

Amélie Poulain

Nino Quincampoix

Raphaël Poulain

Raymond Dufayel

Lucien

Gina

Suzanne

Georgette

Joseph

Hipolito
Paris’in Montmartre semtinde bir kafede garsonluk yapan Amélie Poulain, çocukluğundan beri hayal dünyasında yaşayan, detaylara aşık bir kadındır. Bir gün evindeki gizli bir bölmede, yıllar öncesinden kalma bir çocukluk hazinesi kutusu bulur. Bu kutuyu sahibine ulaştırdığında adamın yaşadığı mutluluğa tanık olan Amélie, hayatının amacını keşfeder: Çevresindeki insanların hayatlarına küçük ve görünmez dokunuşlar yaparak onları mutlu etmek.
Amélie, babasından komşularına kadar herkese gizemli oyunlar kurgularken, kendi kalbinin kapılarını dünyaya kapatmıştır. Ancak tren istasyonlarındaki fotoğraf kulübelerinden atılmış kareleri toplayan gizemli bir adam olan Nino ile tanıştığında, kurduğu bu oyun dolu dünyada ilk kez kendisi için bir şey yapması gerektiğini anlar. Amélie, korkularıyla yüzleşip gerçek aşka adım atmak ile güvenli hayal dünyasında kalmak arasında büyüleyici bir yolculuğa çıkar.
Audrey Tautou, Amélie karakteriyle dünya çapında bir fenomene dönüşmüş; karakterin masumiyetini, merakını ve muzip ruhunu sadece kocaman gözleri ve gülümsemesiyle sinema tarihine kazımıştır. Tautou’nun performansı, karakteri sadece bir film kahramanı değil, bir hayat felsefesi haline getirmiştir.
Nino Quincampoix rolünde Mathieu Kassovitz, Amélie’nin dünyasına eşdeğer bir tuhaflığa ve derinliğe sahip olan aşk öznesini başarıyla canlandırır. Yan karakterlerde ise Jamel Debbouze (Manav Lucien) ve Yolande Moreau gibi isimler, Paris’in bu rengarenk insan mozaiğini tamamlayarak hikayeye editoryal bir zenginlik katarlar.
Yönetmen Jean-Pierre Jeunet, bu filmde Paris’i olduğundan daha parlak, daha yeşil ve daha kırmızı bir masal diyarı olarak resmeder. Filmin görsel dili, geniş açılı lens kullanımı ve Jean-Pierre Jeunet'in imzası haline gelen detaycı anlatımıyla büyüleyicidir. Yann Tiersen’in akordeon ve piyano ağırlıklı eşsiz müzikleri, filmin ruhunu belirleyen en önemli unsurdur. Amélie, modern sinemanın en başarılı romantik komedi örneklerinden biri olmasının yanı sıra, yalnızlığı bir hüzün değil, yaratıcı bir güç olarak tanımlayan nadir yapımlardan biridir.
Hayatın küçük detaylarında mutluluk arayanlar, nostalji tutkunları ve görsel bir şölen eşliğinde ruhunu dinlendirmek isteyen her izleyici bu filmi mutlaka görmelidir. Fransız sinemasının samimiyetini ve estetiğini sevenler ile bağımsız sinema tadında ama izlemesi son derece keyifli bir yapım arayanlar için Amélie, sinema listelerinin en başında yer almalıdır.
Bu film, izleyiciye dünyayı bir çocuğun gözlerinden görme yetisini geri kazandırıyor. Modern dünyanın karmaşası içinde unutulan nezaketi, yardımlaşmayı ve merak duygusunu hatırlatıyor. Sadece bir aşk hikayesi değil, bir "iyi hisset" filmi olan Amélie, moraliniz bozuk olduğunda sığınabileceğiniz en güvenli limanlardan biridir. Sinema tarihinin en özgün karakterlerinden biriyle tanışmak ve Paris’in hiç görmediğiniz kadar büyüleyici bir yüzünü keşfetmek için bu yapıtı izlemelisiniz.
Küçük Mutluluklar: Hayatın sıradan anlarındaki gizli güzelliklerin keşfi.
Yalnızlık ve Kabullenme: Sosyal izolasyonun yaratıcı bir oyun alanına dönüşmesi.
Başkalarına Yardım: Karşılık beklemeden yapılan iyiliklerin insanın kendi ruhunu iyileştirmesi.
Aşk ve Cesaret: Birinin hayatına dahil olabilmek için korunaklı dünyadan çıkma cesareti.
Eğer Amélie’nin yarattığı o büyülü ve renkli atmosferden etkilendiyseniz, yönetmenin bir diğer görsel şöleni olan Kayıp Çocuklar Şehri veya daha romantik bir tonda ilerleyen Gece Yarısından Önce (Before Sunset) gibi yapımlara göz atabilirsiniz. Ayrıca yine Paris atmosferinde geçen Paris’te Gece Yarısı (Midnight in Paris) da benzer filmler arasında size aynı keyfi verecektir.
Filmin çekimleri sırasında Paris sokakları, Jean-Pierre Jeunet'in istediği o steril ve masalsı görüntüye ulaşmak için her sabah ekipler tarafından titizlikle temizlenmiştir.
Başrol Amélie karakteri aslında Emily Watson için yazılmıştı, ancak oyuncu Fransızca konuşamadığı için rol Audrey Tautou’ya verilmiştir.
Filmde Amélie'nin topladığı taş sektirme sahnelerinde, Audrey Tautou bu hareketi yapamadığı için özel efektler kullanılmıştır.
Film, Fransa'da o kadar büyük bir etki yaratmıştır ki, çekimlerin yapıldığı "Cafe des Deux Moulins" bugün hala turistlerin akınına uğramaktadır.
Film orijinal olarak Fransızca dilindedir ve Fransız sinemasının dünya çapındaki en başarılı temsilcilerinden biri olarak kabul edilir.
Filmin kült haline gelmiş müzikleri, Fransız müzisyen Yann Tiersen tarafından bestelenmiştir. Akordeon ve piyano tınıları filmin ayrılmaz bir parçasıdır.
Film, En İyi Yabancı Dilde Film dahil olmak üzere 5 dalda Oscar'a aday gösterilmiş, ancak o yıl ödülü kazanamamıştır; buna rağmen birçok prestijli festivalden onlarca ödülle dönmüştür.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...