başlarında Amy rolünde görmek sinemaseverler için büyük bir keyif.
Bu film, Francis Ford Coppola'nın The Godfather veya Apocalypse Now gibi devasa yapımlara imza atmadan önceki "yaramaz ve yaratıcı" döneminin bir ürünüdür. Richard Lester’ın A Hard Day’s Night tarzından ve Fransız Yeni Dalgası'ndan etkilenen film; hızlı kurgusu, el kamerası çekimleri ve pop müziği kullanımıyla 1960'ların ruhunu yansıtır. Spielberg’ün pürüzsüz anlatımının aksine Coppola, burada daha deneysel, parçalı ve yer yer absürt bir dil tercih etmiştir. The Lovin' Spoonful tarafından yapılan soundtrack ise filmin o enerjik ve melankolik atmosferini mükemmel bir şekilde tamamlar.
60'lı yılların "Swinging Sixties" atmosferine ilgi duyanlar, büyüme öykülerini (coming-of-age) sevenler ve sinema tarihinin büyük yönetmenlerinin ilk adımlarına tanıklık etmek isteyenler bu filmi kaçırmamalı. Eğer The Graduate (Mezun) gibi yapımların o kendine has melankolik ama komik havasını seviyorsanız, bu komedi filmi ve dram karışımı tam size göre.
Film, yetişkinliğe geçişin ciddiyetini mizahla harmanlayarak anlatıyor. Coppola'nın New York sokaklarını bir oyun alanı gibi kullanması ve karakterlerin karikatürize halleri, izleyiciye keyifli bir seyir sunuyor. Ayrıca, bir gencin ailesinin pençesinden kurtulup kendi hatalarını yapma özgürlüğünü kazanma sürecini son derece samimi bir şekilde işlemesi sebebiyle izlenmeye değer.
Büyüme Sancıları: Çocukluk masumiyetinden yetişkinliğin karmaşık dünyasına geçiş.
Ebeveyn Baskısı: Birey olma çabasının önündeki en büyük engel olarak aile figürü.
İlk Aşk ve Hayal Kırıklığı: İdealize edilen aşkın gerçek hayatla çarpışması.
Şehir ve Özgürlük: New York’un hem korkutucu hem de özgürleştirici bir mekan olarak portresi.
Bu filmin havasını sevdiyseniz, türün en büyük klasiklerinden biri olan The Graduate (1967) veya Woody Allen’ın erken dönem işlerinden Annie Hall ilginizi çekebilir. Ayrıca Coppola’nın bir diğer erken dönem işi olan The Rain People (1969), yönetmenin karakter derinliği konusundaki gelişimini görmek için iyi bir tercih olabilir.
Film, Coppola’nın UCLA’daki sinema okulundan mezuniyet tezi olarak başladığı ancak daha sonra büyük bir stüdyo filmine dönüşen projesidir.
Müzikleri yapan The Lovin' Spoonful grubu, o dönemde Beatles kadar popülerdi ve filmin başarısında büyük rol oynamıştır.
Coppola, bu filmi çekebilmek için Warner Bros. stüdyolarını oldukça kısıtlı bir bütçeyle ikna etmeyi başarmıştır.
Film, Geraldine Page'e "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu" dalında Oscar ve Altın Küre adaylığı getirmiştir.
Evet, David Benedictus'un aynı adlı romanından Coppola tarafından senaryolaştırılmıştır.
Hayır, film genel olarak neşeli, tempolu ve absürt bir komedi tonuna sahiptir; ancak Bernard'ın içsel arayışı yer yer duygusal bir derinlik sunar.
Aslında Coppola'nın yönettiği birkaç küçük iş daha vardır ancak bu yapım, onun Hollywood tarafından tanınmasını sağlayan ilk büyük "profesyonel" çıkışıdır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...