
Michael Stone, müşteri hizmetleri üzerine kitaplar yazan, başarılı ama hayatın monotonluğu içinde ruhu kurumuş bir adamdır. Onun dünyasında bir gariplik vardır: Tanıştığı herkes, kadın-erkek-çocuk fark etmeksizin aynı yüze sahiptir ve herkesin sesi aynıdır (Tom Noonan tarafından seslendirilen tek düze bir ses). Michael için dünya, birbirinin kopyası olan milyarlarca insandan oluşan gri bir hapishanedir.
Bir iş gezisi için gittiği Cincinnati'de, kaldığı otelde bir ses duyar. Bu ses farklıdır, bu ses "anormaldir" ve bu ses Lisa’ya aittir. Lisa, Michael’ın o korkunç tek düzeliğini kıran tek "anomali" olur. Film, bu iki yabancının bir gecelik dokunaklı karşılaşmasını ve Michael’ın umutsuzca bu farklılığa tutunma çabasını anlatır. Anomalisa, aşkın büyüsünü değil, bir insanın dünyadaki mutlak yalnızlığını ve sıradanlığın dehşetini işleyen derin bir psikolojik drama örneğidir.
2016 yılında "En İyi Animasyon Filmi" dalında Oscar adaylığı kazanan yapım, stop-motion tekniğinde devrim yaratmıştır. Karakterlerin yüzlerindeki birleşme yerlerinin (maskelerin) kasten gizlenmemesi, karakterlerin yapaylığını ve Michael'ın dünyaya bakışını temsil eder. Yönetmenler Charlie Kaufman ve Duke Johnson, kuklaları kullanarak gerçek insanlardan daha samimi duygular yaratmayı başarmıştır. Bu, çocuklar için değil, tamamen yetişkinler için tasarlanmış; içinde cinsellik, varoluşsal sancılar ve derin hüzün barındıran bir sanat filmidir.
Charlie Kaufman’ın zihnindeki o tuhaf ve derin labirentleri sevenler, varoluşsal krizlerle boğuşanlar ve "insan ilişkileri neden bu kadar zor?" diye soran her yetişkin bu filmi izlemelidir. Animasyonun sadece bir çocuk türü olmadığını, en ağır drama filmi konularının bile bu teknikle muazzam anlatılabileceğini görmek isteyen sinemaseverler için bir başyapıttır.
Film, modern insanın en büyük korkularından birini; "herkesin aynılaşması" ve "bağ kuramama" sorununu tokat gibi yüzümüze vuruyor. Michael'ın Lisa'da bulduğu o geçici ışık ve sonrasındaki süreç, insan ilişkilerinin kırılganlığını sarsıcı bir dürüstlükle sunuyor. Ses tasarımı ve Lisa’nın seslendirdiği "Girls Just Want to Have Fun" sahnesi gibi anlar, sinema tarihinin en dokunaklı anları arasındadır.
Yalnızlık ve Yabancılaşma: Modern dünyada insanın kendi türüne ve kendine yabancılaşması.
Fregoli Delüzyonu: (Psikolojik bir rahatsızlık) Etraftaki herkesin tek bir kişi olduğu inancı.
Aşk ve Hayal Kırıklığı: Birini "özel" kılan şeyin zamanla nasıl kaybolabileceği.
Tekdüzelik: Rutin hayatın ve mekanikleşen insan ilişkilerinin yarattığı klostrofobi.
Eğer bu filmin yarattığı o tuhaf melankoliyi sevdiyseniz, yine Charlie Kaufman imzalı Synecdoche, New York veya I'm Thinking of Ending Things (Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum) filmlerini izlemelisiniz. Stop-motion tekniğiyle yetişkin bir hikaye arıyorsanız Mary and Max bir başka sarsıcı alternatiftir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...