

Man (Tom Cooper)

Rachel Flynn

Kyle Flynn

Andy

Fred

Mary

Leo

Deborah Haskell

Homer

Rosie
Rachel, hayatının oldukça zor bir döneminden geçen, boşanma aşamasında ve işine yetişmeye çalışan bir annedir. Bir sabah, trafiğin kilitlendiği bir anda, önünde yeşil ışık yandığı halde hareket etmeyen bir kamyonete sinirle korna çalar. Ancak Rachel'ın bilmediği bir şey vardır: Direksiyondaki adam (Russell Crowe), hayatta kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış, zihinsel olarak tamamen dengesini yitirmiş ve öfkesini kusacak bir kurban aramaktadır.
Adam, Rachel’dan "nezaketen" bir özür bekler, ancak Rachel bunu reddettiğinde olay bir trafik atışmasından çok daha fazlasına dönüşür. Gizemli yabancı, Rachel’a "kötü bir günün" ne demek olduğunu öğretmeye karar verir ve kadının sadece kendisini değil, ailesini ve sevdiklerini de hedef alan sistematik bir kedi-fare oyunu başlatır. Film, bir kornanın nasıl bir hayatta kalma mücadelesine yol açabileceğini sarsıcı bir dille işliyor.
Filmin en dikkat çekici yanı, Oscar ödüllü oyuncu Russell Crowe'un alışılmışın dışındaki performansıdır:
Russell Crowe (Adam): Toplum tarafından dışlanmış, aşırı kilolu ve öfke patlamaları yaşayan bir psikopatı canlandırıyor. Crowe, karakterin tekinsizliğini ve fiziksel tehdidini her sahnede hissettirerek izleyiciyi huzursuz etmeyi başarıyor.
Caren Pistorius (Rachel): Kendi sorunlarıyla boğuşurken bir anda bir canavarın hedefi olan anneyi canlandırıyor. Karakterin yaşadığı panik ve sonrasındaki direnç oldukça gerçekçi yansıtılmış.
Gabriel Bateman (Kyle): Rachel’ın oğlu rolünde, olayların tam ortasında kalan genç bir çocuğun korkusunu başarıyla canlandırıyor.
Jimmi Simpson (Andy): Rachel’ın avukatı ve arkadaşı olarak hikâyenin trajik noktalarından birinde yer alıyor.
Yönetmen Derrick Borte, filmi bir "yol öfkesi" (road rage) gerilimi olarak kurgularken, aslında modern toplumun cinnet geçirme eşiğinde olduğuna dair sert bir alt metin sunuyor. Film, 90 dakikalık süresi boyunca temposunu neredeyse hiç düşürmüyor. Başlangıçtaki şiddet dozu ve Russell Crowe’un ürkütücü varlığı, yapımı standart bir aksiyonun ötesine taşıyıp bir korku filmine yaklaştırıyor. Bazı sahnelerdeki mantık hataları eleştirilse de, yarattığı klostrofobik atmosfer ve gerilim duygusu türün meraklılarını tatmin edecek düzeyde.
Trafikte yaşanan gerginliklerden yaka silkenler, Falling Down (Sonun Başlangıcı) tarzı "bir adamın çıldırma hikâyesini" sevenler ve sürat dolu takip sahnelerinden hoşlananlar bu filmi kaçırmamalı. Russell Crowe’u bir "kötü adam" olarak izlemek isteyenler için de oldukça farklı bir deneyim sunuyor. Ancak, şiddet içeren sahnelerin oldukça grafik ve sert olduğunu belirtmekte fayda var.
Yol Öfkesi (Road Rage): Günlük hayattaki küçük bir sürtüşmenin kontrolden çıkma potansiyeli.
Modern Şehir Stresi: Kalabalık, gürültü ve geç kalma telaşının insan psikolojisi üzerindeki yıkıcı etkisi.
Görünmez Tehlikeler: Yan koltuğumuzdaki veya trafikte yanımızdaki yabancının aslında kim olduğunu asla bilemeyeceğimiz gerçeği.
Eğer bu filmin yarattığı gerilimi sevdiyseniz; yoldaki bir yabancıyla girilen mücadeleyi anlatan kült yapım Duel (Bela), Steven Spielberg'in ilk işlerinden biri olarak ilginizi çekebilir. Ayrıca Falling Down ve benzer bir takip temasına sahip olan Joy Ride (Asla Yabancılarla Oynama) filmlerine de göz atabilirsiniz.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...