

Olivia Dejazet

Antoine
Malika
Etienne
Benjamin

Teddy
Fadi

Boubacar
Lola
Jessica
The Workshop, özgün adıyla L'Atelier, Altın Palmiye ödüllü yönetmen Laurent Cantet’nin toplumsal dinamikleri bir odağa hapsettiği, entelektüel derinliği yüksek bir gerilim filmidir. Hikâye, Marsilya yakınlarındaki eski bir tersane kasabası olan La Ciotat’ta geçer. Ünlü polisiye yazarı Olivia, bir grup genci bir araya getirerek bir yazım atölyesi düzenler. Amacı, bu gençlerin bölgenin endüstriyel geçmişiyle bağlantılı bir suç romanı kaleme almalarına yardımcı olmaktır.
Ancak grup içindeki gençlerden biri olan Antoine, yazdığı kışkırtıcı ve şiddet dolu metinlerle atölyenin huzurunu kısa sürede bozar. Antoine’ın aşırı sağcı fikirlere olan ilgisi ve provokatif tavırları, hem diğer katılımcılarla hem de Olivia ile arasında gerilimli bir çatışma başlatır. Film, bir yandan yaratım sürecinin sancılarını işlerken diğer yandan modern Fransa’nın kültürel bölünmüşlüğünü, işsizliği ve gençliğin radikalleşme tehlikesini bir psikolojik gerilim atmosferinde beyazperdeye taşıyor.
Olivia rolünde izlediğimiz Marina Foïs, karakterinin entelektüel kibrini ve Antoine’a karşı duyduğu tehlikeli merakı son derece dengeli bir performansla sergiliyor. Foïs, bir eğitmenin hem otoritesini koruma çabasını hem de bir yazar olarak karanlık olana duyduğu karşı konulamaz ilgiyi ustalıkla yansıtıyor.
Filmin asıl keşfi ise Antoine karakterine hayat veren Matthieu Lucci. İlk oyunculuk deneyimi olmasına rağmen Lucci, karakterinin içindeki öfkeyi, dışlanmışlığı ve tekinsiz enerjiyi izleyiciye geçirmeyi başarıyor. Genç oyuncu kadrosunun geri kalanı, canlandırdıkları karakterlerin farklı etnik ve sosyal kökenlerini büyük bir doğallıkla sunarak filmin sosyal dram yönünü kuvvetlendiriyor.
Yönetmen Laurent Cantet, "Sınıf" (Entre les murs) filminde sergilediği ustalığı bu kez bir yazım atölyesine taşıyor. Filmin gücü, aksiyondan ziyade diyalogların ve karakterler arasındaki sessiz gerilimin içindedir. Cantet, kamerayı karakterlerin yüzlerine yaklaştırarak izleyiciyi o klostrofobik tartışma ortamına dahil ediyor. Film, sadece bir gençlik draması değil, aynı zamanda günümüz Avrupa’sının içine düştüğü kimlik bunalımına dair editoryal bir eleştiri niteliği taşıyan güçlü bir sanat filmi örneğidir.
Siyasi alt metni olan hikâyelerden hoşlanan, toplumsal çatışmaların bireyler üzerindeki etkisini merak eden sinemaseverler için The Workshop oldukça tatmin edici bir yapım. Yazma süreci, yaratıcılık ve etik sınırları üzerine düşünen izleyiciler ile Fransız sinemasının o kendine has gerçekçi tonunu sevenler bu filme mutlaka vakit ayırmalı. Eğer karakterlerin ideolojik olarak çarpıştığı, gerilimin yavaş yavaş tırmandığı bir festival filmi arıyorsanız, bu yapım tam size göre.
Çünkü bu film, "öteki" olarak kodlanan gençliğin dünyasına girmek için klişelere başvurmak yerine, onları anlamaya çalışan bir dil kullanıyor. Antoine’ın karanlığı ile Olivia’nın hümanist yaklaşımı arasındaki çatışma, aslında günümüz dünyasının özetidir. Filmi benzerlerinden ayıran en büyük özellik, şiddeti fiziksel olarak göstermek yerine, kelimelerin ve fikirlerin nasıl birer silaha dönüşebileceğini kanıtlamasıdır.
Yazım Sanatı ve Etik: Bir hikâye anlatırken şiddetin ve gerçekliğin sınırları nerede başlar?
Gençlik ve Radikalleşme: Gelecek kaygısı yaşayan gençlerin uç fikirlere savrulma süreci.
Sınıfsal ve Kültürel Çatışma: Eski işçi kasabası dokusu ile modern entelektüel bakış açısının karşı karşıya gelmesi.
İletişimsizlik: Aynı masada oturan insanların birbirini gerçekten anlayıp anlayamadığı sorunsalı.
Eğer bir sınıf veya grup içindeki gerilimli dinamikleri seviyorsanız, yönetmenin bir diğer başyapıtı olan Sınıf (The Class) filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca bir öğretmen ve öğrenci arasındaki manipülatif ilişkiyi ele alan François Ozon imzalı Evde (Dans la maison), benzer bir gerilim ve gizem duygusu arayanlar için harika bir öneridir. Benzer toplumsal eleştirileri içeren Protesto (La Haine) da listenizde yer alabilir.
Film, 2017 Cannes Film Festivali'nin "Un Certain Regard" (Belirli Bir Bakış) bölümünde dünya prömiyerini yaptı.
Senaryo, Laurent Cantet ile ünlü yönetmen Robin Campillo (120 Beats Per Minute) tarafından ortaklaşa yazıldı.
Yönetmen Cantet, filmdeki gerçekçiliği yakalamak için profesyonel olmayan genç oyuncularla uzun süreli atölye çalışmaları gerçekleştirdi.
Film doğrudan bir gerçek olaya dayanmasa da, yönetmen Cantet 1990'larda benzer bir yazım atölyesine katılan bir arkadaşının deneyimlerinden esinlendiğini belirtmiştir.
Film, Antoine'ın gerçekten bir şiddet eylemi mi planladığı yoksa sadece dikkat çekmek isteyen yalnız bir genç mi olduğu arasındaki belirsizliği hikâyenin ana gizemi olarak korur.
La Ciotat, sinemanın doğduğu (Lumière Kardeşler'in tren filmi) ve bir zamanlar devasa tersaneleriyle ünlü olan sembolik bir Fransız kasabasıdır; bu geçmiş, filmin alt metninde önemli bir yer tutar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...