

Gloria

Polo
Profesor kendo

Antonio

Lucas Villalba

Cristal
Toni

Abuela

Juani
Vanessa
Film, Madrid’in ruhsuz toplu konutlarında yaşayan, ev işleri ve geçim derdi arasında sıkışmış ev kadını Gloria’nın (Carmen Maura) sürreal ve trajikomik hayatını anlatır. Gloria, sadece fiziksel olarak değil, ruhsal olarak da tükenmiştir:
Kocası: Eski sevgilisi olan bir Alman şarkıcıya saplantılı, kaba bir taksi şoförüdür.
Çocukları: Biri uyuşturucu satıcısı, diğeri ise (bakacak paraları olmadığı için) Gloria tarafından bir dişçiye "evlatlık" (veya daha doğrusu satılık) verilen iki oğlu vardır.
Kayınvalidesi: Evde beslediği kertenkelesiyle yaşayan, köy özlemi çeken eksantrik bir kadındır.
Komşuları: Biri kristal toplarla geleceği gören bir falcı, diğeri ise küçük kızıyla garip bir ilişkisi olan bir fahişedir.
Gloria, tüm bu kaosun içinde bağımlısı olduğu zayıflama haplarının (amfetamin) etkisiyle ayakta kalmaya çalışırken, bir mutfak kazası (meşhur jambon kemiği olayı) her şeyi kökten değiştirecektir. Film, "ev kadını" mitini yerle bir eden, sefaleti mizahla yoğuran sarsıcı bir toplumsal eleştiridir.
Almodóvar’ın en sevdiği oyuncuların gençlik ve enerji dolu performansları filmi unutulmaz kılar:
Carmen Maura (Gloria): Almodóvar’ın "ilham perisi" olarak bilinen Maura, bu rolde hem çok komik hem de çok acıklı olmayı başararak devleşiyor. Modern bir "anti-kahraman" yaratıyor.
Chus Lampreave (Kayınvalide): İspanyol sinemasının en nev-i şahsına münhasır aktrislerinden biri; kertenkelesi "Dinero" (Para) ile sahnelerin tozunu attırıyor.
Angel de Andrés López (Koca - Antonio): Gloria’nın hayatını zorlaştıran o hantal ve duyarsız koca figürünü mükemmel yansıtıyor.
Verónica Forqué (Kristal): Gloria’nın hayat dolu, fahişelik yapan ama saf kalpli komşusu rolünde filme neşe katıyor.
¿Qué he hecho yo para merecer esto!!, Almodóvar’ın "yeraltı" sinemasından çıkıp daha geniş kitlelere ulaştığı dönemin ürünüdür. Film, Madrid’in varoşlarını, yoksulluğunu ve kadınların omuzlarındaki ağır yükü anlatırken asla didaktikleşmez. Aksine; kertenkeleler, telepatik çocuklar ve cinayet silahı olarak kullanılan devasa bir jambon kemiği gibi absürt öğelerle hikayeyi zenginleştirir. Yönetmen, Franco sonrası İspanya'nın o kaotik ama özgürlükçü ruhunu, bir mutfağın dar sınırlarına sığdırmayı başarmıştır.
Eğer kara mizah seviyorsanız ve hayatın trajedilerine gülerek bakabilen yapımlardan hoşlanıyorsanız bu film tam size göre. Almodóvar sinemasına giriş yapmak isteyenler için en samimi ve "gerçekçi" duraklardan biridir. Kadın hikayelerini, toplumsal yergileri ve sürrealist detayları seven izleyiciler bu yapımdan büyük keyif alacaktır.
Bu yapım, sinema tarihinin en ikonik "mutfak cinayeti" sahnelerinden birine ev sahipliği yapar. Jambon kemiğinin sadece bir yiyecek değil, bir kurtuluş aracına dönüşmesini izlemek hem absürt hem de tatmin edicidir. Ayrıca Carmen Maura'nın o yorgun ama dirençli yüzünde, tüm dünya kadınlarının ortak çilesini ve mizahını görmek mümkündür. 80'lerin Madrid atmosferini ve Almodóvar’ın renkli dünyasının temellerini anlamak için bir zorunluluktur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...