
Romantik, Komedi, Fantastik

Kate McKay

Leopold

Stuart Besser

Charlie McKay

Darci

J.J. Camden

Uncle Millard

Dr. Geisler

Colleague Bob

Ad Executive Phil
1876 yılının New York’unda, soylu bir aileden gelen ancak maddi zorluklar yaşayan Leopold, dönemin katı kuralları ve zoraki evlilik baskısı altında sıkışmış bir dükdür. Modern icatlara meraklı olan bu vizyoner adam, bir gün peşine takıldığı gizemli bir yabancıyı takip ederken Brooklyn Köprüsü’nden aşağı düşer ve kendini 21. yüzyılın kaotik New York’unda bulur. Zamanda açılan bu çatlak, Leopold’u modern dünyanın hızıyla baş başa bırakır.
Bu sırada, kariyer basamaklarını hızla tırmanan, aşka olan inancını yitirmiş ve tamamen rasyonel bir hayat süren Kate ile yolları kesişir. Leopold, modern çağın nezaketten uzak yapısına kendi döneminin asaletini ve inceliğini getirirken, Kate başlangıçta bu tuhaf adamın "rol yaptığını" düşünür. Ancak Leopold’un samimiyeti ve zamana meydan okuyan duruşu, Kate’in duvarlarını yıkmaya başlar. Film, iki farklı yüzyılın değer yargılarının çarpışmasını ve sevginin zamanın ötesine nasıl geçebileceğini naif bir dille işliyor.
Filmin başarısının en büyük anahtarı, başrollerdeki uyumdur. Hugh Jackman, Leopold rolünde gösterdiği olağanüstü performansla, 19. yüzyılın asaletini ve şaşkınlığını perdeye mükemmel yansıtır. Jackman’ın bu roldeki centilmen duruşu, onu bir romantik komedi ikonu haline getirmiştir. Meg Ryan ise Kate karakteriyle, modern çağın yorgun ve hırslı kadını imajını, her zamanki sempatik ve doğal oyunculuğuyla tamamlar.
Yan rollerde izlediğimiz Liev Schreiber, zaman yolculuğunu keşfeden eksantrik bilim insanı Stuart rolünde hikâyeye gizem katarken, Breckin Meyer ise Kate’in kardeşi Charlie olarak filmin mizah yükünü başarıyla sırtlıyor. Oyuncu kadrosu, fantastik bir temayı son derece inandırıcı ve samimi bir atmosferde sunmayı başarıyor.
Yönetmen James Mangold, genellikle sert dramalarla tanınsa da bu filmde masalsı bir atmosfer yaratmayı başarıyor. Film, sadece bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda modern yaşamın kaybettiği "nezaket" ve "zarafet" gibi kavramlara tutulan bir aynadır. Senaryo, zaman yolculuğunun bilimsel detaylarından ziyade duygusal etkilerine odaklanarak türünün en sevilen örneklerinden biri olmayı başarmıştır. Görüntü yönetimi ve müzikler, 1870'lerin nostaljisi ile günümüzün modern dokusunu dengeli bir şekilde harmanlıyor.
Hafta sonu kalbinizi ısıtacak, hem güldüren hem de duygulandıran bir aile filmi arayanlar için bu yapım ideal bir tercihtir. Eğer "zamanda yolculuk" temalı hikâyeleri seviyor ancak aksiyondan ziyade insani ilişkilere önem veriyorsanız bu filmi kaçırmamalısınız. Romantik atmosferlerin, centilmenlik hikâyelerinin ve klasik aşk filmlerinin hayranları için Leopold’un New York macerası büyüleyici bir deneyim sunacaktır.
Modern dünyanın karmaşasında unuttuğumuz küçük ama değerli nezaket kurallarını hatırlattığı için bu film izlenmeye değerdir. Hugh Jackman ve Meg Ryan’ın arasındaki kimya, filmi sıradan bir aşk hikâyesinden çıkarıp epik bir anlatıya dönüştürüyor. Ayrıca, 19. yüzyıl New York’u ile günümüz metropol hayatı arasındaki sosyolojik farkları mizahi bir dille ele alması, filmi izlerken hem düşündürüyor hem de keyif veriyor.
Zamanın Ötesinde Aşk: Gerçek bağların mekân ve zaman tanımadığı.
Nezaket ve Asalet: Modern dünyanın unuttuğu değerlerin önemi.
Kader: İnsanların binlerce yıl veya yüzyıl öteden bile birbirini bulabileceği inancı.
Modern Yaşam Eleştirisi: Hızın ve başarının, insani duyguların önüne geçmesi.
Bu naif ve büyüleyici hikâyeyi sevdiyseniz, şu filmleri de mutlaka listenize eklemelisiniz:
About Time (2013): Aşk ve zaman yolculuğunun en duygusal hallerinden biri.
The Lake House (2006): Zamanın farklı noktalarındaki iki insanın mektuplarla kurduğu bağ.
Midnight in Paris (2011): Geçmişe duyulan özlemi ve zamanlar arası geçişi işleyen bir başka fantastik romantik komedi.
Hugh Jackman, Leopold karakterine hazırlanmak için İngiltere'de görgü kuralları ve binicilik dersleri almıştır.
Filmin "Until..." adlı şarkısı efsanevi müzisyen Sting tarafından bestelenmiş ve Altın Küre kazanmıştır.
Filmde Stuart’ın yaşadığı daire, aslında gerçek hayatta oldukça popüler olan bir New York yapısıdır.
Leopold karakteri kurgusal bir karakterdir ancak asansörün icadı gibi tarihi olaylara tanıklık etmesiyle gerçek bir tarihsel dokuya yerleştirilmiştir.
Filmin sonu, izleyiciyi masalsı bir finale götüren, sevginin zamanın engellerini nasıl aştığını gösteren oldukça duygusal ve net bir şekilde bitmektedir.
Hugh Jackman, bu filmdeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu dalında Altın Küre adaylığı kazanmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...