
Paris, sıradan bir günün sabahında şiddetli bir sarsıntıyla uyanır. Yer altından yükselen gizemli ve zehirli bir sis bulutu, kenti hızla etkisi altına alarak sokaktaki herkesi nefessiz bırakır. Mathieu ve Anna, bu can pazarından kurtulmak için binanın en üst katına, yaşlı komşularının yanına sığınırlar. Ancak onların durumu diğer hayatta kalanlardan çok daha kritiktir; kızları Sarah, nadir görülen bir hastalık nedeniyle sadece özel bir steril cam fanusun içinde yaşayabilmektedir.
Sis yükselmeye devam ederken, fanusun çalışmasını sağlayan pillerin ömrü tükenmeye başlar. Mathieu ve Anna, ne elektrik ne de yardımın ulaştığı bu mahşer yerinde, kızlarını hayatta tutmak için imkansız bir kararla yüzleşirler. Şehrin üzerine çöken bu beyaz ölümün içinde, bir nefeslik umut için hayatlarını tehlikeye atarak sisin derinliklerine inmekten başka çareleri kalmamıştır.
Filmin başrollerini paylaşan Romain Duris ve Olga Kurylenko, çaresiz ama kararlı bir anne-babanın duygusal gelgitlerini büyük bir başarıyla yansıtıyor. Duris, aksiyon ve dram dengesini iyi kurarken; Kurylenko, bir annenin fedakarlık sınırlarını zorlayan performansıyla hikayenin duygusal yükünü sırtlıyor.
Sarah rolündeki genç oyuncu Fantine Harduin, kısıtlı bir alanda sadece bakışları ve mimikleriyle izleyiciyi içine çeken duru bir oyunculuk sergiliyor. Yan rollerde karşımıza çıkan yaşlı çift ise, felaket anında kuşaklar arası dayanışmayı ve sakinliği temsil ederek filmin insani yönünü güçlendiriyor.
Yönetmen Daniel Roby, büyük bütçeli Hollywood felaket filmlerinin aksine, daha minimalist ve karakter odaklı bir anlatım tercih ediyor. Paris’in o meşhur manzaralarının sisler altında kayboluşu, görsel olarak hem büyüleyici hem de ürkütücü bir atmosfer yaratıyor. Filmin temposu, pillerin bitiş süresiyle paralel olarak artan bir gerilim grafiği çiziyor. Teknik açıdan sisin bir karakter gibi konumlandırılması ve klostrofobik dar alan çekimleri, izleyicide nefessiz kalma hissini başarıyla uyandırıyor.
Hayatta kalma mücadelesini odağına alan bilim kurgu severler için bu yapım oldukça ideal. Sadece bir felaketi değil, aile bağlarını ve ebeveynlik içgüdüsünü sorgulayan bir dram arayanlar da aradığını bulacaktır. Paris atmosferinde geçen farklı bir gerilim deneyimi yaşamak isteyen izleyiciler bu filme şans vermelidir.
Bu film, benzer türdeki yapımların düştüğü "dünyayı kurtarma" klişesine kapılmıyor; bunun yerine küçük bir ailenin hayatta kalma çabasına odaklanarak hikayeyi çok daha samimi kılıyor. Görsel efektlerin sadeliği ve yarattığı gerçeklik hissi, seyirciyi "Ben olsam ne yapardım?" sorusuyla baş başa bırakıyor. Fransız sinemasının estetik anlayışıyla harmanlanmış bu yabancı film, türün meraklıları için taze bir soluk niteliğinde.
Ebeveynlik ve Fedakarlık: Bir çocuğun yaşamı için kendi güvenliğini hiçe saymanın sınırları.
İzolasyon ve Çaresizlik: Modern dünyanın teknolojik imkanları kesildiğinde insanın doğa karşısındaki savunmasızlığı.
Adaptasyon: Değişen dünya koşullarına uyum sağlayanların mı yoksa eski düzene tutunanların mı hayatta kalacağı sorunsalı.
Sisin yarattığı gizem ve gerilimi seviyorsanız Stephen King uyarlaması olan The Mist (Öldüren Sis) filmine göz atabilirsiniz. Ayrıca dış dünyadan kopuk bir yaşam mücadelesini konu alan Hidden veya distopik bir atmosfer sunan The Road (Yol), bu film önerisi listesinde mutlaka yer almalı.
Orijinal adı "Dans la brume" olan film, çekimlerinin büyük bir kısmını Kanada ve Fransa’da gerçekleştirdi. Filmde kullanılan sis efektleri için özel bir teknoloji geliştirildi ve oyuncuların bu yoğun duman altında fiziksel olarak zorlandığı sahneler gerçekçiliği artırmak adına minimum dublörle çekildi. Ayrıca yapım, Fantasia Film Festivali gibi prestijli platformlarda "En İyi Film" adaylıkları kazanarak başarısını kanıtladı.
Film, sisin tam olarak neden kaynaklandığından ziyade karakterlerin hayatta kalma sürecine odaklanıyor; ancak deprem sonrası yer altından gelen doğal bir gaz sızıntısı olduğu iması yapılıyor.
Sarah’nın içinde bulunduğu "balon çocuk" sendromu (bağışıklık yetmezliği), gerçek hayatta nadir görülen tıbbi bir durumdan esinlenilmiştir.
Final, alışılmış felaket filmi sonlarından farklı olarak izleyiciyi şaşırtan bir perspektif sunuyor ve doğanın yeni düzenine kimin uyum sağlayabileceğine dair güçlü bir mesaj veriyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...