

Fritz Honka

Gerda Voss

Helga Denningsen

Frida

Willi

Petra Schulz

Siggi Honka

Erich Denningsen

Dornkaat-Max

Herbert Nürnberg
Altın Eldiven, İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya’nın karanlık ve tekinsiz arka sokaklarında geçen, gerçek olaylara dayanan tüyler ürpertici bir hikâyeyi konu alıyor. Filmin merkezinde, dış görünüşüyle toplumun dışına itilmiş, derin psikolojik sorunları olan Fritz Honka yer alıyor. Honka, Hamburg’un Reeperbahn bölgesindeki "Zum Goldenen Handschuh" (Altın Eldiven) adlı barda vaktini geçiren, toplumun kıyısında kalmış kadınları evine davet ederek onlara korkunç bir son hazırlayan bir seri katildir.
Film, bir suçlunun portresini çizerken aynı zamanda dönemin sosyolojik çöküntüsünü de gözler önüne seriyor. Honka’nın tavan arasındaki dairesinde geçen klostrofobik sahneler, izleyiciyi karakterin hastalıklı zihniyle ve işlediği cinayetlerin ağırlığıyla baş başa bırakıyor. Klasik polisiye anlatılarının aksine, bu yapım cinayeti estetikleştirmek yerine, sefaleti ve şiddeti tüm çıplaklığıyla, rahatsız edici bir gerçekçilikle sunuyor.
Filmin başarısının en büyük paydaşı, Fritz Honka karakterine hayat veren genç oyuncu Jonas Dassler’dir. Dassler, uygulanan ağır makyajın altında tanınmaz hale gelmiş olsa da karakterin kambur yürüyüşünden ürkütücü ses tonuna kadar her detayı muazzam bir yetenekle canlandırıyor. Performansı, izleyicide aynı anda hem tiksinti hem de derin bir rahatsızlık uyandıracak kadar güçlüdür.
Yardımcı oyuncu kadrosunda yer alan Margarethe Tiesel ve Hark Bohm gibi isimler, barın müdavimi olan, hayatın sillesini yemiş karakterleri büyük bir doğallıkla canlandırıyorlar. Oyuncu kadrosu, yönetmen Fatih Akın’ın yarattığı o kirli ve karanlık atmosfere kusursuz bir uyum sağlıyor.
Yönetmen Fatih Akın, Heinz Strunk’ın aynı adlı romanından uyarladığı bu filmle kariyerinin en cesur ve tartışmalı işlerinden birine imza atıyor. Filmin sanat yönetimi ve makyaj tasarımı, 70’lerin Hamburg sefaletini kokusunu duyabileceğiniz kadar gerçekçi bir biçimde perdeye taşıyor. Tempo, bir seri katilin rutin yaşamını yansıtacak şekilde bazen durağan bazen de şiddetli patlamalarla ilerliyor. Altın Eldiven, ana akım sinemanın kalıplarını yıkan, izleyicinin sinir uçlarıyla oynayan bir sanat eseri niteliğinde.
Psikolojik derinliği olan, gerçek suç hikâyelerine (true crime) ilgi duyan ve sinemanın sınırlarını zorlayan yapımları seven izleyiciler bu filmi kaçırmamalı. Ancak, filmin yüksek dozda rahatsız edici görsel ve temalar içerdiğini, bu nedenle hassas izleyiciler için uygun olmadığını belirtmek gerekir. Gerçekçi bir gerilim filmi ve etkileyici bir karakter çalışması arayan yetişkin sinemaseverler için dikkat çekici bir yapım.
Bu filmi izlemek için en önemli sebep, Jonas Dassler’in sergilediği ve sinema tarihine geçebilecek nitelikteki oyunculuk performansıdır. Ayrıca Fatih Akın’ın bir seri katili bir kahraman gibi göstermeden, onu tüm çirkinliği ve zavallılığıyla ele alış biçimi, türün diğer örneklerinden keskin bir şekilde ayrılmasını sağlıyor. Teknik anlamdaki başarısı, özellikle ses tasarımı ve makyaj uygulamaları, filmi görsel bir tecrübe haline getiriyor.
Toplumsal Çürüme: Savaş sonrası Almanya’nın unutulmuş, kenara itilmiş insanlarının sefaleti.
Yalnızlık ve Yabancılaşma: Fiziksel ve ruhsal deformasyonun bireyi nasıl bir canavara dönüştürebileceği.
Şiddetin Doğası: Şiddetin hiçbir estetiğe büründürülmeden, en saf ve çiğ haliyle temsili.
Fritz Honka’nın hikâyesindeki karanlığı sevdiyseniz, bir başka seri katilin zihnine odaklanan Lars von Trier imzalı The House That Jack Built veya daha klasik bir suç portresi olan Henry: Portrait of a Serial Killer gibi suç filmleri ilginizi çekebilir.
Fritz Honka karakterini canlandıran Jonas Dassler, çekimler boyunca her gün yaklaşık 3 saat süren bir makyaj sürecinden geçmiştir. Filmde kullanılan "Altın Eldiven" barı, Hamburg’da hâlâ varlığını sürdüren gerçek bir mekândır. Fatih Akın, filmin geçtiği tavan arası dairesini tasarlarken gerçek polis kayıtlarından ve olay yeri fotoğraflarından yararlanarak birebir sadık kalmaya çalışmıştır.
Evet, film 1970-1975 yılları arasında Hamburg’da en az dört kadını öldüren seri katil Fritz Honka’nın gerçek yaşam öyküsünden ve aynı isimli romandan uyarlanmıştır.
Evet, film şiddeti ve sefaleti oldukça direkt ve grafik bir biçimde sergilemektedir; bu yönüyle vizyona girdiği dönemde pek çok ülkede tartışmalara yol açmıştır.
Ünlü yönetmen, Almanya’nın karanlık geçmişindeki bu figür üzerinden toplumsal bir eleştiri yapmayı ve korku ile dram türlerini harmanlamayı amaçlamıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...