
Suç, Komedi, Fantastik

Julian

Lucille

Destiny

Tuerto

Thoreau

Escabel

Ralph Dellaposa

Gage

Mr. Smith

Dravec
Julian Goddard, üç yıllık hapis hayatının ardından özgürlüğüne kavuşur kavuşmaz tek bir amaç uğruna yola düşer: Çaldığı paraları geri almak ve eski sevgilisi Lucille’e yeniden kavuşmak. Ancak Las Vegas’ın parıltılı ama tekinsiz atmosferine geri döndüğünde, bıraktığı hiçbir şeyin aynı olmadığını fark eder. Paralar kayıptır, eski ortağı tuhaf bir otel işletmektedir ve en önemlisi Lucille, şehri avucunun içinde tutan acımasız bir gangsterin himayesi altındadır.
Julian’ın planları, çölde karşılaştığı ve kendisini Johnny Destiny olarak tanıtan gizemli bir yabancıyla tamamen altüst olur. Destiny, sanki doğaüstü güçlere sahipmişçesine olayların akışını değiştirmekte ve Julian’ın kaderiyle bir oyun oynamaktadır. Gerçeklik ile hayal arasındaki sınırların bulanıklaştığı bu komedi filmi, izleyiciyi şansın ve tesadüflerin yönettiği, Vegas usulü bir yeraltı dünyasına davet ediyor.
Filmin en dikkat çekici ismi, gizemli Johnny Destiny karakterine hayat veren ünlü yönetmen Quentin Tarantino. Kendine has enerjisi ve ekran karizmasıyla hikâyeye fantastik bir hava katıyor. Başrolde Julian karakterini canlandıran Dylan McDermott, kaybetmiş ama pes etmeyen adam profilini başarıyla çizerken, Nancy Travis büyüleyici Lucille rolünde hikâyenin duygusal merkezini oluşturuyor.
James LeGros ise Julian’ın kafası karışık eski ortağı rolünde başarılı bir yan karakter performansı sergiliyor. Kadroda ayrıca James Belushi gibi tecrübeli isimlerin yer alması, filmin absürt mizah tonunu dengeleyen bir profesyonellik katıyor. Oyuncuların bu eklektik birleşimi, yapımı 90’lı yılların o nev-i şahsına münhasır suç filmleri arasına yerleştiriyor.
Yönetmen Jack Baran, bu filmde klasik bir soygun sonrası hikâyesini mistik öğelerle harmanlayarak oldukça farklı bir deneme sunuyor. Film, lineer bir anlatıdan ziyade bir rüya sekansını andıran atmosferiyle öne çıkıyor. Tempo yer yer durağanlaşsa da Las Vegas’ın neon ışıkları altındaki o melankolik ve bir o kadar da hareketli ruh hali başarıyla yansıtılmış. Sinematografi, çöllerin ıssızlığı ile kumarhanelerin kaosu arasındaki kontrastı etkileyici bir görsellikle sunuyor.
90’lı yılların bağımsız sinema ruhunu özleyenler ve Tarantino’nun sadece yönetmen değil, oyuncu olarak neler yapabildiğini merak edenler için bu yapım bir hazine niteliğinde. Klasik bir olay örgüsünden ziyade stilize edilmiş sahnelerden ve tuhaf diyaloglardan keyif alan izleyiciler bu absürt film örneğinden büyük zevk alacaktır. Ayrıca kumarhane temalı, kader ve şans kavramlarını sorgulayan hikâyeleri sevenler de listesine eklemeli.
Filmi benzerlerinden ayıran en büyük özellik, suç dünyasını büyüleyici bir gerçeküstücülükle buluşturmasıdır. Sıradan bir intikam veya para peşinde koşma hikâyesi gibi başlasa da Johnny Destiny karakterinin varlığıyla bir anda modern bir masala dönüşür. 90'ların o kendine has "cool" tavrını ve estetiğini her karesinde hissettiren film, keşfedilmeyi bekleyen bir kült adayıdır.
Kader ve Şans: İnsan hayatının rastlantısal olaylar ve gizemli güçler tarafından nasıl şekillendiği.
Geçmişle Yüzleşme: Hapisten çıkan bir adamın bıraktığı hayatı geri alma çabası ve imkansızlığı.
Sadakat ve İhanet: Vegas’ın yeraltı dünyasındaki kaygan dostluklar ve aşk üçgenleri.
Sürrealizm: Gündelik hayatın içine sızan doğaüstü ve açıklanamaz olaylar.
Eğer bu filmin havasını sevdiyseniz, yine Vegas’ın karanlık yüzünü absürt bir dille ele alan Fear and Loathing in Las Vegas veya suç ve kaderin iç içe geçtiği Tarantino imzalı Pulp Fiction gibi yapımları mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca benzer bir görsel stile sahip olan True Romance da bu tarzın meraklıları için harika bir film önerisi olacaktır.
Film, Quentin Tarantino’nun senaryosunu yazmadığı ama başrollerinden birini üstlendiği nadir yapımlardan biridir.
Las Vegas ve çevresindeki çöllerde çekilen film, dönemin bağımsız sinema festivallerinde ilgi odağı olmuştur.
Johnny Destiny karakterinin filmdeki varlığı ve güçleri hakkında pek çok farklı hayran teorisi bulunmaktadır.
Film bu sorunun cevabını izleyiciye bırakıyor; ancak Destiny, olayları kontrol eden, kurşunlardan etkilenmeyen ve şansı yöneten metaforik bir varlık veya bir "kumar tanrısı" gibi resmedilmiştir.
Tarantino, filmin ana karakterlerinden biri olan Johnny Destiny’yi canlandırmaktadır ve hikâyenin başından sonuna kadar kilit bir rol oynamaktadır.
Destiny Turns on the Radio; suç, fantezi, komedi ve dram unsurlarını tek bir potada eriten hibrit bir tür örneğidir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...