
Komedi, Dram, Romantik

McKenzie Grain

Liam Price

Ben

Daniel S. Volpe

Kaleb Moo

Erik Alder

Landlord

Curator 2
Arman Rubell

Galerist
Aşkı Bulunca, Berlin’de yaşayan ve eserlerini satmakta zorlanan yetenekli ama mutsuz sanatçı Liam Price’ın hikâyesini merkezine alıyor. Liam, bir gün yaşadığı talihsizlikler silsilesi sonucunda bir yanlış anlaşılma kurbanı olur ve herkes onun intihar ederek öldüğünü sanır. Bu haber duyulur duyulmaz, Liam’ın sağken yüzüne bakılmayan tabloları bir anda sanat dünyasının en kıymetli eserleri haline gelir.
Menajeri, bu ani şöhreti ve yükselen fiyatları kaybetmemek için Liam’ı ölü kalmaya ikna eder. Liam, kendi cenazesini uzaktan izleyen "yaşayan bir hayalet" olarak hayatına devam ederken, gizemli sanatçıyla ilgili bir haber yapmak isteyen kararlı gazeteci McKenzie ile tanışır. Liam, kendisini bir başkası olarak tanıtarak McKenzie’ye yakınlaşır. Ancak aralarındaki bağ derinleştikçe Liam büyük bir ikilemde kalır: Ya yalanına devam edip zengin ve ünlü bir "ölü" olacaktır ya da gerçeği itiraf edip her şeyi riske atarak aşkı seçecektir.
Filmin başrolünde, melankolik sanatçı Liam karakterine hayat veren Jack Huston yer alıyor. Huston, karakterin içsel çatışmalarını ve sanatçı duyarlılığını editoryal bir titizlikle yansıtıyor. Ona, enerjik ve zeki gazeteci McKenzie rolünde Brit Marling eşlik ediyor. Marling, karakterine kattığı doğal merak ve samimiyetle hikâyenin duygusal merkezini oluşturuyor.
Liam’ın kurnaz menajeri rolünde ise usta oyuncu Lambert Wilson, sanat dünyasının ticari ve soğuk yüzünü başarıyla temsil ediyor. Oyuncu kadrosunun bu uyumlu birlikteliği, filmin romantik havasını bozmadan alt metindeki sistem eleştirisini güçlü tutuyor.
Yönetmen Lulu Wang, (daha sonra The Farewell ile büyük başarı yakalamıştır) bu ilk uzun metrajlı filminde Berlin’in sanatsal atmosferini harika bir fon olarak kullanıyor. Aşkı Bulunca, klasik romantik komedi kalıplarını bir "kimlik karmaşası" üzerine kurarken, sanat piyasasının eserden ziyade hikâyeye ve ölüme ne kadar değer verdiğini eleştiriyor. Filmin görselliği, bir ressamın paleti gibi renkli ve estetik; temposu ise bir Berlin akşamı kadar huzurlu.
Sanat dünyasına ilgi duyanlar, "yanlış kimlik" üzerinden ilerleyen romantik hikâyeleri sevenler ve Berlin’in o kendine has bohem havasını ekranda görmek isteyenler için bu film ideal bir seçim. Eğer hafif bir melankoli ile karışık, zekice kurgulanmış bir romantik drama arıyorsanız, bu platform filmi sizi mutlu edecektir.
Film, izleyiciye "Gerçekten görülmek için illaki yok mu olmak gerekir?" sorusunu sorduruyor. Jack Huston ve Brit Marling arasındaki kimya oldukça etkileyici. Ayrıca filmin sanat galerilerinden stüdyolara uzanan görsel dünyası, estetik bir seyir zevki sunuyor. Sanatın ticarete dönüştüğü noktadaki trajikomik durumları izlemek hem düşündürücü hem de keyifli.
Dürüstlük ve Maskeler: Bir insanın sevilmek için kimliğinden vazgeçip vazgeçemeyeceği.
Sanatın Değeri: Eserin kalitesinden ziyade sanatçının trajedisinin pazarlanması.
İkinci Şans: Kendi hayatına dışarıdan bakma ve yeniden başlama fırsatı.
Aşk ve Kariyer: Maddi başarı ile duygusal tatmin arasındaki zorlu denge.
Bu filmin sanat ve kimlik temalı dokusunu sevdiyseniz, bir yazarın çalınan hayatını anlatan The Words (Çalıntı Hayat) veya sanat dünyasındaki sahteciliği işleyen Big Eyes (Büyük Gözler) filmlerine göz atabilirsiniz. Daha eğlenceli bir sanat eleştirisi için Velvet Buzzsaw da ilginç bir alternatif olabilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...