
Yusuf, ilkokula yeni başlamış, içine kapanık ve kekemelik sorunu yaşayan yedi yaşında bir çocuktur. Yusuf için hayat, dağların zirvelerindeki kara kovanlardan bal toplayan babası Yakup ile ormanın derinliklerinde kurdukları özel bağdan ibarettir. Babasıyla fısıldaşarak kurduğu bu gizli dil, Yusuf’un dış dünyayla kuramadığı tek iletişim köprüsüdür. Ancak bir gün babası, bölgedeki arıların aniden yok olması üzerine yeni kovanlar bulmak için ormanın bilinmez köşelerine doğru yola çıkar ve bir daha geri dönmez.
Babasının yokluğuyla birlikte Yusuf’un dünyası iyice sessizliğe gömülür. Okulda okuma fişlerini sökmekte zorlanan, arkadaşları tarafından dışlanan küçük çocuk, babasının izini sürmek için ormanın tekinsiz ama bir o kadar büyüleyici derinliklerine dalmaya karar verir. Film, bir çocuğun babasına duyduğu saf sevgiyle doğanın mistik ve sert yüzü arasında gidip gelen, adeta bir şiir tadında ilerleyen bir büyüme ve kayıp hikâyesidir.
Küçük Yusuf rolünde Bora Altaş, neredeyse hiç konuşmadan sadece gözleriyle ve mimikleriyle öylesine derin bir performans sergiliyor ki, izleyicinin karakterle bağ kurmaması imkânsız hale geliyor. Altaş’ın çocuksu masumiyeti, filmin en güçlü dayanağı. Baba Yakup rolünde Erdal Beşikçioğlu, alışılmışın dışında sakin, bilge ve doğayla bütünleşmiş bir karakter çizerek kariyerinin en özel performanslarından birine imza atıyor.
Anne Zehra karakterini canlandıran Tülin Özen ise, sessiz bir bekleyişin içindeki kaygıyı ve metaneti çok doğal bir yerden yakalıyor. Oyuncu kadrosunun bu kadar az diyalogla bu kadar yüksek duygusal etki yaratması, filmi bir oyunculuk gösterisine dönüştürüyor.
Yönetmen Semih Kaplanoğlu’nun "Yusuf Üçlemesi"nin son halkası olan Bal, sinemanın sadece diyalogdan ibaret olmadığını kanıtlayan bir görsel şölen. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanan yapım, doğanın seslerini (rüzgâr, arı vızıltısı, yaprak hışırtısı) bir müzik gibi kullanıyor. Ağır temposuna rağmen izleyiciyi hipnotize eden bir atmosfere sahip olan film, modern insanın unuttuğu o kadim doğa-insan dengesini hatırlatıyor.
Sinemayı bir sanat formu olarak gören, görsel estetik ve atmosferden hoşlanan izleyiciler bu yapımı mutlaka izlemeli. Eğer yerli filmler arasında popüler kültürden uzak, sanatsal derinliği olan ve uluslararası arenada başarı kazanmış eserlere ilgi duyuyorsanız Bal sizin için doğru adres. Ayrıca çocuk psikolojisi ve doğa temalı platform filmi arayanlar için de benzersiz bir deneyim sunacaktır.
Doğanın içinde kaybolmak, bir çocuğun saf dünyasına konuk olmak ve günümüzün gürültülü dünyasından uzaklaşıp "sessizliğin sesini" dinlemek için izlenmeli. Film, Türk sinemasının uluslararası düzeydeki en büyük başarılarından birini temsil etmesinin yanı sıra, Semih Kaplanoğlu’nun özgün sinema dilini anlamak için de harika bir başlangıç noktasıdır.
Baba ve Oğul Bağı: Sessizliğin içinde büyüyen, güven ve hayranlığa dayalı derin bir ilişki.
Doğa ve İnsan: Doğanın hem yaşam veren hem de can alan gizemli gücü karşısında insanın küçüklüğü.
Yalnızlık ve İletişim: Kelimelerin yetmediği yerde duyguların nasıl yol bulduğu.
Semih Kaplanoğlu’nun bu üçlemesini tamamlamak isterseniz Yumurta ve Süt filmlerini kesinlikle listenize eklemelisiniz. Ayrıca benzer bir doğa ve çocuk teması için Nuri Bilge Ceylan’ın Kasaba filmi veya İran sinemasından Cennetin Çocukları gibi saf duygulara odaklanan yapımlar benzeri filmler kategorisinde değerlendirilebilir.
Film, 2010 yılında Berlin Film Festivali’nde en büyük ödül olan "Altın Ayı"yı kazanarak Türk sinemasına tarihi bir başarı getirmiştir.
Yusuf karakterini canlandıran Bora Altaş, yönetmen tarafından bölgedeki bir okulda keşfedilmiştir ve ilk oyunculuk deneyimidir.
Çekimler Rize’nin Çamlıhemşin bölgesinin el değmemiş yaylalarında ve ormanlarında gerçekleştirilmiştir.
Evet, Bal; yönetmenin Yusuf karakterinin hayatını sondan başa doğru anlattığı "Yusuf Üçlemesi"nin (Yumurta, Süt, Bal) son filmidir ancak Yusuf'un çocukluğunu anlattığı için hikâye olarak en baştadır.
Yönetmen, doğanın kendi seslerini bir müzik unsuru olarak kullanmayı tercih etmiş; rüzgârın ve ormanın doğal ritmini bozmamak adına dışarıdan bir beste eklememiştir.
Evet, filmde gösterilen "karakovan balcılığı" yöntemi Karadeniz bölgesine has, geleneksel ve oldukça tehlikeli bir yöntemdir; sahneler gerçeğe uygun şekilde çekilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...