

Hermia

Helena

Demetrius

Lysander

Puck

Oberon

Titania

Nick Bottom

Theseus

Peter Quince
Film, Shakespeare’in klasik metnini Victoria dönemi sonlarına, Toskana’nın büyüleyici tepelerine taşır. Hikâye, üç ana grubun yollarının gizemli bir ormanda kesişmesiyle şekillenir:
Aşıklar: Hermia sevdiği adam Lysander ile kaçmaya karar verir; peşlerinde ise onlara aşık olan Demetrius ve Helena vardır.
Oyuncular: Yerel esnaftan oluşan amatör bir tiyatro grubu, Dük'ün düğünü için prova yapmak üzere ormana sığınır.
Periler: Ormanın hükümdarları Oberon ve Titania şiddetli bir kavgaya tutuşmuştur.
Yaramaz peri Puck, efendisi Oberon’un emriyle sihirli bir çiçek suyunu yanlış kişilerin gözlerine damlatınca, orman tam bir duygusal kaosa sürüklenir. İnsanlar hiç ummadıkları kişilere aşık olurken, kibirli dokumacı Bottom bir eşeğe dönüştürülür ve kraliçe Titania'nın sevgilisi olur. Güneş doğduğunda ise geriye sadece tatlı bir "rüya" kalacaktır.
Filmin en büyük gücü, Hollywood’un dev isimlerini bir araya getiren kadrosudur. Michelle Pfeiffer, peri kraliçesi Titania rolünde büyüleyici bir zarafet sergilerken; Kevin Kline, eşeğe dönüşen Bottom karakterinde hem komik hem de dokunaklı bir performans sunar.
Genç aşıklar kadrosu ise yıldızlar geçidi gibidir: Calista Flockhart (Helena), Anna Friel (Hermia), Christian Bale (Demetrius) ve Dominic West (Lysander). Özellikle Christian Bale’in kariyerinin başındaki bu performansı, karakterin ciddiyeti ile durumun absürtlüğü arasındaki dengeyi harika yansıtır. Stanley Tucci’nin canlandırdığı Puck karakteri ise hikâyenin haylaz ruhunu başarıyla sırtlar.
Yönetmen Michael Hoffman, Shakespeare’in dilini bozmadan, hikâyeyi daha geniş bir kitleye hitap edecek şekilde görsel bir şölene dönüştürmüştür. Filmde kullanılan bisikletler ve operatik müzikler, oyuna taze ve canlı bir enerji katıyor. Toskana'nın doğal güzellikleri ile stüdyoda yaratılan fantastik orman tasarımı arasındaki geçişler oldukça akıcıdır. Bu yapım, "zor anlaşılır" sanılan Shakespeare eserlerinin ne kadar eğlenceli ve evrensel olabileceğini kanıtlayan editoryal bir başarıdır.
Klasik edebiyat uyarlamalarını sevenler, fantastik romantizme ilgi duyanlar ve "bir yıldızlar geçidi" izlemek isteyen herkes bu filme şans vermelidir. Eğer komedi ve masalsı atmosfer birleştiğinde ortaya çıkan o hafiflikten hoşlanıyorsanız, bu yapım sizi günün stresinden uzaklaştıracaktır. Ayrıca Shakespeare’e giriş yapmak isteyen genç izleyiciler için de en renkli başlangıç noktalarından biridir.
Bu film, aşkın doğasındaki mantıksızlığı ve tutkunun ne kadar kör olabileceğini en neşeli haliyle gösteriyor. Kevin Kline’ın "eşek" sahnelerindeki dehası ve periler dünyasının görsel estetiği, izleyiciye gerçek bir rüya deneyimi vaat ediyor. Ayrıca operanın dramatik gücüyle sinemanın görsel dilini harmanlaması, filmi teknik açıdan da değerli kılıyor.
Aşkın Körlüğü: Dış müdahalelerle (sihir veya tutku) bir insanın nasıl bambaşka birine aşık olabileceği.
Gerçek vs. Rüya: Hayatın gerçekliği ile hayal dünyasının nerede başlayıp bittiği arasındaki belirsizlik.
Doğa ve Kaos: Ormanın, medeniyetin kurallarının işlemediği, özgür ve kuralsız bir alan olması.
Sınıfsal Mizah: Amatör oyuncuların soylular dünyasına dahil olma çabalarındaki saflık.
Eğer bu filmin masalsı dokusunu sevdiyseniz, bir başka büyük Shakespeare uyarlaması olan Much Ado About Nothing (1993) veya görsel görkemiyle büyüleyen Stardust (Yıldız Tozu) ilginizi çekebilir. Daha karanlık bir fantastik atmosfer için ise Pan's Labyrinth önerilebilir.
Film, orijinal oyunun aksine 19. yüzyılın sonlarında geçer; bu nedenle karakterler bisiklete biner ve dönemin kıyafetlerini giyerler.
Film müzikleri arasında Mendelssohn'un ünlü "Düğün Marşı" ve efsanevi tenor Luciano Pavarotti'nin seslendirdiği aryalar bulunur.
Kevin Kline, Bottom rolüyle birçok eleştirmenden "kariyerinin en iyi komedi performansı" övgüsünü almıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...