

Renee Bennett

Avery LeClair

Grant LeClair

Ethan

Mason

Mallory

Vivian

Jane

Lily LeClair

Tasha
Renee Bennett, dış görünüşüyle barışık olmayan, kendini sürekli yetersiz hisseden ve "ideal güzellik" standartlarına uymadığı için hayatın ona haksızlık ettiğini düşünen bir kadındır. Hayatı, bir spor salonunda (SoulCycle) geçirdiği talihsiz bir kaza ile tamamen değişir.
Kaza sırasında kafasını çarpan Renee uyandığında, aynaya baktığında kendini dünyanın en güzel ve kusursuz kadını olarak görmeye başlar. Aslında fiziksel olarak hiçbir şey değişmemiştir; değişen tek şey onun kendi algısıdır. Bu sarsılmaz (ve aslında hayali) özgüven sayesinde Renee, hayalindeki işe başvurur, yeni insanlarla tanışır ve hayatı bir başarı öyküsüne dönüşür.
Film, hem komedi hem de moda dünyasından tanıdık isimleri barındırıyor:
Amy Schumer (Renee): Karakterin eziklikten zirveye uzanan o trajikomik değişimini, kendine has mizah tarzıyla harika bir şekilde canlandırıyor.
Michelle Williams (Avery LeClaire): Alışılmışın dışındaki ses tonu ve "mükemmel ama sorunlu" plaza kadını rolüyle filmin en dikkat çekici performanslarından birini sergiliyor.
Emily Ratajkowski: Filmde "ideal güzelliği" temsil eden ama aslında güzelliğin de kendi zorlukları olduğunu gösteren karakteriyle yer alıyor.
Naomi Campbell: Moda dünyasının dev ismi, filmde bir kozmetik şirketinin yöneticisi olarak karşımıza çıkıyor.
Yönetmenliğini Abby Kohn ve Marc Silverstein’ın üstlendiği yapım, modern dünyanın dayattığı güzellik standartlarını hicvediyor. Film, "kendini sevme" temasını klişe bir kişisel gelişim tadında değil, Amy Schumer’ın absürt ve samimi tarzıyla işliyor.
Sinematografik açıdan renkli, parlak ve enerjik bir New York atmosferi sunuyor. Bir romantik komedi olarak, sadece bir aşk hikayesine odaklanmıyor; asıl meseleyi "kişinin kendiyle olan ilişkisi" olarak belirliyor. Bir platform filmi olarak dijital mecralarda, moral bulmak ve gülmek isteyen izleyiciler tarafından hala sıkça tercih ediliyor.
Güzellik standartlarından ve sosyal medya baskısından yorulanlar.
Amy Schumer tarzı "kendiyle barışık" mizahı sevenler.
Bridget Jones'un Günlüğü veya The Devil Wears Prada tarzı, iş ve özel hayatın karıştığı kadın odaklı komedilerden hoşlananlar.
Film, aynadaki görüntümüzden ziyade, zihnimizdeki "ben" algısının hayatımızı nasıl yönettiğini çok iyi gösteriyor. Nicole Kidman’ın Destroyer’daki o yıkıcı, fiziksel olarak çökmüş ve kendine nefret duyan karakterinin tam zıddı olarak; Acayip Güzelim, fiziksel bir değişim olmadan sadece bakış açısını değiştirerek mutlu olmanın mümkün olduğunu savunuyor.
Özgüven: İçsel inancın dış dünyayı nasıl manipüle edebileceği.
Güzellik Algısı: Toplumun dayattığı estetik kuralların absürtlüğü.
Kişisel Gelişim: İnsanın kendi potansiyelini keşfetmesinin önündeki tek engelin kendisi olması.
Dostluk: Başarı ve özgüven yolculuğunda gerçek dostların yeri.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...