Matt Damon'ın Marslı Filmindeki Patates Yetiştirme Sahnesi Gerçekten Mümkün mü?

Matt Damon'ın Marslı Filmindeki Patates Yetiştirme Sahnesi Gerçekten Mümkün mü?

06 Şubat 2026

Sinema tarihinin "kurtarılması en maliyetli" adamı kimdir desek, hepimiz koro halinde aynı ismi veririz: Matt Damon.

Er Ryan'ı Kurtarmak'tan Yıldızlararası'na kadar Hollywood bütçelerini onu eve getirmek için harcadık. Ama Ridley Scott’ın 2015 yapımı şaheseri Marslı (The Martian) filminde senaryo değişti. Bu kez süvari birliği gelene kadar Damon (filmdeki adıyla Mark Watney) kendi göbeğini kesmek zorundaydı. Hem de kelimenin tam anlamıyla...

Filmi izleyenlerin asla unutamadığı, midemizi hafifçe kaldıran ama "Vay be!" dedirten o meşhur sahneyi hatırlarsınız: Kızıl Gezegen'de, kendi dışkısını kullanarak patates yetiştirmek.

Peki, bu sahne sadece bir Hollywood abartısı mıydı, yoksa Ridley Scott yine dersine iyi mi çalışmıştı? Gelin, bu "organik" tarım girişimini inceleyelim. Spoiler: Cevap sandığınızdan daha karmaşık (ve biraz zehirli).

1. Set Tasarımı Değil, Gerçek Bilim: Mars Toprağı

Filmde Mark Watney’in o uçsuz bucaksız kızıl çöllerde (ki aslında Ürdün'deki Wadi Rum çölüdür) topladığı toprağı hatırlayın. Bilim kurgu filmlerinde genelde "uzaylı toprağı" dendiğinde neon renkli taşlar falan bekleriz ama film burada gerçekçiliğe sadık kalıyor.

O "ölü" görünen Mars toprağı (Regolit), aslında mineral açısından zengin bir maden. Yani evet, NASA'nın da onayladığı üzere; doğru koşulları sağlarsanız o toprakta bitki yetişir. Film burada ilk puanını kapıyor: Gerçekçilik %100.

2. O Mide Bulandıran Gübre Sahnesi

Gelelim filmin en çok konuşulan, "Ben olsam yer miydim?" diye düşündürten kısmına. Watney, Mars toprağında eksik olan tek şeyi, yani bakteriyi ve organik yaşamı, mürettebatın geride bıraktığı "hediyelerle" (evet, dışkılarıyla) tamamlıyordu.

Sinema tarihinde "boktan durum" deyimini bu kadar literal alan başka bir sahne var mıdır bilmiyoruz ama bu yöntem tarihsel olarak doğru. "Gece Toprağı" denilen bu yöntem yüzyıllardır dünyada kullanılıyor. Ancak filmde küçük bir risk "kurgu hatırına" atlanmış: O dışkılardaki bakteriler Watney'i, Mars'ın soğuğundan daha hızlı öldürebilirdi. Yine de hayatta kalma içgüdüsü adına bu sahneye "Sinematik Deha" diyoruz.

3. Yönetmenin Kestiği Sahne: "Zehirli Patatesler"

İşte Hollywood'un "Seyirciyi bilimle boğmayalım, aksiyona geçelim" dediği nokta burası. Ve burası çok önemli bir trivia bilgisi!

Filmde Watney patatesleri topraktan çıkarıp afiyetle (veya ketçap kıtlığında zorlanarak) yiyor. Ancak gerçekte o toprak Perklorat denilen zehirli bir tuzla kaplı. Eğer film %100 bilimsel olsaydı, Watney'in o patatesleri yemeden önce toprağı saatlerce yıkaması, kimyasal işlemlerden geçirmesi gerekirdi.

Eğer filmdeki gibi yeseydi ne mi olurdu? Muhtemelen tiroidleri iflas eder ve kurtarma ekibi gelene kadar hayatta kalamazdı. Ama kabul edelim, kimse Matt Damon'ın 2 saat boyunca toprak yıkamasını izlemek istemezdi. .

4. Patlayan Laboratuvar ve Hidrazin

Watney'in su üretmek için roket yakıtı olan Hidrazin'i parçaladığı ve ortalığı havaya uçurduğu sahne, filmin gerilim dozunu en iyi ayarladığı anlardan biriydi. Görsel efektler bir yana, bu kimyasal reaksiyon tamamen gerçek. Sadece evde denemeyin; sonuçları filmdeki gibi sadece "isli bir yüzle" atlatılamayabilir.

İzlemeye Değer mi?

Andy Weir'in romanından uyarlanan Marslı, "Hard Sci-Fi" türünün sinemadaki en iyi örneklerinden biri. Evet, patatesler gerçek hayatta bizi zehirleyebilirdi ama Mark Watney'in o tükenmeyen iyimserliği ve problem çözme yeteneği, filmi bir "hayatta kalma belgeseli"nden çıkarıp bir başyapıta dönüştürüyor.

Bir gün Mars'a yolunuz düşerse yanınıza lazer silahı değil, bir çuval patates ve biraz ketçap almayı unutmayın. Ama toprağı yıkamadan yemeyin!

Kategoriler

İlgili Kişiler

like
love
haha
wow
sad
angry

Yorumlar 0

Yorum yazmak için giriş yapınız.

Yükleniyor...