

James Bond

Major Anya Amasova

Karl Stromberg

Jaws

Naomi

General Anatol Gogol

Sir Frederick Gray

M

Captain Benson

Sergei Barsov
Dünya, nükleer füze taşıyan devasa denizaltıların aniden radardan silinmesiyle büyük bir krizin eşiğine gelir. Bu gizemli olayı çözmekle görevlendirilen İngiliz ajanı James Bond, araştırmaları sırasında kendisiyle aynı hedefin peşinde olan Sovyet ajanı Binbaşı Anya Amasova ile karşılaşır. İki süper gücün temsilcileri, başlangıçta birbirlerine güvenmeseler de, tüm dünyayı yok ederek denizler altında yeni bir medeniyet kurmayı hedefleyen çılgın nakliye devi Karl Stromberg’i durdurmak için güçlerini birleştirmek zorunda kalırlar.
Mısır’ın egzotik piramitlerinden Sardinya’nın masmavi sularına uzanan bu takipte, Bond ve Amasova sadece Stromberg’in ordusuyla değil, aynı zamanda çelik dişli devasa suikastçı Jaws ile de mücadele ederler. Geçmişteki kişisel trajedilerin gölgesinde ilerleyen bu ortaklık, hem profesyonel bir sadakat testine hem de tehlikeli bir romantizme dönüşür. Aksiyonun bir an bile durmadığı film, Bond’un ikonik ekipmanlarıyla sınırları zorladığı unutulmaz bir casusluk hikâyesi sunar.
Roger Moore, James Bond rolünde her zamanki zarif, esprili ve soğukkanlı tavrıyla karakterin altın çağını temsil ediyor. Barbara Bach, Binbaşı Anya Amasova (Ajan XXX) olarak, Bond’un karşısında sadece bir gönül ilişkisi değil, aynı zamanda dişli bir rakip ve yetenekli bir meslektaşı canlandırarak seriye güçlü bir kadın figürü kazandırıyor.
Filmin asıl parlayan yıldızlarından biri ise Richard Kiel tarafından canlandırılan Jaws karakteridir. Hiç konuşmamasına rağmen devasa cüssesi ve metal dişleriyle sinema tarihinin en korkutucu ve sevilen kötü adam yardımcılarından biri olmuştur. Curt Jürgens, vizyoner ama zalim Karl Stromberg rolüyle klasik Bond kötü adamı şablonunu başarıyla doldururken, kadronun kimyası filmi serinin zirvelerinden birine taşıyor.
Lewis Gilbert yönetmenliğindeki yapım, 007 serisinin en görkemli ve bütçeli işlerinden biri olarak kabul edilir. Film, sadece bir macera filmi olmanın ötesinde, muazzam set tasarımları ve teknik becerisiyle dikkat çeker. Özellikle denizin altına girebilen Lotus Esprit marka otomobil ve devasa denizaltı hangarı sahneleri, döneminin görsel efekt ve sanat yönetimi sınırlarını zorlamıştır. Marvin Hamlisch’in müzikleri ve Carly Simon’ın seslendirdiği "Nobody Does It Better" şarkısı, filmin şık atmosferini tamamlayan unsurlardır.
Klasik casusluk hikâyelerinden, teknolojik oyuncaklardan ve egzotik mekanlarda geçen yüksek tempolu yapımlardan hoşlananlar için bu film bir başyapıttır. Eğer 70’lerin estetiğini ve Roger Moore’un kendine has mizahla harmanlanmış aksiyon filmi tarzını seviyorsanız, bu yapım favorilerinizden biri olacaktır. Ayrıca, sinema tarihinin en ikonik kötü adamlarını ve unutulmaz dublör sahnelerini merak eden her sinemaseverin koleksiyonunda bulunması gereken bir eserdir.
Bu film, bir Bond filminde olması gereken tüm unsurların mükemmel bir dengesini sunar: Tehlikeli bir görev, karizmatik bir kötü adam, unutulmaz bir yardımcı karakter (Jaws) ve sinema tarihine geçen bir araç. Açılış sahnesindeki o meşhur paraşüt atlayışı, bugün bile gelmiş geçmiş en iyi dublör sahneleri arasında gösterilmektedir. Soğuk Savaş döneminde iki düşman ajanın iş birliği yapması teması, yapıma politik bir derinlik de katmaktadır.
Zorunlu Ortaklık: Ortak bir düşmana karşı ideolojik farklılıkların bir kenara bırakılması.
Teknolojik İlerleme ve Yıkım: İleri teknolojinin hem dünyayı kurtarmak hem de yok etmek için kullanılması.
İntikam ve Görev: Kişisel kayıpların, profesyonel sorumluluklarla çatıştığı etik ikilemler.
James Bond evreninde daha fazla vakit geçirmek isterseniz, Roger Moore’un bir sonraki uzay temalı macerası Moonraker veya serinin en sevilen örneklerinden Goldfinger (Altın Parmak) ilginizi çekebilir. Casusluk ve teknoloji odaklı bilim kurgu filmi esintileri taşıyan yapımları seviyorsanız, Mission: Impossible serisinin modern halkaları da benzer bir heyecan ve gadget kullanımı sunmaktadır.
Filmin efsanevi denizaltı hangarı seti o kadar büyüktü ki, Pinewood Stüdyoları'nda bu film için özel olarak devasa bir plato (007 Stage) inşa edilmiştir. Ayrıca, denize dalabilen meşhur Lotus Esprit’in su altı sahneleri için gerçek bir minyatür denizaltı sistemi kullanılmıştır. Filmin başarısında büyük payı olan Jaws karakterinin normalde ölmesi planlanmıştı; ancak test izleyicileri karakteri o kadar çok sevdi ki, senaryo değiştirilerek karakterin hayatta kalması sağlandı.
Filmde kullanılan Lotus Esprit, "Wet Nellie" lakaplı özel yapım bir su altı aracıdır. Tamamen işlevsel bir denizaltı olarak inşa edilmiştir ancak tekerlekleri yoktur ve sadece su altında hareket edebilir.
Filmin adı, Ian Fleming’in 1962 yılında yayımlanan onuncu Bond romanından alınmıştır. Ancak filmin senaryosu romanla neredeyse hiç benzerlik taşımaz; sadece isim hakkı kullanılmıştır.
Bu ikonik sahne, Kanada’nın Nunavut bölgesindeki Mount Asgard’da çekilmiştir. Dublör Rick Sylvester’ın gerçekleştirdiği bu atlayış, o dönem sinema tarihinin en pahalı ve tehlikeli sahnelerinden biri olmuştur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...