

Thelma

Anja

Trond

Unni

Thelma 6 år

Nevrolog

Dr. Paulsson

Anjas mor

Kristoffer

Julie
Muhafazakâr ve dindar bir ailede yetişen Thelma, üniversite eğitimi için Oslo’ya taşınır. İlk kez ailesinden ve onların sıkı denetiminden uzaklaşan Thelma, sınıf arkadaşı Anja’ya karşı güçlü ve önüne geçemediği duygular beslemeye başlar. Ancak bu duygusal uyanış, Thelma’da açıklanamayan ve şiddetli epileptik nöbetleri tetikler.
Kısa süre sonra bu nöbetlerin tıbbi bir rahatsızlıktan ziyade, Thelma’nın bastırılmış arzularıyla açığa çıkan korkutucu ve doğaüstü yeteneklerin bir yansıması olduğu anlaşılır. Gerilim ve gizem unsurlarının ağır bastığı yapım, bir genç kadının özgürleşme çabasını karanlık bir peri masalına dönüştürür.
Filmin başarısının büyük bir kısmı, başroldeki Eili Harboe’nun omuzlarındadır. Harboe, Thelma’nın hem masumiyetini hem de içindeki o kontrol edilemez gücün yarattığı dehşeti muazzam bir sessizlikle yansıtıyor. Anja rolündeki Kaya Wilkins ise, Thelma’nın karanlık dünyasına ışık tutan doğal ve samimi bir performans sergiliyor.
Thelma’nın ailesini canlandıran Ellen Dorrit Petersen ve Henrik Rafaelsen, sevgi ile otorite arasındaki o ince ve ürpertici çizgide durarak, dini baskının birey üzerindeki travmatik etkisini başarıyla canlandırıyorlar.
Joachim Trier, alışık olduğumuz melankolik tarzını bu kez janr sinemasıyla (tür sineması) birleştiriyor. Thelma, bir "süper kahraman doğuş hikâyesi" gibi görünse de aslında derin bir psikolojik dramdır. Sinematografisi, İskandinavya'nın o soğuk, steril ve minimalist estetiğiyle birleşerek izleyiciyi tekinsiz bir atmosfere hapseder. Film, görsel sembolizmi (yılanlar, kuşlar, buz tutmuş göller) kullanarak anlatımını güçlendirir.
Stephen King’in Carrie’sini sevenler ancak daha sanatsal ve Avrupa sineması tadında bir anlatım arayanlar bu filmi kaçırmamalı. Büyüme hikâyelerine (coming-of-age) karanlık bir pencereden bakan, dini ve toplumsal tabuları sorgulayan yapımlardan hoşlananlar için Thelma eşsiz bir deneyimdir.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, bastırılan duyguların fiziksel bir güce dönüşme metaforunun ne kadar zekice işlendiğini görmektir. Film, sadece korkutmak için değil, düşündürmek için de doğaüstü unsurları kullanır. Kuzey Avrupa sineması meraklıları için yönetmenlik ve kurgu açısından ders niteliğinde bir iştir.
Bastırılmış Arzular: Cinsellik ve kimlik arayışının otorite tarafından engellenmesi.
Din ve Suçluluk: İnanç sisteminin bireyde yarattığı günahkarlık korkusu.
Kalıtımsal Travma: Aile sırlarının ve geçmişin bugünkü hayat üzerindeki etkisi.
Güç ve Kontrol: Kendi yeteneklerini kabul etmenin getirdiği özgürleşme (veya yıkım).
Thelma'nın o huzursuz edici güzelliğini sevdiyseniz; Carrie (Günah Tohumu), bir başka büyüme ve dönüşüm hikâyesi olan Raw (Grave) veya doğaüstü unsurları sanatsal bir dille işleyen Let the Right One In (Gir Kanıma) filmlerini mutlaka izlemelisiniz.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...