

Christine Jesperson

Richard Swersey

Robby Swersey

Peter Swersey

Sylvie

Andrew

Heather

Rebecca

Ellen

Sylvie's Mom
Christine Jesperson, hem bir performans sanatçısı hem de yaşlılara hizmet veren bir taksi şoförüdür. Hayatın içinde kendi sanatsal vizyonunu gerçekleştirmeye çalışırken, kalbinin kapılarını sonuna kadar açık tutan, naif bir ruhtur. Yolunun kesiştiği Richard ise eşinden yeni ayrılmış, iki çocuk babası olan ve hayata karşı biraz tutuk kalmış bir ayakkabı satıcısıdır. Richard, Christine’in ona uzattığı o samimi eli tutmakta kararsız kalsa da, aralarındaki çekim kaçınılmazdır.
Film sadece bu ikiliye odaklanmaz; Richard’ın yedi yaşındaki oğlunun internet üzerinden kurduğu yetişkinvari yazışmalardan, ergenlik çağındaki gençlerin cinselliği keşfetme çabalarına kadar geniş bir yelpazede insanlık hallerini sunar. Her bir karakter, bir diğeriyle bağ kurmanın o mucizevi ve bazen de sakar yollarını arar. Bu bağımsız film, küçük anların büyük anlamlarını keşfeden, bazen bir kaldırım taşında bazen de bir bilgisayar ekranında aşkı ve umudu bulan editoryal bir başyapıt niteliğindedir.
Miranda July, filmin hem yönetmeni hem de başrol oyuncusu olarak, Christine karakterine eşsiz bir derinlik ve çocuksu bir bilgelik katıyor. July'nin kendine has oyunculuk tarzı, filmin gerçeküstü ve samimi havasını dengeliyor. John Hawkes, Richard rolünde, modern erkeğin o kırılgan ve şaşkın hallerini o kadar doğal yansıtıyor ki, izleyici onun her bir tereddüdünde kendini bulabiliyor.
Çocuk oyuncular Miles Thompson ve Brandon Ratcliff, performanslarıyla filmin en unutulmaz anlarına imza atıyorlar. Özellikle internet sohbetleri üzerinden dönen sahnelerdeki ciddiyetleri, filmin kara mizah ve dram dengesini harika bir şekilde perçinliyor. Kadronun geri kalanı da, July'nin yarattığı bu "herkesin herkesi bir şekilde bildiği" evrene kusursuz bir uyum sağlıyor.
Miranda July’nin bu ilk uzun metrajlı filmi, Cannes ve Sundance gibi festivallerden ödüllerle dönerek bağımsız sinemanın kült eserleri arasına girdi. Film, dijitalleşen dünyada insan bağlarının nasıl form değiştirdiğini ama özündeki o sıcaklık arayışının hiç değişmediğini gösteriyor. Sinematografi, pastel tonları ve duru kareleriyle sanki bir sanat galerisinde geziyormuşsunuz hissi uyandırıyor. Müzik kullanımı ise sahnelerin melankolik ama umut dolu yapısını editoryal bir zarafetle destekliyor.
Klasik Hollywood anlatılarından sıkılmış, daha minimalist, sanatsal ve diyalog ağırlıklı yapımlardan hoşlanan izleyiciler bu filmi kesinlikle kaçırmamalı. Eğer "insan halleri" üzerine düşünmeyi seviyor ve hayattaki küçük tesadüflerin büyüsüne inanıyorsanız, bu yabancı dram size çok iyi gelecektir. Miranda July'nin kendine has dünyasını ve özgün mizah anlayışını merak eden her sinemasever bu esere şans vermeli.
Film, yalnızlığın sadece hüzünlü değil, aynı zamanda yaratıcı ve bazen de komik bir tarafı olduğunu kanıtlıyor. "Seni seviyorum" demenin binbir türlü yolunu, en tuhaf ve en masum halleriyle gösteriyor. İzledikten sonra çevrenizdeki insanlara, hatta yoldan geçen yabancılara bile daha şefkatli bir gözle bakmanızı sağlayan nadir yapımlardan biri. Saf, dürüst ve tamamen kendine özgü bir sanat filmi deneyimi için izlenmeli.
Bağ Kurma İhtiyacı: Modern çağın getirdiği yabancılaşmaya karşı insanların birbirine ulaşma çabası.
Masumiyet ve Keşif: Çocukların ve yetişkinlerin dünyayı ve sevgiyi anlama süreçlerindeki benzerlikler.
Sanat ve Hayat: Gündelik hayatın içindeki sıradan anların, aslında birer performans sanatı eseri kadar değerli olması.
Bu filmin sunduğu naif ve özgün atmosferi sevdiyseniz, yine Miranda July imzalı Gelecek (The Future) veya Wes Anderson tarzını anımsatan Moonrise Kingdom (Yükselen Ay Işığı) gibi yapımları beğenebilirsiniz. Ayrıca insan ilişkilerine farklı bir perspektiften bakan Aşkın Halleri (The Art of Love) temalı bağımsız sinema örnekleri de ilginizi çekebilir.
Filmdeki "balık" ve "altın ayakkabı" gibi metaforlar, Miranda July'nin video sanatçısı geçmişinden izler taşır.
Yapım, 2005 yılında Cannes Film Festivali'nde en iyi ilk filme verilen "Altın Kamera" ödülünü kazanmıştır.
Filmdeki meşhur internet yazışma sahnesi (poop back and forth), internet kültüründe hala bir fenomen olarak hatırlanmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...