Oscar
Akademi Ödülleri (Oscar)


Abigail

Queen Anne

Lady Sarah

Harley

Masham

Lord Marlborough

Godolphin

Mae
Queen's Maid

Sarah's Maid
Sarayın Gözdesi, 18. yüzyılın başlarında, İngiltere ve Fransa arasındaki savaşın gölgesinde geçen, iktidar hırsı ve manipülasyonun sınırlarını zorlayan bir dönem dramasıdır. Sağlığı giderek bozulan ve ruhsal olarak kırılgan bir yapıya sahip olan Kraliçe Anne, tahtın sahibi olsa da ülkeyi perde arkasından yöneten asıl isim, onun en yakın sırdaşı ve gizli sevgilisi olan Marlborough Düşesi Sarah Churchill’dir. Ancak Sarah’nın uzak akrabası Abigail Hill’in sarayda hizmetçi olarak işe girmesiyle bu sarsılmaz güç dengesi kökünden değişmeye başlar.
Abigail, aristokrat köklerini kaybetmiş olsa da zekası ve kurnazlığı sayesinde kraliçeye yaklaşmanın bir yolunu bulur. Başlarda Sarah’nın himayesinde olan bu genç kadın, kısa sürede kraliçenin yalnızlığını ve duygusal boşluğunu fark ederek kendi ikbalini kurmaya karar verir. Saray koridorlarında fısıltılarla başlayan bu çekişme, zamanla etik sınırların hiçe sayıldığı, her iki kadının da "kraliçenin favorisi" olmak için her yolu mübah gördüğü vahşi bir hayatta kalma mücadelesine dönüşür. Tarihi filmler izlemeyi sevenler için harika bir seçim olacaktır.
Filmin başarısının en büyük mimarı, başroldeki üç dev kadın oyuncunun sergilediği kusursuz performanslardır. Kraliçe Anne rolündeki Olivia Colman, karakterin hem acınası halini hem de ani öfke patlamalarını o kadar doğal yansıtır ki, bu performans ona haklı bir Oscar ödülü kazandırmıştır. Colman, çocuklarını kaybetmiş yaslı bir annenin trajedisini, çocuksu bir şımarıklıkla harmanlayarak eşsiz bir portre çizer.
Rachel Weisz, keskin zekalı ve otoriter Sarah Churchill karakterinde izleyiciyi adeta büyülerken; Emma Stone, masum bir hizmetçiden hırslı bir entrikacıya dönüşen Abigail rolünde kariyerinin en iyi işlerinden birine imza atıyor. Yan rollerde karşımıza çıkan Nicholas Hoult ise dönemin abartılı aristokrasisini temsil eden makyajı ve peruğuyla filme yer yer kara mizah unsurları katıyor.
Yönetmen Yorgos Lanthimos, alışılagelmiş "müze titizliğindeki" dönem filmi kalıplarını bu yapımla yerle bir ediyor. Balıkgözü lens kullanımı, geniş açılı çekimler ve doğal ışığın tercihi, sarayın o görkemli ama bir o kadar da klostrofobik atmosferini izleyiciye iliklerine kadar hissettiriyor. Film, tarihsel bir biyografi olmaktan ziyade, insan doğasının karanlık taraflarına, kıskançlığa ve güç tutkusuna tutulmuş bir ayna niteliğinde. Klasik müzik kullanımı ile sessizliğin yarattığı gerilim, filmin sanatsal değerini en üst seviyeye taşıyor.
Sıradan tarihsel dramalardan sıkılan ve sinemada farklı bir estetik arayan izleyiciler için bu yapım bulunmaz bir fırsattır. Özellikle psikolojik derinliği olan karakter analizlerinden hoşlananlar ve ödüllü filmler listesine meraklı olan sinemaseverler bu filme mutlaka şans vermelidir. Ayrıca, güçlü kadın hikayelerinin anlatıldığı ve entrika dolu saray hayatını konu alan dram filmi tutkunları için de oldukça tatmin edici bir deneyim sunacaktır.
Sarayın Gözdesi, kostümlerinden diyaloglarına kadar her detayıyla özenle işlenmiş bir başyapıt. Dönemin ruhunu yansıtan abartılı kıyafetler ve makyajlar, karakterlerin iç dünyasındaki çürümeyi gizleyen bir maske görevi görüyor. Filmi benzerlerinden ayıran en büyük özellik, tarihe resmi belgelerle değil, karakterlerin zaafları ve insani arzuları üzerinden bakmasıdır. Hem güldüren hem de düşündüren o rahatsız edici kara mizah tonu, filmi defalarca izlenebilir kılıyor.
Güç ve Manipülasyon: İktidara yakın olmanın verdiği sarhoşluk ve bu konumu korumak için başvurulan oyunlar.
Yalnızlık: Tahtın sahibi olsa bile, samimi bir sevgiye muhtaç olan bir hükümdarın trajedisi.
Sınıf Çatışması: Düşmüş bir soylunun, hiyerarşi basamaklarını tırmanmak için verdiği amansız mücadele.
Sadakat ve İhanet: En yakınındakine duyulan güvenin, kişisel çıkarlar söz konusu olduğunda ne kadar çabuk sarsılabileceği.
The Great: Yine 18. yüzyılda geçen, kara mizah tonuyla saray hayatını hicveden bir tarih dizisi tadındaki yapım.
Marie Antoinette: Sofia Coppola'nın modern bir dille ele aldığı, estetik ve yalnızlık temalı bir dönem klasiği.
Dangerous Liaisons: İktidar, cinsellik ve entrikanın iç içe geçtiği etkileyici bir dönem filmi örneği.
Filmin çekimleri sırasında mekanın orijinalliğini korumak için neredeyse hiç yapay ışık kullanılmamış, sahnelerin çoğu mum ışığı ve doğal gün ışığıyla çekilmiştir.
Olivia Colman, Kraliçe Anne karakteri için yaklaşık 15 kilo almış ve çekimler boyunca fiziksel değişimini korumak için özel bir çaba sarf etmiştir.
Filmdeki tavşanlar, Kraliçe Anne'in kaybettiği 17 çocuğunu simgelemektedir ve bu detay gerçek tarihte olmayan, yönetmenin eklediği metaforik bir unsurdur.
Evet, film 18. yüzyılın başında hüküm süren İngiltere Kraliçesi Anne, Sarah Churchill ve Abigail Masham arasındaki gerçek ilişkilere ve tarihi figürlere dayanmaktadır. Ancak olayların sunuluş biçimi yönetmen tarafından stilize edilmiştir.
Yönetmen Lanthimos, karakterlerin arasındaki güç savaşlarını ve saray içindeki yalıtılmışlığı vurgulamak için balıkgözü lensler kullanarak mekanın derinliğini ve perspektifini kasten bozmuştur.
Kraliçe Anne, hayatı boyunca birçok kez hamile kalmış ancak çocuklarının hiçbirini büyütememiştir. Filmde odasındaki 17 tavşan, onun kaybettiği her bir çocuğunu temsil eden hüzünlü birer simgedir.
Akademi Ödülleri (Oscar)
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...