

Sexilia

Riza Niro

Toraya

Queti
Doctor

Susana
Eusebio
Angustias

Eusebio's Girlfriend

Fabio
Film, 80’lerin başında Madrid’in kaotik, renkli ve kural tanımaz sokaklarında geçen absürt bir aşk hikayesini anlatır. Başrollerde iki uç karakter vardır:
Sexilia (Cecilia Roth): Kendini müziğe adamış, güneş ışığından nefret eden ve "nymphomaniac" (nemfoman) olduğunu iddia eden bir punk rock şarkıcısıdır.
Rıza Niro (Imanol Arias): Orta Doğu’daki hayali bir krallığın (Tiran) sürgündeki eşcinsel prensidir. Madrid’e gelmiş ve kimliğini gizleyerek punk sahnelerinde kaybolmuştur.
Bu iki "kayıp ruh" bir labirentin içinde birbirini bulur. Ancak yolları; teröristler, eski sevgililer, babasının peşindeki kızlar ve Madrid’in en tuhaf karakterleriyle kesişir. Film, cinselliğin her türünü, ensest tabularını, uyuşturucu kültürünü ve pop art estetiğini bir "kara komedi" potasında eritir. İhtiras Labirenti, adından da anlaşılacağı üzere, arzuların birbirine karıştığı ve kimsenin "normal" kalmadığı bir şehre yazılmış bir aşk mektubudur.
Almodóvar’ın gelecekteki yıldızlarını ilk kez yan yana getirdiği kadro, adeta bir "yıldızlar geçidi"nin başlangıcıdır:
Cecilia Roth (Sexilia): Almodóvar’ın favori oyuncularından biri olan Roth, bu filmdeki enerjik ve nevrotik performansıyla parlar.
Imanol Arias (Rıza Niro): Prens rolünde, dönemin "yeni dalga" (new wave) tarzını mükemmel yansıtır.
Antonio Banderas (Sadec): Banderas’ın ilk sinema filmidir. Koku alma duyusu çok gelişmiş, prensin peşindeki bir teröristi canlandırır. Bu kısa ama etkili rol, efsanevi Almodóvar-Banderas iş birliğinin başlangıcıdır.
Helga Liné (Toraya): Prens’in babasının eski eşi, entrikacı bir kadın rolünde filme melodramatik bir hava katar.
Pedro Almodóvar: Yönetmen, filmde bir punk şarkıcısı olarak sahnede şarkı söylerken (ünlü "Suck It to Me" sahnesi) bizzat karşımıza çıkar.
Laberinto de pasiones, Almodóvar’ın "vahşi" döneminin en saf örneğidir. Teknik açıdan hala bir parça "amatör" ruh taşısa da, yaratıcılık ve cesaret açısından sınır tanımaz. Filmde hiçbir ahlaki yargılama yoktur; her şey bir oyun, bir performans ve bir arzu nesnesidir. Görsel dil, çizgi roman estetiğine yakındır. Madrid, bu filmde sadece bir şehir değil, Franco sonrası baskılardan kurtulmuş, nefes nefese yaşayan canlı bir organizma gibidir.
Eğer punk kültürü, 80’lerin modası ve absürt mizah ilginizi çekiyorsa bu film sizin için bir görsel şölen olacaktır. Antonio Banderas'ın henüz 22 yaşındaki halini ve sinemaya ilk adımını merak edenler için kaçırılmaması gereken bir yapımdır. "Kural tanımaz" sinemayı ve Almodóvar’ın o meşhur karmaşık olay örgülerini (plot twist) seven izleyiciler bu labirentte kaybolmaktan keyif alacaktır.
Bu yapım, bir dönemin ruhunu (La Movida) en iyi belgeleyen filmlerden biridir. Siyasetin yerini eğlencenin, baskının yerini sınırsız cinselliğin aldığı o kısa ama yoğun dönemi anlamak için paha biçilemez. Ayrıca Almodóvar’ın bugün dünya çapında alkışlanan tarzının, ne kadar aykırı ve "pis" köklerden gelerek rafineleştiğini görmek büyüleyicidir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...