
Korku
Metafizik unsurların insan psikolojisi üzerindeki yıkıcı etkisini odağına alan Zikir, izleyiciyi kadim sırlar ve ödenmemiş bedellerle dolu karanlık bir labirente davet ediyor. Hikâye, geçmişte işlediği bir günahın gölgesinden kaçmaya çalışan genç bir adamın, kendisini izole bir köyde bulmasıyla başlar. Burada tanıştığı gizemli bir topluluk ve onların her gece gerçekleştirdiği ayin benzeri pratikler, kahramanımızı sadece fiziksel bir tehlikenin değil, aynı zamanda ruhsal bir kuşatmanın da tam ortasına bırakır.
Zamanla "zikir" kavramı, sadece dilde bir tekrar olmaktan çıkıp, geçmişteki hataların yankılanan bir sesine dönüşür. Film, vicdan azabının bir insanın zihninde nasıl canavarlaştığını ve doğaüstü olayların aslında bastırılmış gerçeklerle nasıl bağdaştığını derinlemesine işliyor. Zikir, alışılagelmiş korku kalıplarının dışına çıkarak, izleyicisini hem görsel hem de işitsel bir huzursuzluk deneyimine ortak ediyor.
Filmin başrolünde, karakterin ruhsal çöküşünü ve yaşadığı korkuyu iliklerine kadar hissettiren genç ve yetenekli bir oyuncu yer alıyor. Performansında öne çıkan en büyük detay, karakterin sessizleştiği sahnelerde bile gözlerindeki dehşeti izleyiciye geçirebilmesi. Oyuncunun, gerçeklik ile halüsinasyon arasındaki o ince çizgide gidip gelen sahnelerdeki tutarlılığı, filmin inandırıcılığını zirveye taşıyor.
Yan rollerde yer alan ve köy sakinlerini canlandıran usta isimler, hikâyeye tekinsiz bir ağırlık katıyor. Özellikle topluluk lideri rolündeki oyuncunun sergilediği otoriter ve gizemli duruş, filmin gerilim dozajını her sahnede biraz daha artırıyor. Oyuncu kadrosunun bu uyumlu performansı, filmi basit bir janr denemesi olmaktan çıkarıp, editoryal bir karakter incelemesine dönüştürüyor.
Yönetmen, bu yapımda görsel dilden ziyade ses tasarımını bir korku unsuru olarak kullanmayı tercih etmiş. Filmin ismine uygun olarak kurgulanan ritmik sesler ve fısıltılar, klostrofobik bir atmosfer yaratıyor. Sinematografik açıdan, az ışıklı mekanlar ve dar açılı çekimler izleyicide sürekli bir izleniyormuş hissi uyandırıyor. Senaryo, klişe bir "cin" hikâyesinden ziyade, insan ruhunun karanlık dehlizlerinde dolaşan daha felsefi ve psikolojik bir gerilimi tercih ediyor.
Atmosferik gerilimden hoşlanan, mistik ve dini ögelerin sinemadaki karanlık yansımalarına ilgi duyan sinemaseverler için bu yapım mutlaka görülmesi gerekenler listesinde. Eğer sadece anlık korku efektleri (jump scare) yerine, zihne işleyen ve izledikten sonra bile üzerine düşündüren bir gerilim filmi arıyorsanız, Zikir beklentilerinizi karşılayacaktır. Ayrıca, yerli sinemada deneysel ve farklı bir anlatım arayan izleyiciler için de güçlü bir tercih.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, korkuyu sadece dışsal bir varlıkta değil, insanın kendi vicdanında ve geçmişinde aramasıdır. Zikir, benzerlerinden farklı olarak izleyiciye bir ahlak sorgulaması sunuyor. Filmin yarattığı yoğun atmosfer ve seslerin kullanımı, sinema salonundan çıktıktan sonra bile kulaklarınızda çınlamaya devam edecek türden. Ayrıca, 2025 filmleri arasında özgün hikâyesiyle yerli sinemanın sınırlarını zorlayan bir yapım olması onu özel kılıyor.
Vicdan ve Kefaret: Geçmişin yükünden kurtulmak için ödenmesi gereken bedeller.
Mistik Gerilim: Dini ve kültürel motiflerin doğaüstü bir korku unsuru olarak işlenmesi.
İzolasyon: Toplumdan ve modern dünyadan uzaklaşmanın yarattığı ruhsal savunmasızlık.
Bu filmin yarattığı karanlık ve mistik atmosferi sevdiyseniz, Türk sinemasından Musallat veya atmosfer odaklı Baskın (Baskin) filmleri sizin için uygun film önerileri olabilir. Dünya sinemasından ise Robert Eggers’ın The Witch filmi veya Ari Aster imzalı Midsommar, benzer bir tekinsiz topluluk ve inanç gerilimi sunduğu için ilginizi çekebilir.
Filmin çekimleri, atmosferi güçlendirmek adına Anadolu’nun terkedilmiş ve tarihi dokusu bozulmamış bir köyünde gerçekleştirildi. Ses tasarımı için özel olarak tasarlanan ritmik döngülerin, insan nabzıyla uyumlu olacak şekilde ayarlandığı ve bu yolla izleyicide fiziksel bir gerginlik yaratılmasının hedeflendiği biliniyor. Ayrıca filmin hazırlık sürecinde, çeşitli kadim metinler ve folklorik anlatılar derinlemesine incelenerek senaryoya entegre edildi.
Film, her iki türü de harmanlayan; ancak atmosferik gerilimi ve doğaüstü unsurları ön planda tutan bir yapıdadır.
Film, kanlı sahnelerden ziyade zihinsel bir baskı ve klostrofobik bir huzursuzluk üzerine inşa edilmiştir.
Senaryo, çeşitli anonim halk hikâyelerinden ve toplumsal korkulardan esinlenerek oluşturulmuş tamamen kurgusal bir anlatıdır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...