

Elwood Blues

Mighty Mack McTeer

Cab Chamberlain

Warden

Buster Blues

Malvern Gasperon

Mr. Pickett

Mrs. Murphy

Cleophus James
Junior Wells
Orijinal filmdeki olayların üzerinden 18 yıl geçmiştir. Elwood Blues hapishaneden çıkar ancak dünyasının tamamen değiştiğini görür: Ortağı ve kardeşi Jake ölmüş, orkestra dağılmış ve sığındığı yetimhane kapatılmıştır. Ancak Elwood'un pes etmeye niyeti yoktur. Eski dostu Curtis'in gayrimeşru oğlu Cabel, yetimhaneden Buster adında bir çocuk ve bir barmen olan Mighty Mack'i yanına alarak yeni bir grup kurmaya karar verir.
Hedefi, Louisiana'da düzenlenen devasa bir müzik yarışması olan "Queen Moussette’s Battle of the Bands"e katılmaktır. Tabii ki bu yolculuk; peşlerindeki Rus mafyası, bir grup fanatik milis ve her zamanki gibi onlarca polis arabasının karıştığı devasa kazalar olmadan tamamlanmayacaktır. Film, bir yandan nostalji rüzgarları estirirken diğer yandan müziğin birleştirici gücünü absürt bir komediyle sunuyor.
Filmin değişmez ismi Dan Aykroyd, Elwood Blues karakteriyle yeniden direksiyon başında. John Belushi’nin (Jake) yokluğunda kadroya dahil olan John Goodman (Mighty Mack), güçlü sesi ve enerjisiyle boşluğu doldurmaya çalışıyor. Cabel rolünde Joe Morton ve çocuk yetenek J. Evan Bonifant (Buster) ekibin yeni üyeleri.
Ancak bu filmin asıl kadrosu, dünya müzik tarihinin efsaneleridir. James Brown, Aretha Franklin, B.B. King, Eric Clapton, Steve Winwood ve Isaac Hayes gibi dev isimler hem oyunculukları hem de performanslarıyla filmi bir müzik belgeseli kalitesine taşıyor.
Yönetmen John Landis, ilk filmdeki "kaos ve müzik" formülünü bu filmde daha da büyüterek uyguluyor. Müzikal ve Komedi unsurları, özellikle finaldeki büyük yarışma sahnesinde zirveye ulaşıyor. Film, sinema tarihindeki en çok arabanın parçalandığı sahnelerden birine imza atarak aksiyon severleri de unutmuyor. İlk filmin o karanlık ve salaş havası yerine, 90’ların daha renkli ve gösterişli estetiğine sahip olsa da, blues ruhunu sonuna kadar koruyor.
Blues, soul ve rock’n roll tutkunları için bu film bir cennet niteliğindedir. Orijinal filmin hayranları için duygusal bir saygı duruşu niteliği taşıyan yapım; absürt komedi, bolca araba takibi ve dünya çapındaki müzisyenlerin canlı performanslarını izlemek isteyen her yaştan sinemasever için harika bir tercihtir.
Sadece filmin sonundaki "The Louisiana Gator Boys" grubunun performansını izlemek bile (ki içinde B.B. King'den Eric Clapton'a kadar onlarca efsane var) bu filmi izlemek için yeterli bir sebep. Müziğin her türlü zorluğun üstesinden gelebileceğine dair neşeli bir mesaj veren, saf eğlence odaklı bir yapım.
Miras ve Sadakat: Elwood’un kardeşinin ve akıl hocasının anısını yaşatma çabası.
Müziğin Birleştirici Gücü: Farklı geçmişlerden gelen insanların blues çatısı altında birleşmesi.
Asla Vazgeçmemek: Her türlü yasal ve yasadışı engellemeye rağmen hedefe doğru ilerlemek.
Eğer bu ritmi sevdiyseniz, tabii ki ilk film olan The Blues Brothers (1980) mutlaka izlenmeli. Ayrıca müzikal komedi tarzında The Commitments, School of Rock veya bir diğer Dan Aykroyd klasiği olan Ghostbusters ilginizi çekebilir.
Film, sinema tarihinde bir sahnede en fazla arabanın (tam 60 adet) birbiri üzerine yığılarak hurdaya ayrıldığı kaza sahnesine sahiptir.
John Belushi'nin anısına filmde birçok küçük gönderme bulunur.
Filmdeki "Battle of the Bands" sahnesi, aslında gerçek hayatta bir araya gelmesi imkansız olan bir "rüya takım" müzisyen kadrosunu barındırır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...