

Matthew

Isabelle

Theo

Mother

Father

Jean-Pierre Kalfon

Jean-Pierre Léaud

Patrick

First Buff

Second Buff
1968 yılının baharında, Paris sokakları siyasi bir devrimin eşiğindeyken, Amerikalı değişim öğrencisi Matthew, sinemanın büyüsüne kapılmış ikiz kardeşler Isabelle ve Théo ile tanışır. Cinémathèque Française'in kapatılmasına karşı düzenlenen protestolar sırasında başlayan bu arkadaşlık, kısa sürede dış dünyadan tamamen izole, klostrofobik ama bir o kadar da özgür bir evrene dönüşür.
Ebeveynlerinin tatile çıkmasıyla boş kalan evde, bu üç genç kendi kurallarını koydukları bir oyunun içine hapsolurlar. Sinema tarihinin kült sahnelerini yeniden canlandırdıkları, entelektüel tartışmaların bedensel keşiflerle karıştığı bu süreçte, sokaktaki gerçek devrim ile evin içindeki cinsel ve ruhsal devrim arasındaki çizgi giderek bulanıklaşır. Film, masumiyetin kaybedildiği o dar koridoru izleyiciye tüm çıplaklığıyla sunar.
Filmin başarısının temelinde, üç genç oyuncunun cesur ve doğal performansları yatmaktadır. Isabelle rolüyle ilk büyük çıkışını yapan Eva Green, ekrandaki büyüleyici ve tekinsiz aurasıyla modern bir sinema ikonuna dönüşüyor. Karakterinin hem çocuksu masumiyetini hem de yıkıcı çekiciliğini büyük bir başarıyla dengeliyor.
Théo karakterine hayat veren Louis Garrel, entelektüel kibir ile kırılganlık arasında gidip gelen performansıyla dönemin Fransız gençliğini kusursuz yansıtıyor. Amerikalı Matthew rolünde izlediğimiz Michael Pitt ise, bu karmaşık ikilinin arasına dahil olan "gözlemci" konumunu, karakterinin yaşadığı içsel çatışmaları ve şaşkınlığı yansıtarak güçlendiriyor.
Usta yönetmen Bernardo Bertolucci, bu filmle hem kendi gençliğine hem de aşık olduğu yedinci sanata görkemli bir saygı duruşunda bulunuyor. Filmin temposu, bir evin içine sıkışmış olmasına rağmen asla düşmüyor; aksine, karakterler arasındaki gerilim ve erotizm bu durağanlığı dinamik bir anlatıya dönüştürüyor. Bertolucci, 1968 ruhunu sadece politik bir eylem olarak değil, bir yaşam biçimi ve estetik bir duruş olarak ele alıyor. Görüntü yönetimi, Paris'in o puslu ve romantik dokusunu evin her köşesine taşıyarak izleyiciyi hipnotize etmeyi başarıyor.
Sinemanın tarihsel gelişimine ilgi duyan, Godard ve Truffaut gibi ustalara dair referansları yakalamaktan keyif alan sinefiller için bu film bir hazine niteliğindedir. Yabancı dram filmleri arasında farklı bir yere sahip olan yapım, aynı zamanda psikolojik derinliği olan büyüme hikayelerini seven izleyicilere hitap eder. Eğer toplumsal kuralların sorgulandığı ve sınırların zorlandığı yapımlardan hoşlanıyorsanız, bu +18 film kategorisindeki kült yapıtı mutlaka izleme listenize eklemelisiniz.
Bu film, sadece bir dönem hikayesi değil, aynı zamanda sinemanın insan hayatını nasıl şekillendirebileceğine dair en güçlü örneklerden biridir. Karakterlerin gerçek dünyadan kaçıp sinema sahnelerine sığınmaları, izleyiciye kendi tutkularını sorgulatır. Görsel estetiği, müzikleri ve cesur anlatımıyla, benzer temalı ana akım filmlerden keskin bir şekilde ayrılır ve izleyicisinde kalıcı bir iz bırakır.
Sinema Tutkusu: Hayatın sinema ile olan ayrılmaz bağı ve gerçekliğin kurguyla harmanlanması.
İzolasyon ve Özgürlük: Dış dünyadaki kaostan kaçıp kapalı bir mekanda yaratılan sahte cennet.
Cinsel Keşif: Gençliğin ve bedenin sınırlarının toplumsal tabulara karşı test edilmesi.
Politik Uyanış: Bireysel arzuların toplumsal devrimlerle kesiştiği o kritik an.
Eğer bu filmdeki atmosferi sevdiyseniz, sanat filmi tadındaki şu yapımlara da göz atabilirsiniz: Bernardo Bertolucci’nin bir diğer klasiği olan Paris'te Son Tango, benzer bir izolasyon ve tutku temasını işler. Ayrıca Louis Malle imzalı Murmur of the Heart, aile bağları ve büyüme sancıları üzerine benzer cesur yaklaşımlar sergiler. Xavier Dolan'ın Hayali Aşklar filmi de görsel estetiği ve gençlik duygusallığı açısından bu listenin bir parçası olabilir.
Film, Gilbert Adair’in "The Holy Innocents" adlı romanından bizzat yazar tarafından senaryolaştırılmıştır.
Filmdeki meşhur Louvre Müzesi koşusu sahnesi, Jean-Luc Godard'ın Bande à part filmine doğrudan bir selam duruşudur.
Eva Green, ailesinin ve menajerinin başlangıçtaki itirazlarına rağmen rolün sanatsal derinliğine inanarak projeyi kabul etmiştir.
Film, kurgusal bir roman uyarlaması olsa da 1968 Mayıs olayları ve Cinémathèque Française’in kurucusu Henri Langlois’nın görevden alınması gibi gerçek tarihi olayları arka planına alır.
Evet, karakterlerin oyunlar oynarken canlandırdıkları sahnelerin orijinal görüntüleri (örneğin Charlie Chaplin veya Greta Garbo sahneleri) film içine ustalıkla kurgulanmıştır.
Film, çıplaklık ve cinsel temaları oldukça açık ve sansürsüz bir şekilde işlediği için dünya genelinde yüksek yaş sınırıyla vizyona girmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...