

Xavier

Anne-Sophie

Martine

Wendy

Isabelle

Soledad

Alessandro

Tobias

Lars

La mère de Xavier
L' Auberge Espagnole, Fransız bir ekonomi öğrencisi olan Xavier'nin, kariyeri için gerekli olan İspanyolca ve Avrupa ekonomisi bilgisini derinleştirmek amacıyla Barselona’ya taşınmasını konu alıyor. Sevgilisini Paris’te bırakıp yola çıkan Xavier, Barselona'da farklı ülkelerden gelen yedi öğrencinin paylaştığı rengarenk bir öğrenci evine yerleşir. İspanyol, İtalyan, İngiliz, Danimarkalı, Belçikalı ve Alman gençlerin bir arada yaşadığı bu ev, kısa sürede bir "İspanyol Pansiyonu"na (karmaşa ve çeşitlilik mekanı) dönüşür.
Xavier, başlangıçta bu kültürel kakofoni içinde yolunu bulmaya çalışırken, zamanla dostluğun, aşkın ve kimlik arayışının dilinin ortak olduğunu fark eder. Evdeki her bir oda arkadaşı, Xavier'nin hayata bakışını ve hayallerini değiştiren birer aynaya dönüşür. Film, Barselona’nın büyüleyici sokaklarında geçen, akademik bir zorunluluktan çok hayatın provasına dönüşen o eşsiz yılı tüm samimiyetiyle beyaz perdeye taşır.
Romain Duris, Xavier rolünde sergilediği performansla modern Avrupa gençliğinin kararsızlıklarını ve heyecanlarını mükemmel bir doğallıkla yansıtıyor. Audrey Tautou, Xavier'nin Paris'teki melankolik sevgilisi Martine karakteriyle filme hüzünlü bir dokunuş katarken; Cécile de France, Belçikalı lezbiyen oda arkadaşı Isabelle rolündeki enerjisiyle kariyerinde büyük bir sıçrama yakalamıştır.
Kelly Reilly, İspanyol pansiyonunun İngiliz sakini Wendy olarak izleyicinin kalbini kazanırken, Judith Godrèche ise Xavier'nin hayatına giren gizemli kadın Anne-Sophie rolünde hikayeye dramatik bir derinlik katıyor. Kadronun bu denli çeşitli ve uyumlu olması, filmin bir "Avrupa mozaiği" olduğu hissini güçlendiren en temel unsurdur.
Yönetmen Cédric Klapisch, L' Auberge Espagnole ile sadece bir öğrenci filmi çekmemiş, aynı zamanda sınırların kalktığı bir Avrupa ülküsünü bireysel hikayeler üzerinden analiz etmiştir. Filmin kurgusundaki hız, çok dilli yapısı ve el kamerası kullanımı, izleyiciye adeta o evin bir odasında yaşıyormuş hissi verir. Klapisch, gençliğin kaosunu bir kusur olarak değil, karakterlerin kendini bulma sürecindeki bir zenginlik olarak resmeder.
Erasmus yapmayı planlayan, yapmış olan veya o unutulmaz üniversite yıllarının nostaljisini yaşamak isteyen herkes bu filmi izlemelidir. Farklı kültürlerin bir araya gelmesinden doğan komik ve duygusal hikayeleri sevenler için bu yapım bir kült film niteliğindedir. Ayrıca seyahat tutkusu olan ve Barselona atmosferini solumak isteyen sinemaseverler için görsel bir şölen sunar.
Bu film, büyümenin sadece yaş almak değil, önyargılardan kurtulmak olduğunu hatırlattığı için izlenmeli. L' Auberge Espagnole, "Nereye aitim?" sorusuna tek bir ülkeyle değil, paylaşılan anılarla cevap veriyor. Hayatın planladığınız gibi gitmediği anlarda bile yeni bir kapının açılabileceğini gösteren, insana yaşama ve keşfetme sevinci aşılayan nadir yapımlardan biridir.
Kültürel Kimlik: Avrupa Birliği çatısı altında farklı milletlerin bir arada yaşama kültürü ve çatışmaları.
Gençlik ve Kendini Bulma: Akademik kariyer hırsı ile gerçek tutkular arasındaki seçim süreci.
Paylaşım ve Dostluk: Dil ve kültür engellerini aşan evrensel arkadaşlık bağları.
Eğer Xavier'nin Barselona serüvenini sevdiyseniz, şu önerilere göz atabilirsiniz:
Güneşli Pazartesiler (Mondays in the Sun): İspanyol sinemasının bir başka samimi ve insan odaklı draması.
Gece Yarısından Önce (Before Midnight) Serisi: Avrupa şehirlerinde geçen, diyalog odaklı ve derinlikli bir romantik dram.
Frances Ha: Genç yetişkinlik dönemindeki bocalama ve aidiyet arayışını anlatan modern bir klasik.
Yönetmen Cédric Klapisch, senaryoyu kız kardeşinin Barselona'daki Erasmus deneyimlerinden esinlenerek sadece 13 günde yazmıştır. Film o kadar başarılı olmuştur ki, "Les Poupées russes" ve "Casse-tête chinois" adında iki devam filmi ile Xavier’nin hayat yolculuğu bir üçlemeye dönüşmüştür. Çekimlerde kullanılan el kameraları ve dijital teknikler, o dönem için bağımsız sinema ruhunu ana akıma taşıyan yenilikçi adımlar olarak kabul edilmiştir.
"L' Auberge Espagnole" tam çevirisiyle "İspanyol Pansiyonu" demektir; ancak Fransızca’da her şeyin birbirine karıştığı, herkesin kendi malzemesini getirdiği düzensiz ama bereketli ortamları tanımlayan bir deyimdir.
Film gerçek bir Avrupa karması olduğu için Fransızca, İspanyolca, İngilizce, Katalanca, Almanca, İtalyanca ve Danca gibi pek çok dili barındıran çok dilli bir yapıya sahiptir.
Evet, film Barselona'nın Park Güell, Barceloneta ve Gotik Mahalle gibi en ikonik noktalarında çekilmiş ve şehrin ruhunu harika bir şekilde yansıtmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...