
Komedi, Dram

Jefferson Smith

Clarissa Saunders

Joseph Paine

Jim Taylor

Governor Hopper

Diz Moore

Chick McGann

Ma Smith

Senate Majority Leader

President of the Senate
Jefferson Smith, izcilik liderliği yapan, vatansever ve son derece saf yürekli bir gençtir. Eyalet valisi, ölen bir senatörün yerine halkın gözünde dürüst görünecek ancak siyasi oyunlara alet edilebilecek "zararsız" bir isim ararken, Smith’i uygun bir aday olarak Washington’a gönderir. Smith, Amerikan başkentine büyük bir hayranlık ve ideallerle gelir; ancak çok geçmeden Senato’nun görkemli duvarları arkasında dönen kirli pazarlıkları, rüşvet ağlarını ve medya manipülasyonlarını fark eder.
Smith, çocuklar için bir kamp kurma projesi hazırladığında, bu arazinin siyasi bir rant projesinin tam ortasında kaldığını öğrenir. Akıl hocası olarak gördüğü Senatör Paine tarafından ihanete uğrayan ve haksız yere suçlanan Smith, pes etmek yerine kürsüye çıkar. Amerikan parlamento tarihinde "filibuster" olarak bilinen engelleme taktiğini kullanarak, sesi kısılana ve bedeni tükenene kadar konuşmaya başlar. Film, tek bir dürüst sesin, devasa bir yolsuzluk mekanizmasını sarsıp sarsamayacağının nefes kesen hikâyesidir.
James Stewart, Jefferson Smith rolünde kariyerinin en ikonik ve duygusal performanslarından birini sergiliyor. Stewart’ın karakteri, başlangıçtaki çocuksu heyecandan finaldeki bitkin ama kararlı direnişe kadar taşıyışı, izleyicide derin bir empati uyandırıyor. Özellikle Senato’daki uzun konuşma sahnelerindeki ses tonu ve fiziksel performansı, onu bir sinema efsanesine dönüştüren anlardandır.
Ona eşlik eden Jean Arthur, başlangıçta alaycı olan ancak Smith’in dürüstlüğünden etkilenerek onun en büyük destekçisi haline gelen sekreter Saunders rolünde harika bir denge kuruyor. Claude Rains ise vicdanı ile siyasi hırsları arasında sıkışmış Senatör Paine karakterine trajik bir derinlik katıyor. Bu güçlü üçlü, filmin ahlaki çatışmasını son derece gerçekçi kılıyor.
Yönetmen Frank Capra, "küçük adamın devlere karşı mücadelesi" temasını en yetkin şekilde işlediği bu başyapıtında, Amerikan demokrasisinin hem zayıflıklarını hem de potansiyel gücünü gözler önüne seriyor. Film, vizyona girdiği dönemde politikacıları oldukça rahatsız etmiş olsa da, sinematografik başarısı ve evrensel mesajıyla bir klasiğe dönüşmüştür. Capra’nın temposu, özellikle finaldeki Senato sahnelerinde gerilimi ustalıkla tırmandırıyor.
Siyasetin perde arkasını merak edenler, dürüstlük ve idealizm temalı dramaları sevenler bu filmi mutlaka izlemelidir. Eğer bir kişinin tüm dünyaya karşı durabileceğine dair ilham verici hikâyeler ilginizi çekiyorsa, Jefferson Smith’in mücadelesi sizi derinden etkileyecektir. Klasik Hollywood sinemasının en iyi örneklerinden birini görmek isteyen her sinefil için bu kült film listelerin başında yer almalıdır.
Bu filmi izlemek için en büyük neden, dürüstlüğün ve ifade özgürlüğünün ne kadar büyük bir güç olduğunu hatırlamaktır. James Stewart’ın kürsüdeki o efsanevi direnişi, adalete olan inancı tazeleyen sinematik bir zaferdir. Ayrıca, sistemin nasıl manipüle edilebileceğini ve bu manipülasyona karşı halkın uyanışının önemini anlatan hikâyesi, bugün bile güncelliğini koruyan bir ders niteliğindedir.
Bireysel İdealizm: Tek bir kişinin, yozlaşmış bir sisteme karşı doğru bildiğinden şaşmaması.
Siyasi Yozlaşma: Gücün ve paranın, halkın çıkarlarını nasıl gölgeleyebileceği.
İfade Özgürlüğü: Konuşma hakkının ve meclis prosedürlerinin bir direniş aracına dönüşmesi.
Frank Capra ve James Stewart iş birliğinin bir diğer harikası olan It's a Wonderful Life (Şahane Hayat) benzer bir insani sıcaklık ve dürüstlük sunar. Siyasi mücadele ve mahkeme dramalarını seviyorsanız 12 Angry Men (12 Öfkeli Adam) harika bir eşleşme olacaktır. Ayrıca, idealist bir avukatın adalet mücadelesini anlatan To Kill a Mockingbird (Bülbülü Öldürmek) de bu filmin ruhuna çok yakındır.
Film vizyona girdiğinde Washington’daki politikacılar tarafından "vatan hainliği" ile suçlanmış ve Senato’yu kötü gösterdiği gerekçesiyle yasaklanması istenmiştir.
James Stewart, Senato’daki 24 saatlik konuşma sahnesinde sesinin gerçekten kısılması için boğazına kimyasal bir madde sürerek ses tellerini tahriş etmiştir.
Senato salonu, Washington’daki gerçeğine birebir sadık kalınarak Hollywood stüdyolarında devasa bir set olarak inşa edilmiştir.
Senato prosedürlerinde bir üyenin kürsüden inmeden sürekli konuşarak bir oylamayı veya yasayı geciktirme hakkıdır. Filmde Smith, davasını savunmak ve sesini duyurmak için bu yöntemi sonuna kadar kullanır.
Jefferson Smith tamamen kurgusal bir karakterdir ancak yaratılırken birçok farklı siyasetçinin hayatından ve Amerikan tarihindeki gerçek meclis tartışmalarından ilham alınmıştır.
1939 yılı sinemanın altın yılı olsa da (Rüzgar Gibi Geçti gibi renkli filmler o yıl çıkmıştır), politik dramalar ciddiyetini ve gerçekçiliğini korumak adına o dönemde genellikle siyah beyaz çekilmeyi tercih ediyordu.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...