

Hugh Glass

John Fitzgerald

Captain Andrew Henry

Jim Bridger

Hawk

Elk Dog

Hikuc

Powaqa

Hugh Glass' Wife

Jones
1823 yılının sert kışında, deneyimli tuzakçı Hugh Glass ve ekibi, kürk avlamak için sınırın derinliklerinde yol almaktadır. Ancak bir keşif sırasında Glass, ölümcül bir bozayı saldırısına uğrar ve ağır yaralanır. Ekip içindeki güven sarsılırken, Glass’ın hayatta kalamayacağına inanan John Fitzgerald, onu ölüme terk eder ve oğlunu öldürerek diğerlerini kandırır. Bu andan itibaren film, sadece bir intikam hikâyesine değil, insanın doğayla ve kendi iradesiyle olan en sert imtihanına dönüşür.
Hugh Glass, dondurucu soğuğun, vahşi hayvanların ve düşman kabilelerin ortasında, parçalanmış bedeniyle kilometrelerce yol kat etmek zorundadır. Dram filmi unsurlarının hayatta kalma içgüdüsüyle harmanlandığı yapım, izleyiciyi medeniyetten uzak, çiğ ve vahşi bir gerçekliğin içine hapseder. Glass'ın motivasyonu sadece hayatta kalmak değil, adaleti kendi elleriyle tahsis etmektir.
Leonardo DiCaprio, Hugh Glass rolüyle kariyerinin en fiziksel ve zorlayıcı performansını sergiliyor. Diyalogdan ziyade bakışlar, nefes alışlar ve bedensel acıyla şekillenen bu oyunculuk, ona hak ettiği Oscar ödülünü getirmiştir. DiCaprio’nun karakterindeki o sarsılmaz yaşama azmi, filmin duygusal omurgasını oluşturuyor.
Tom Hardy ise John Fitzgerald karakterinde, izleyicinin her hücresiyle nefret edeceği ama motivasyonunu anlayabileceği bir anti-kahraman yaratıyor. Hardy’nin kendine has aksanı ve bencilliği bir hayatta kalma stratejisi olarak sunan performansı, DiCaprio ile olan çatışmasını zirveye taşıyor. Domhnall Gleeson ve Will Poulter gibi isimler de kadronun gerçekçiliğini tamamlayan başarılı performanslar imza atıyor.
Yönetmen Alejandro G. Iñárritu, sinema tarihine geçecek teknik bir ustalık sergiliyor. Filmin neredeyse tamamının sadece doğal ışık kullanılarak çekilmesi, atmosferi benzersiz kılıyor. Görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki’nin uzun planları, izleyiciyi sahnelerin bir gözlemcisi değil, adeta bir katılımcısı haline getiriyor. Yabancı filmler arasında prodüksiyon zorluğu ve estetik başarısıyla ayrışan Diriliş, bir filmden ziyade duyusal bir deneyim sunuyor.
Doğa ile insanın amansız mücadelesini konu alan hikâyelerden hoşlananlar ve sinematografik görselliğe önem veren izleyiciler bu filmi mutlaka listesine almalı. Eğer ağır tempolu ama gerilimi yüksek macera filmi örneklerini seviyorsanız, Diriliş size unutulmaz bir seyir keyfi vaat ediyor. Ayrıca biyografik temelli ve gerçekçi anlatımlardan keyif alanlar için de etkileyici bir seçenek.
Diriliş, sinemanın sadece bir anlatı değil, aynı zamanda fiziksel bir direnç sanatı olduğunu kanıtlıyor. Iñárritu’nun vizyonu, doğanın hem büyüleyici güzelliğini hem de korkunç vahşetini eşzamanlı olarak sunuyor. CGI teknolojisinin ötesinde, gerçek mekanlarda çekilen zorlu sahneler, izleyiciye "gerçeklik" hissini en saf haliyle veriyor.
İntikam ve Adalet: Bir adamın uğradığı ihanet sonrası hayata tutunmasını sağlayan tek güç.
Doğa vs. İnsan: Doğanın insana karşı kayıtsızlığı ve insanın bu devasa güç karşısındaki kırılganlığı.
Metanet ve Dayanıklılık: İnsan iradesinin fiziksel sınırların ne kadar ötesine geçebileceği.
Baba-Oğul Bağları: Glass'ın yaşadığı trajedinin temelindeki koruma ve sevgi içgüdüsü.
Eğer bu filmin atmosferini sevdiyseniz, yine doğada hayatta kalma mücadelesini işleyen yabancı dram filmleri arasındaki Cast Away veya dondurucu soğukta kurtlarla verilen savaşı anlatan The Grey (Gri Kurt) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca bir başka sınır hikâyesi olan Jeremiah Johnson da benzer bir ruh taşır.
Filmin çekimleri, sadece doğal ışık kullanıldığı için günde sadece birkaç saat yapılabiliyordu, bu da prodüksiyonun 9 ay sürmesine neden oldu.
Leonardo DiCaprio, çekimler sırasında gerçekten çiğ bizon karaciğeri yemiş ve dondurucu nehirlerde saatlerce kalmıştır.
Film, Michael Punke’un Hugh Glass’ın gerçek hayat hikâyesinden esinlenerek yazdığı romanından uyarlanmıştır.
Evet, film 19. yüzyılda yaşamış olan sınır sakini ve tuzakçı Hugh Glass'ın gerçek yaşam öyküsünden ve bir bozayı saldırısından sağ kurtulup yüzlerce mil yol kat etmesinden esinlenmiştir.
Söz konusu sahne, görsel efektler (CGI) ve Leonardo DiCaprio’nun dublörlerle gerçekleştirdiği karmaşık bir koreografinin birleşimidir; ancak çekim teknikleri sayesinde tamamen gerçekçi bir görünüm kazanmıştır.
Diriliş, 88. Akademi Ödülleri'nde En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Görüntü Yönetimi dahil olmak üzere toplam 3 Oscar kazanmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...